Araştırma-İnceleme
Yeni Osmanlıcılık
Hınç, Nostalji, Narsisizm
Osmanlı’nın “esas” kimlik olarak inşasına dönük çok yönlü bir seferberlik süregidiyor: Kamusal mekânların düzenlenmesinde Osmanlı’yı ihyâ gayreti; “tarih” deyince sadece Osmanlı’nın konuşulması; araba camlarında, yüzüklerde Osmanlı tuğraları; dükkânlarda “Osmanlı”lı isimlendirmeler… Nagehan Tokdoğan’ın çalışması, sahici bir anlama tutkusunu okuruna da aktaran çok yönlü sosyal bilimsel bakışın heyecan verici bir örneği.
Ülke Deneyimleri Işığında
Küresel Kriz ve Yeni Ekonomik Düzen
Ülke Deneyimleri Işığında Küresel Kriz ve Yeni Ekonomik Düzen, krizin bütün boyutlarıyla anlaşılmasını amaçlıyor. Kriz öncesi dönemi, krizin etkilerini, alınan ve alınamayan önlemleri, kriz sonrası senaryoları inceliyor. Değişen güç dengelerine ışık tutuyor. Aralarında Türkiye’nin de yer aldığı “yükselen piyasalar”a ilişkin ayrıntılı ülke araştırmalarına yer veriyor.
Osmanlı İmparatorluğu`nda Sosyalizm ve Milliyetçilik (1876-1923)
Lozan Antlaşması’na kadar “azınlık” olarak tanımlanmayan etnik ve dinî unsurlar; çerçeveyi biraz daraltırsak gayrı-müslim Osmanlılar hemen hemen bütün Batılılaşma akımlarında olduğu gibi sol fikir ve hareketlerin yayılmasında da öncülük etmişlerdi: Bugüne kadar ışıkla ve yazıyla gerektiğince buluşamamış, önemli bir tarih kesiti. Zürcher, Feroz Ahmad, Adanır, Dumont, Noutsos, Yalımov ve Ter Minassian'ın makaleleriyle...
Edebiyattaki İktisat
Edebiyattaki İktisat kitabı, edebiyat ve iktisat alanları arasındaki ilişkinin çeşitli yansımalarını, bu defa edebiyat eleştirmenlerinin değil iktisatçıların gözüyle inceleyen makalelerden oluşuyor.
Emek
Kaybolma Yolunda Bir Değer mi?
Çalışma, hem söylemde hem gerçeklikte, ulus için ürün zenginliğini artırma, birey için gelir sağlama, kapitalist sınıf için de kâr etme yolu oldu hep. Maddeyi insanın kullanabileceği ürünler haline getirmenin, doğayı dönüştürmenin, dünyayı insanlaştırmanın aracı olmanın yanında, emek, bireyi topluma bağlayan en önemli unsurlardan biridir.
Alevî ve Bektaşî İnançlarının İslâm Öncesi Temelleri
Ahmet Yaşar Ocak'ın bu incelemesi, onun "kitabî"-"ortodoks" İslâmiyet dışındaki Müslümanlık anlayışları ve pratikleri hakkındaki araştırma zincirinin önemli halkalarından birini oluşturuyor. Türkler, Türkiye ve İslâm ve Türk Sufîliğine Bakışlar'dan bildiğimiz kuramsal bakışı ayrıntıya indiren bu usta zanaatkâr ürünü çalışma, "Anadolu heterodoksisi" tarihine değerli bir katkı sunuyor.
İktisatçılar ve İnsanlar
İktisat kuramlarıyla gerçek hayat arasındaki kopukluk, gerçek hayatın bireylerini, “insanlar”ı nasıl etkiliyor? İktisatta yöntem ya da yöntemler ne olmalı ki, iktisat krizleriyle insanî krizlerin paralel seyri engellenebilsin? Ekonomik aklın çok şeye egemen olduğu, hayatın merkezine yerleştiği bir dönemde, iktisattaki yöntem tartışmalarına “insan”ı unutmadan gerçekleştirilen bir katılım, çok yönlü bir araştırma.
Yol/Rê: Dersim İnanç Sembolizmi
Antropolojik Bir Yaklaşım
Dersim, kendine mahsus bir dünya. Üst başlıklardan taşan, Kürtlerle, Zazalarla, Alevilikle ilgili etno-dinsel ve kültürel tasniflere sığmayan bir yanı var. Dilşa Deniz, Dersim’e eğilen ilk antropolojik çalışmaya dayanan kitabında, bu kendine mahsus dünyaya davet ediyor okuru. Dersim’le ilgili yüceltici ve karalayıcı efsanelerin perdesini kaldırıp, olağanüstü incelikli bir bakışla, gerçek inanç dünyasına ve “gerçek efsanelere” eğiliyor.
Ordu ve Millet
1930'larda Almanya ve Türkiye'de Askerî Kültür
Tarihçi Emre Sencer, elbette köklü farklılıklara sahip olsalar da, bu çerçevede anlamlı bir mukayese imkânı sunan 1930’lar Almanyası ve Türkiyesi’nde, askerî kültürün baskın etkisini inceliyor. Orduya-subaylara özgü bakış açısının, iki savaş arası dönemde tümüyle siyasetin ve kültürün biçimlenmesinde oynadığı rolü görüyoruz.
Küreselleşme Çağında Göç
Kavramlar, Tartışmalar
İnsanlar, ezelden beri dünya üzerinde göç halindeler. İçinde bulunduğumuz küreselleşme çağında göçün hem boyutları olağanüstü arttı hem karmaşıklaştı. Açık, döner ve mühürlü kapılar var; herkes her yere göçemiyor... Çok farklı göç deneyimleri var. Göçmenler, umutları ve mağduriyetleri ile, bütün yerleşik düzenleri değişime zorluyorlar.
Türkiye'nin Büyük Dönüşümü
Ayşe Buğra'ya Armağan
"Hep özgürlükle eşitliğin birlikte var olduğu bir toplumun iyi bir toplum olduğunu düşündüm." Ayşe Buğra’nın bu temel kaygı etrafında şekillenen sosyal bilim hocalığının ilham verdiği bir kitap bu. Piyasa toplumuna, emek süreçlerine, sosyal politikalara, hep eşitlik ve özgürlüğün hakkını verme kaygısıyla bakan kapsamlı bir derleme.
Canların Cinsiyeti
Alevilik ve Kadın
Alevilik, kadın-erkek eşitliğine yaptığı vurguyla zaman içinde zihinlerde belli bir yer edindi, ancak bu eşitlik iddiasının gerçek hayata ne kadar taşındığı meçhul… Nimet Okan, bu sorunun peşinden gidip topluluğun kadınlarına kulak vererek, günlük hayatın içine gizlenmiş ayrımcılıkları tek tek tespit ederek, sözde kalan bir eşitlik iddiasının aslını gün yüzüne çıkarıyor.
Para Pul Oldu
Osmanlı´da Kâğıt Para, Maliye ve Toplum
Osmanlı İmparatorluğu’nda kâğıt paranın (kaime) kullanımı imparatorluğun yaşadığı uzun modernleşme sürecinde dikkat çekici bir deneyimdir. Kapitalizmin kendi “imkânları” ile gelişmediği bir “piyasada”, kâğıt paranın devletin câri giderlerini finanse edeceği bir araca dönüşmesi ise kaçınılmazdır.
Millî Mücadelede İttihatçılık
Erik Jan Zürcher’in Millî Mücadelede İttihatçılık adlı kitabı, millî mücadelede İttihatçıların rolünün resmî tarihte yansıtıldığından çok daha önemli olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmasına İzmir suikasti davalarını çıkış noktası olarak alan Zürcher, 1926’da, yani İttihat ve Terakki Fırkası kendini feshettikten tam sekiz yıl sonra İttihatçıların neden hâlâ tehlikeli sayılarak siyasal bir temizlik hareketine girişildiğini sorguluyor.
Kaynana Ne Yaptı, Gelin Ne Dedi?
Ailedeki Kadınlar ve İlişkileri
Dikmen Yakalı Çamoğlu’nun Kaynana Ne Yaptı, Gelin Ne Dedi? ile mercek altına aldığı ilişkiler, bireysel güç arayışının toplumsal konumlara ve imkânlara göre şekillenişini göstermenin yanı sıra aile hikâyelerinin nasıl kurulduğu, kimlerin “ayrıkotu” gibi görülerek aile hikâyelerinden dışlandığı, anısı kuşaktan kuşağa aktarılanların hangi tarzda aile üyeleri olduğu gibi soruların cevaplarını da gözler önüne seriyor.
Kürt Tarihi ve Siyasetinden Portreler
Portreler üzerinden tarihe yeniden bakmayı, bakmakla kalmayıp Kürtlerin entelektüel ve siyasi tarihlerini, çeşitliliğe halel getirmeyen bir bütünlük üzerinden okumayı isteyenler için eşsiz bir başlangıç noktası. Tarihyazımına yeni bir soluk.
"Ama Eşkıyalık Çağı Kapandı!"
Modern Türkiye'de Son Kürt Eşkiyalık Çağı (1950-1970)
Ahmet Özcan, hem tartışmayı genişletiyor, hem de Türkiye ve Kürtler bağlamında vakalarla, hikâyelerle, imgelerle donatılmış sağlam bir analiz ortaya koyuyor. Modern ulus-devletin serpilme sürecinde “eşkıya”dan “suçlu vatandaş”a, “masum köylüler”den “dağlı canavarlar”a geçiş nasıl oldu? “Münferit vakalar” sayılan “Doğu” eşkıyalığı, neden toplu bir kriminalleştirme eşliğinde sistemli bir “eşkıya avı”nın konusuna dönüştü? En nihayet “Eşkıya”dan “Terörist”e nasıl geçildi?
Türkiye’de Sağlıkta Kamu-Özel Ortaklığı
Şehir Hastaneleri
Elinizdeki kitapta, şehir hastaneleri olgusu çok yönlü olarak değerlendiriliyor. Bu modelin ekonomipolitiği nasıl işliyor, iktisadi ve malî etkileri nedir? Hukuki çerçeve nedir, şehir hastaneleriyle ilgili açılan davalar nasıl bir seyir izliyor? İstihdam koşulları nedir, sağlık çalışanlarını neler bekliyor? Hastaları neler bekliyor; tıbbi gerekliliklerden çok “müşteri memnuniyetini” gözeten sistemin etkileri neler olacak?
Kalkınma İktisadının Penceresinden Türkiye’ye Bakmak
Fikret Şenses'e Armağan
Elinizdeki kitap, kalkınma iktisadının, bu yeni terminolojinin belki üstünü örttüğü ama aslında ortadan kalkmamış olan temel meselelerini gündeme getirmeye çalışıyor: Eşitsizlik, yoksulluk, insani gelişme ve bu bağlamda sağlık ve eğitim. Makalelerin büyük bölümü, Türkiye ekonomisinin son dönem gelişmelerini bu eleştirel bakış açısından irdelemeye ayrılmıştır.
Yeni Türkiye’nin Ruhu
Hınç, Tahakküm, Muhtaçlaştırma
Yeni Türkiye’nin Ruhu, tam da bu ihtiyacı tespit eden, “hınç, tahakküm, muhtaçlaştırma” stratejilerinin nasıl işlediğini titizlikle ele alan, Yeni Türkiye’de “yeni” olanı kavramaya aday, kıymetli ve eşsiz bir inceleme.
“Mücadeleciler”
Mücadele Birliği (1964-1980)
Türkiye sağının belki ülkücüler ve İslâmcılar kadar “meşhur” olmayan fakat çok etkili olmuş, biraz da “gizemli” bir hareketinin portresini çizen bir kitap “Mücadeleciler”.
Aleviliğin Doğuşu
Kızılbaş Sufiliğinin Toplumsal ve Siyasal Temelleri 1300-1501
Rıza Yıldırım, 14.-15. yüzyıl dönümünün büyük toplumsal ve siyasal çalkantıları içinde Anadolu’da Aleviliğin doğuşunun “macerasını” anlatıyor.
Ağa, Şeyh, Devlet
Martin van Bruinessen'in bu kitabı Kürtler üzerine yapılmış ilk ve en kapsamlı saha araştırmasına dayanmaktadır. Kürt coğrafyası üzerine antropolojik ve sosyolojik verileriyle öne çıkan Ağa, Şeyh, Devlet, ilk baskısının yayımlanmasından bu zamana kadar, bölgedeki ardı arkası kesilmeyen köklü sarsıntılarla ve altüst oluşlara rağmen, klasik bir referans eser olma niteliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir.
Memalik-i Şahane'den Vatan'a
Toprak, mekân, coğrafya nasıl “vatan” olur ve kutsallaşır? Sezgi Durgun, modern ulus-devlet inşa sürecinin önemli bir bileşeni olan vatan inşası deneyimini Türkiye örneğinde inceliyor. Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne giden süreçte, vatan kavramının nasıl oluştuğunu, vatanın harita üzerinde ve muhayyilelerde nasıl şekillendiğini ele alıyor.