Araştırma-İnceleme
"Türk'ün Büyük, Biçare Irkı"
Türk Yurdu’nda Milliyetçiliğin Esasları (1911-1916)
Buradaki patetik satırlar, 1915 yılında Türk Yurdu dergisinde yayımlanan bir yazıdan. Dönemin hınçla, intikam hissiyle ve ölüm-kalım şiddetinde bir azimkârlıkla yüklü milliyetçi kalkışma ruhunu yansıtıyor.1911-1916 yıllarında, yani Balkan Savaşları ile Dünya Savaşı arasındaki teyakkuz döneminde Türk Yurdu dergisini mercek altına alan bu çalışmada Ümit Kurt, Türk milliyetçiliğinin oluşumundaki ırkçı damarı ortaya koyuyor.
Tek Partinin Yükselişi
Ahmet Demirel’in makalelerini bir araya getiren Tek Partinin Yükselişi, Milli Mücadele dönemi ve Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki seçimlere ve bu seçimler sonucu oluşan Meclis’in yapısına odaklanıyor. Demirel, tek parti rejiminin yavaş yavaş kurulduğu bu süreçte, milletvekili adaylarının belirlenmesinden, Meclis’in oluşmasına kadar geçen zaman içerisinde neler yaşandığını çarpıcı ayrıntılarla okuyucuya sunuyor.
Eylemden Öğrenmek
TEKEL Direnişi ve Sınıf Bilinci
2010 kışında yaşanan TEKEL direnişi, Türkiye’de emek hareketinin tarihinde müstesna bir olay olarak yer aldı. Ülkenin çeşitli yerlerinden Ankara’ya gelen işçiler, başkentin merkezindeki yaya bölgesine 78 gün boyunca ‘yerleşerek’ kararlılıklarını gösterdiler ve hak taleplerini duyurmaya çalıştılar.
Asker Evlatlar Yetiştirmek
II. Meşrutiyet Döneminde Beden Terbiyesi, Askerî Talim ve Paramiliter Gençlik Örgütleri
Osmanlı İmparatorluğu’nda askerî yenilgilerin entelektüel ortamı hızla etkilediği dönem Balkan Savaşları’dır. İmparatorluk fikri siyasi elitin zihninde de hızla tükenirken, milliyetçilik dönemin fikir atmosferini ele geçirmiştir. Kaybı telafi etmenin yolunu askerî başarılarda gören bu anlayış, “silahlanmış millet” (millet-i müsellaha) fikrini işlemeye koyulmuştur.
İncirlik Üssü
ABD’nin Üs Politikası ve Türkiye
İkinci Dünya Savaşı bittiğinde Amerika, hemen tüm dünyada sempatiyle anılıyor; iyiliksever, koruyucu ve kurtarıcı bir imgeyle hatırlanıyordu. Farklı bölge ve ülkelerde, Amerikan askerî üsleri hızla kurulup yaygınlaştı. Amerika, büyük tehlike Sovyetler’e karşı küçük kardeşlerinin yanındaydı. Soğuk Savaş’la birlikte başkalaşan global siyaset dengesi, bu imgeyi aşamalı olarak değiştirdi.
İktisatta Yeni Yaklaşımlar
Ekonomi politik pek çok düşünürle değişim geçirmiş, başkalaşarak yeni ve zihin açıcı açılımlara sahip olmuştur. Smith, Mill veya Marx hemen sayılabilecek öncü isimler. Görünenin ardındakini açığa çıkarmak, yeni sorular sormak ve anlamaya ilişkin kılavuzlar oluşturmak hususunda çığır açıcı isimlerden biri de kuşkusuz Walras.
Tamamlanmamış Devrim
Kadınların Yeni Rollerine Uymak
Sosyal eşitsizlikler ve yeni eşitsizlik biçimleri, sosyal refah devletinin aile politikalarındaki dönüşüm, eşlerin çocuk bakımı ve ev işi konularındaki tavırları, doğurganlık oranlarındaki düşüş, kadın istihdamındaki durum, nesiller arasındaki farklılıklar, yoksulluk gibi birçok konuyu günümüz dünyasında kadınların rolü çerçevesinde ele alan Tamamlanmamış Devrim yaşanan sorunlara farklı toplumların nasıl yanıtlar verdiklerini ortaya koyuyor.
Manga
Bir Kültürel Direniş Aracı
Japon çizgi romanı Manga, global ölçekli popüler kültürün yeni fenomenlerinden biri. Mangalar, dinamik çizgileri ve güçlü anlatı evreniyle bütün dünyada şaşırtıcı genişlikte bir okur kitlesine sahip. Manga dendiğinde, hâkim çizgi roman anlayışından farklı bir şey kastedildiği hemen anlaşılıyor.
İktisat Üzerine Yazılar I
Küresel Düzen: Birikim, Devlet ve Sınıflar
Korkut Boratav'a Armağan
Küresel Düzen: Birikim, Devlet ve Sınıflar başlığı altında toplanan makaleler, Türkiye kapitalizminin globalleşme sürecine bağlı dinamiklerinin çözümlenmesine yoğunlaşıyor. Süreç, kredi piyasası, mali birikim - reel birikim ilişkisi, büyüme, gelir dağılımı, işgücü piyasası, sendikalar vb. birçok özgül alandaki boyutlarıyla ele alınıyor.
II. Meşrutiyet Döneminin Demokratları
Osmanlı Demokrat Fırkası (Fırka-i İbad)
Kahvehaneden akademiye hemen her yerde, Türkiye’de demokrasi fikrinin ve kültürünün zayıflığından, köksüzlüğünden çok yakınılır. Bu köksüzlüğün kökü de, ülkenin belli başlı siyasal akımlarının ortaya çıktığı II. Meşrutiyet döneminde aranır. Gökhan Kaya, tam da o dönemde demokrasiyi şiar edinmiş bir partiye dikkatimizi çekiyor: Fırka-i İbad, Osmanlı Demokrat Fırkası.
Erken Cumhuriyet Döneminde
Ekonominin Türkleştirilmesi
Erken Cumhuriyet döneminde iktisadi alanın “milli” olana açılması, “yerli” sermaye birikiminin sağlanması ve iş yaşamının “homojenleştirilmesi” gibi uygulamalar bugüne kadar birbirinden ayrı süreçler olarak ele alındı. Murat Koraltürk, Ekonominin Türkleştirilmesi’nde “milli iktisat” başlığı altında ve yalnızca yeni ulus-devletin iktisaden güçlenmesine yönelik politikalar şeklinde tartışılan bu süreçleri bir bütün olarak inceliyor. Sermayenin, işgücünün ve mesleklerin Türkleştirilmesine yönelik girişim ve uygulamaları örneklerle ortaya koyarken, “ekonominin Türkleştirilmesi”ne giden yolun nasıl hazırladığını kapsamlı bir biçimde tartışıyor.
Mülkten Ülkeye
Türkiye’de Taşra İdaresinin Dönüşümü (1839-1929)
Türkiye’nin devlet yapısında merkeziyetçilik meselesi uzun süredir tartışma gündeminde. Bu merkeziyetçi yönetim yapısı nasıl biçimlendi? Bu bir “gelenek” midir? Yukarıdan aşağı bir modernizm hamlesinin “yapay” bir sonucu mudur? Cenk Reyhan ve Nizam Önen, 1839’dan 1929’a uzanan kritik geçiş döneminde Türkiye’de taşra idaresinin dönüşümünü ele alan çalışmalarında, bu soruların yüzeysel ve kolaycı olmayan cevaplarını arıyorlar.
Piyasanın İdaresi
Neoliberalizm ve Bağımsız Düzenleyici Kurumların Anatomisi
“Yanlış mı yaptık bilmiyorum. Ama Türkiye’de, çok fazla özerk kuruluş kuruldu. Devlet içinde; fakat devletten daha yetkili bazı kuruluşlar kuruldu. Onlara söz geçiremiyoruz... devletin etkinliğini yeniden demokratik kurallar içinde işler hale getirmemiz gerektiği düşüncesindeyim.” Bülent Ecevit, 200
Türk Dininin Sosyolojik İmkanı
İslam Protestanlığı ve Alevilik
Türkiye’de dine nizam verme, dini bir siyasal projeye bağlı olarak biçimlendirme çabaları, her zaman bir “hassas konu” idi. Yasin Aktay’ın kitabı, İslâm’la ilgili yığınla tartışma ve yayın arasında ihmale uğrayan bu hassas konuya giriyor: Türkiye’de devletin ya da resmî ideolojinin “din projesi”nin mahiyetini tartışıyor. Türkiye’de devlet geleneğininin yöneldiği modernleşme güzergâhında izlediği din siyasetini "Protestanlık"la tanımlıyor.
Kızıl Feministler
Bir Sözlü Tarih Çalışması
Birleşmiş Milletler 1975 yılını Dünya Kadın Yılı ilan etti. Aynı yılın Haziran ayında İstanbul’da Çeliktepe’de bir gecekonduda İlerici Kadınlar Derneği isminde bir dernek faaliyete geçti. Bu dernek üç yıl sonra Uzunköprü’den Van’a, Samsun’dan Adana’ya kadar şubeleri olan kitlesel bir kadın örgütüne dönüştü. Kuruluşundan beş yıl sonraki bilanço: 12.000 üye, 33 şube, 35 temsilcilik, son sayısı 35.000 basılan bir dergi: Kadınların Sesi...
Hurafeler ve Mitler
Halk İslamında Senkretizm
Farklı dinlere mensup insanlar, yüzyıllardır bir arada yaşadılar, yaşamaya devam ediyorlar. Bu inançlar arasında sürekli geçişler, birbirini etkilemeler söz konusu. Her dinin şehitleri, azizleri, evliyaları, kutsal mekânları; ibadet özellikleri etrafındaki diğer inançları etkiledi ve onlardan etkilendi.
Dünden Kalanlar
Türkiye'de Hemşirelik ve GATA TSK Sağlık Meslek Lisesi Örneği
“Biz insan hayatıyla birebir iç içeyiz. Ama işte karşımızdaki insanlar nedense hiçbir zaman hemşireleri pek iyi gözle görmüyorlar. Hep, her zaman böyle olmuştur. Çalıştığımız yerlerde de öyle. Nedendir bilmiyorum bir laboranta bakış açısıyla bir hemşireye bakış açısı o kadar farklı ki. Aslında biz onlardan daha yoğun çalışıyoruz, daha fazla çalışıyoruz. Buna rağmen ama, bakış açısı ve verilen değer çok farklı. Bunlara çok üzülüyorum.”
İktisadı Felsefeyle Düşünmek
İktisat ile felsefenin ilişkisi, bir baba-oğul veya aşk-nefret hikâyesine benzetilebilir. Pek çok sosyal bilim alanında olduğu gibi iktisat da felsefeden farklı ve kendine özgü bir hayat alanı açmayı amaçlamış, tarihteki ayrışma hatlarına bakılırsa, bunu oldukça keskin bir tarzda yapmıştır. Felsefeyi spekülatif bulmak, pozitivist referansların dışında kabul etmek ve şüphecilik ile eleştirelliği de iktisadın dışına itmek, söz konusu ayrışmayı pekiştiren popüler yargılardandır.
İsmail Beşikçi
İsmail Beşikçi, Türkiye’de “düşünce özgürlüğü” sorununun simgesidir. 1970’lerin başından bugüne dek kitaplarına, yazılarına sürekli dava açıldı, on yedi yıl hapiste yattı. İsmail Beşikçi, Türkiye’de Kürt sorununun “tabu” oluşunun da simgesidir. Kürt sorunuyla ilgili öncü çalışmaları, onun hep “mahkemelik” olmasına ve üniversitede barındırılmamasına yol açtı.
Üç Dönem Bir Aydın:
Burhan Asaf Belge
(1899 – 1967)
Burhan Asaf Belge, imparatorluktan Cumhuriyet’e geçerken yetişen ve bu dönüşümün getirdiği etkilerle şekillenen bir kuşağın üyesiydi. Ülkenin kaderinde söz sahibi olabileceği ihtimaliyle hareket eden, gücünü böylesi bir ihtimal üzerinde yoğunlaştırmaya çalışan bu kuşak, siyasal alanın kuruluşunda önemli roller oynadı.
Devlet-Piyasa Karşıtlığının Ötesinde
İhtiyaçlar ve Tüketim Üzerine Yazılar
Ayşe Buğra bu yeni çalışmasında, insanın en temel davranış biçimlerinden biri olan tüketimi, iktisadî, siyasî, sosyal ve kültürel dinamiklerin kesiştiği bir noktada inceliyor. İlk bakışta salt bireysel bir özellikmiş gibi görülen tüketim ilişkileri, ahlâkî ve siyasî boyutlarından soyutlanarak ele alınabilir mi? Buğra, bu soruya açık ve inandırıcı biçimde olumsuz yanıt verirken, iktisat bilimindeki tüketim kavramının yetersizliklerine de işaret ediyor.
Avrupa'da Milli Uyanış
Toplumsal Koşulların ve Toplulukların Karşılaştırmalı Analizi
Miroslav Hroch, Orta ve Kuzey Avrupa’da milliyetçiliğin nasıl geliştiğini betimleyerek başlıyor çalışmasına ama önemli bir farkla: kitleselleşmiş milli hareketin başlangıcından önceki milli ajitasyon dönemine özellikle yoğunlaşıyor.
Vesayetten Siyasete Türkiye'de Sendikacılık (1946-1967)
Emek Tarihi yazını, erken cumhuriyet dönemine yönelik çalışmalar istisna tutulursa, genellikle 1960 sonrasından başlatılır. 27 Mayıs öncesindeki emek tarihi ekseriyetle birkaç satırla geçiştirilerek önemsizleştirilir. Her şey, 61’ Anayasasının teminatıyla gelişmiş gibi gösterilir.
Umûmî Müfettişlikler (1927-1952)
Umûmî Müfettişlikler, Osmanlı siyâsî/idârî zihniyetinin ve uygulamasının Cumhuriyete devreden mirası olarak kabul edilebilir. Cemil Koçak bu eserinde Umûmî Müfettişlikler’in siyâsî, idârî, sosyal, iktisâdî ve kültürel misyonlarını ortaya çıkarmaya çalışarak, İçişleri Bakanlığı’na sürekli raporlar düzenleyen, memleketin “geri kalmış” bölgelerindeki “ıslah” çalışmalarını denetleyen, Kürt sorunu ile yakından ilgili, memleket sathında örgütlü bir bürokratik ağın gözden ırak bırakılmış/bıraktırılmış varlığına dikkat çekiyor.