Araştırma-İnceleme
Mülkten Ülkeye
Türkiye’de Taşra İdaresinin Dönüşümü (1839-1929)
Türkiye’nin devlet yapısında merkeziyetçilik meselesi uzun süredir tartışma gündeminde. Bu merkeziyetçi yönetim yapısı nasıl biçimlendi? Bu bir “gelenek” midir? Yukarıdan aşağı bir modernizm hamlesinin “yapay” bir sonucu mudur? Cenk Reyhan ve Nizam Önen, 1839’dan 1929’a uzanan kritik geçiş döneminde Türkiye’de taşra idaresinin dönüşümünü ele alan çalışmalarında, bu soruların yüzeysel ve kolaycı olmayan cevaplarını arıyorlar.
Piyasanın İdaresi
Neoliberalizm ve Bağımsız Düzenleyici Kurumların Anatomisi
“Yanlış mı yaptık bilmiyorum. Ama Türkiye’de, çok fazla özerk kuruluş kuruldu. Devlet içinde; fakat devletten daha yetkili bazı kuruluşlar kuruldu. Onlara söz geçiremiyoruz... devletin etkinliğini yeniden demokratik kurallar içinde işler hale getirmemiz gerektiği düşüncesindeyim.” Bülent Ecevit, 200
Türk Dininin Sosyolojik İmkanı
İslam Protestanlığı ve Alevilik
Türkiye’de dine nizam verme, dini bir siyasal projeye bağlı olarak biçimlendirme çabaları, her zaman bir “hassas konu” idi. Yasin Aktay’ın kitabı, İslâm’la ilgili yığınla tartışma ve yayın arasında ihmale uğrayan bu hassas konuya giriyor: Türkiye’de devletin ya da resmî ideolojinin “din projesi”nin mahiyetini tartışıyor. Türkiye’de devlet geleneğininin yöneldiği modernleşme güzergâhında izlediği din siyasetini "Protestanlık"la tanımlıyor.
Kızıl Feministler
Bir Sözlü Tarih Çalışması
Birleşmiş Milletler 1975 yılını Dünya Kadın Yılı ilan etti. Aynı yılın Haziran ayında İstanbul’da Çeliktepe’de bir gecekonduda İlerici Kadınlar Derneği isminde bir dernek faaliyete geçti. Bu dernek üç yıl sonra Uzunköprü’den Van’a, Samsun’dan Adana’ya kadar şubeleri olan kitlesel bir kadın örgütüne dönüştü. Kuruluşundan beş yıl sonraki bilanço: 12.000 üye, 33 şube, 35 temsilcilik, son sayısı 35.000 basılan bir dergi: Kadınların Sesi...
Hurafeler ve Mitler
Halk İslamında Senkretizm
Farklı dinlere mensup insanlar, yüzyıllardır bir arada yaşadılar, yaşamaya devam ediyorlar. Bu inançlar arasında sürekli geçişler, birbirini etkilemeler söz konusu. Her dinin şehitleri, azizleri, evliyaları, kutsal mekânları; ibadet özellikleri etrafındaki diğer inançları etkiledi ve onlardan etkilendi.
Dünden Kalanlar
Türkiye'de Hemşirelik ve GATA TSK Sağlık Meslek Lisesi Örneği
“Biz insan hayatıyla birebir iç içeyiz. Ama işte karşımızdaki insanlar nedense hiçbir zaman hemşireleri pek iyi gözle görmüyorlar. Hep, her zaman böyle olmuştur. Çalıştığımız yerlerde de öyle. Nedendir bilmiyorum bir laboranta bakış açısıyla bir hemşireye bakış açısı o kadar farklı ki. Aslında biz onlardan daha yoğun çalışıyoruz, daha fazla çalışıyoruz. Buna rağmen ama, bakış açısı ve verilen değer çok farklı. Bunlara çok üzülüyorum.”
İktisadı Felsefeyle Düşünmek
İktisat ile felsefenin ilişkisi, bir baba-oğul veya aşk-nefret hikâyesine benzetilebilir. Pek çok sosyal bilim alanında olduğu gibi iktisat da felsefeden farklı ve kendine özgü bir hayat alanı açmayı amaçlamış, tarihteki ayrışma hatlarına bakılırsa, bunu oldukça keskin bir tarzda yapmıştır. Felsefeyi spekülatif bulmak, pozitivist referansların dışında kabul etmek ve şüphecilik ile eleştirelliği de iktisadın dışına itmek, söz konusu ayrışmayı pekiştiren popüler yargılardandır.
İsmail Beşikçi
İsmail Beşikçi, Türkiye’de “düşünce özgürlüğü” sorununun simgesidir. 1970’lerin başından bugüne dek kitaplarına, yazılarına sürekli dava açıldı, on yedi yıl hapiste yattı. İsmail Beşikçi, Türkiye’de Kürt sorununun “tabu” oluşunun da simgesidir. Kürt sorunuyla ilgili öncü çalışmaları, onun hep “mahkemelik” olmasına ve üniversitede barındırılmamasına yol açtı.
Üç Dönem Bir Aydın:
Burhan Asaf Belge
(1899 – 1967)
Burhan Asaf Belge, imparatorluktan Cumhuriyet’e geçerken yetişen ve bu dönüşümün getirdiği etkilerle şekillenen bir kuşağın üyesiydi. Ülkenin kaderinde söz sahibi olabileceği ihtimaliyle hareket eden, gücünü böylesi bir ihtimal üzerinde yoğunlaştırmaya çalışan bu kuşak, siyasal alanın kuruluşunda önemli roller oynadı.
Devlet-Piyasa Karşıtlığının Ötesinde
İhtiyaçlar ve Tüketim Üzerine Yazılar
Ayşe Buğra bu yeni çalışmasında, insanın en temel davranış biçimlerinden biri olan tüketimi, iktisadî, siyasî, sosyal ve kültürel dinamiklerin kesiştiği bir noktada inceliyor. İlk bakışta salt bireysel bir özellikmiş gibi görülen tüketim ilişkileri, ahlâkî ve siyasî boyutlarından soyutlanarak ele alınabilir mi? Buğra, bu soruya açık ve inandırıcı biçimde olumsuz yanıt verirken, iktisat bilimindeki tüketim kavramının yetersizliklerine de işaret ediyor.
Avrupa'da Milli Uyanış
Toplumsal Koşulların ve Toplulukların Karşılaştırmalı Analizi
Miroslav Hroch, Orta ve Kuzey Avrupa’da milliyetçiliğin nasıl geliştiğini betimleyerek başlıyor çalışmasına ama önemli bir farkla: kitleselleşmiş milli hareketin başlangıcından önceki milli ajitasyon dönemine özellikle yoğunlaşıyor.
Vesayetten Siyasete Türkiye'de Sendikacılık (1946-1967)
Emek Tarihi yazını, erken cumhuriyet dönemine yönelik çalışmalar istisna tutulursa, genellikle 1960 sonrasından başlatılır. 27 Mayıs öncesindeki emek tarihi ekseriyetle birkaç satırla geçiştirilerek önemsizleştirilir. Her şey, 61’ Anayasasının teminatıyla gelişmiş gibi gösterilir.
Umûmî Müfettişlikler (1927-1952)
Umûmî Müfettişlikler, Osmanlı siyâsî/idârî zihniyetinin ve uygulamasının Cumhuriyete devreden mirası olarak kabul edilebilir. Cemil Koçak bu eserinde Umûmî Müfettişlikler’in siyâsî, idârî, sosyal, iktisâdî ve kültürel misyonlarını ortaya çıkarmaya çalışarak, İçişleri Bakanlığı’na sürekli raporlar düzenleyen, memleketin “geri kalmış” bölgelerindeki “ıslah” çalışmalarını denetleyen, Kürt sorunu ile yakından ilgili, memleket sathında örgütlü bir bürokratik ağın gözden ırak bırakılmış/bıraktırılmış varlığına dikkat çekiyor.
İkinci Parti
Türkiye’de İki Partili Siyasi Sistemin Kuruluş Yılları (1945-1950) Cilt 1
İkinci Parti, 1945 yılını temel alarak, tek-parti döneminde şekillenmiş siyasî alışkanlıkların İkinci Dünya Savaşı sonrasında beliren yeni uluslararası gelişmelerle bambaşka siyasî, iktisadî ve toplumsal dönüşüm ağında Demokrat Parti’ye uzanışını ele alıyor.
Türkiye'de Sol Akımlar 1925-1936 (Cilt 2)
Türkiye’de Sol Akımlar’ın birinci cildi 1925 yılında noktalanıyordu. 1925’ten itibaren hem yeni ulus-devletin elitleri arasındaki iktidar mücadelesi hem de Sovyetler Birliği’nin politikaları, Türkiye sol hareketi üzerinde doğrudan belirleyici hale geldi. Türkiye’de Sol Akımlar 1925-1936, bu çalkantılı dönemin tarihini ele alıyor. Günlük gazeteler, hatıralar, mektuplar, mahkeme kayıtları ve parti arşivleri, bu cildin de zeminini oluşturuyor.
Askerî Müdahalelerin Orduya Etkisi
Hiyerarşi Dışı Örgütlenmeden Emir Komuta Zincirine
Doğan Akyaz, 27 Mayıs 1960 ve 12 Mart 1971’deki askerî müdahaleleri, bununla birlikte müdahalelerin öncesi ve sonrasındaki girişimleri, arayışları, tartışmaları inceliyor. Her iki dönemdeki cunta yapılanmalarını ayrıntısıyla ele alıyor. Hükümetlerin ve sivil siyasi otoritenin cuntalaşmayı önlemeye dönük çabasının, ki bu çaba bizzat ordu yönetimi tarafından da paylaşılıyor, sonuçta ordunun siyasetteki ağırlığının yerleşikleşmesini, kurumlaşmasını beraberinde getirdiğini görüyoruz.
Bölünmüş Kıbrıs (1964-2005)
Taksim!
Türkiye ile Yunanistan arasındaki tarihsel çatışmanın etkileri, 1960’tan beri bağımsız bir ada olan Kıbrıs’ta daima hissedildi. Her iki ülkenin milliyetçi akımları zamanla, Kıbrıs halkları arasında saldırganlığın tırmanmasına yol açtı.
Hem Hasımız Hem Hısımız
Türkiye Finans Kapitalinin Dönüşümü ve Banka Reformu
Türkiye’de banka sektörü, 1990’ların sonlarından itibaren IMF gözetimi altında kapsamlı bir yeniden yapılanmadan geçti. Özel bankalar ticari-sınai temelli holdinglerin bir parçası olduğundan, banka reformu sadece bu sektörün yeniden yapılanmasının ötesinde, aslında Türkiye’de sermayenin bir bütün olarak yeniden yapılanması anlamına da geliyordu.
Yeni İşler, Yeni İşçiler
Turizm Sektöründe Emek
Turizm sektörü, gelişmekte olan ülkelerde bir sanayi kolu muamelesi görüyor. Eğer ülkenin doğal kaynakları da müsaitse, turizm milli gelirin ana kaynaklarından birisi sayılıyor. Yaratılan istihdam, döviz akışının hızlanması, uluslararası tanınma gibi olumlu etkilerinin altı sık sık çiziliyor.
17. Yüzyılda Ayntab
Osmanlı Kentinde Toplum ve Siyaset
Osmanlı İmparatorluğu’nda payitaht ile taşra arasında, tarihyazımını da etkileyen bir mesafe her zaman söz konusu olmuştur. Osmanlı tarihçileri payitahta, oradaki siyasi, iktisadi ve kültürel hayata odaklanırken, uzun süre Osmanlı taşrası ihmal edildi.
Kapitalizmin Taşrası
16. Yüzyıldan 19. Yüzyıla Bursa'da Toplumsal Süreçler ve Mekânsal Değişim
Bursa’nın Osmanlı iktisadî tarihi içinde istisnai sayılabilecek bir yeri vardır. Hem hinterlandı ile kurduğu ilişki hem de ipekli kumaş ticaretinin 16. yüzyıldan itibaren Bursa şehir hayatını etkileyen yüzü araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Ancak Bursa tarihinin bu özellikli kesiti, hem dönemler arasındaki devamlılığıyla hem de tarihsel farklılığıyla kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutulmamıştır.
Şirket ve Parti
Genç Parti ve ‘Yeni Siyaset’
Genç Parti, Türkiye’nin yakın dönem siyasal hayatının en ilginç olaylarından biri. Parti, Uzan şirketler grubunun kuruluş yıldönümü kutlama konserlerinin devamında, “halka ilişkiler” organizasyonuna benzeyen bir süreçte ortaya çıktı. Dört ay sonra girdiği 2002 genel seçimlerinde ise seçim barajını zorlayacak noktaya ulaştı.
Türklüğe İhtida
1870-1939 İsviçre’sinde Yeni Türkiye’nin Öncüleri
Kıyametvârî bir “çağ dönümü” ikliminde, ancak en güçlülerin hayatta kalmaya imkânı ve hakkı olacağına inanıyorlardı. Devleti ve milleti yok olmaktan kurtarmak için, “hastalıklı uzuvları” kesip atmak, “mikropları” topyekûn temizlemek gerekliydi. Ve tabii milleti, milletin öncülerini bu gerekliliğin kesin inancıyla donatmak.
Edebiyat Tarihimizden
T.C. tarihinin en ünlü Millî Eğitim Bakanlarından ve aynı zamanda önemli edebiyatçılarımızdan Yücel’in, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nu merkeze alarak 20. yüzyıl Türk edebiyatı üstüne yaptığı bu karşılaştırmalı inceleme, çağdaş bir klasik niteliğindedir.