Bugünün Kitapları
Şehvetiye Tarikatı
Şehvetiye Tarikatı, kısa yoldan servet edinme hırsının ve bastırılmış cinsel arzuların dinî inançlar temelinde kışkırtılıp, kullanıldığı bir dünyaya ışık tutuyor.
Kadınlık mı? Annelik mi?
Annelik, kadın olmanın bittiği nokta mıdır? Eğer günümüzün “ideal anne”sinden söz ediyorsak, evet… Beklentiler öylesine ağır ki kadının anneliği “hak etmek” için ekonomik özgürlüğüyle birlikte sosyal ve cinsel hayatından da vazgeçmesi gerek… Hayatından ödün vermeye yanaşmayan “anne-kadın”ın ise sinirleri sağlam olmalı.
“Sıkıntı Var"
Sıkıntı Üzerine Denemeler
Son yıllarda Türkçenin en yaygın kullanılan sözcüklerinden biri, “sıkıntı”. En yaygın kullanım şekli de: “Sıkıntı yok”! Kalıbın bu kadar çok tüketilmesi, sıkıntının, sıkıntıların varlığına işaret ediyor olsa gerek. Zamanımızın kronik kriz hali, sıkıntıyı “toplumsal ortak duyu” haline getirmiyor mu? Elinizdeki derleme mekâna/zamana, siyasete, edebiyata ve sinemaya odaklanan dört bölümde, sıkıntının toplumsallığını ve potansiyelini inceliyor.
Bakışın Ritmi
Ahmet Tulgar’dan, “şahsiyat”la değil, toplumsal ruh halimizle uğraşan portreler. Kaygıların, öfkelerin, hayal kırıklıklarının, utançların, kederlerin, beri yandan hayranlıkların, sevinçlerin, tesellilerin, dert ortaklıklarının portreleri. Memleketin bir meşrepler haritası. Huylarımızın aynaları. Başlı başına, edebî zevkle okunacak denemeler.
Hatırladıklarıyla ve Unuttuklarıyla
Türkiye'nin Toplumsal Hafızası
Tarihin romanlar üzerinden tartışıldığı, anı kitaplarının yok sattığı, Osmanlı mirasının ticarileştiği, tehcir tartışmalarının kavgaya dönüştüğü ve mübadil çocuklarının Yunanistan’a turlar düzenlediği bir dönemi yaşıyoruz. Böyle bir ortamda toplumsal bellek çalışmaları ayrı bir önem kazanıyor. Bellek, bireysel ve kendiliğinden bir olgu değil, sosyal alanla kesişen, içinde bulunulan ânın dinamiklerince belirlenen ve toplumsal kimliklerimizi kuran, değişken bir süreç.
"Kaldırın Şu Heykeli Buradan"
Belma Akçura, heykellerin başlarına gelenleri anlatıyor. Dışkıdan yapılan heykel, devrilip kafası ezilen, bombalanan, ipe dolanıp yerlerde sürüklenen, boynuna ilmek geçirilip köprüden sallandırılan, mohikan kesimi saç eklenen heykeller… “Put kırma” gerekçesinin, insanlık tarihine karşı kıyıcılığa dönüştüğü durumlar…
Bugünün Cadıları
Kadınların Yenilmez Gücü
Ataerkil düzen sadece “fıtratına” karşı gelen, sivrilen kadınları değil, bu sistemi farkına dahi varmadan içselleştirmiş kadınları da hedef tahtasına koyuyor; hatta belki onları daha fazla… Mona Chollet Bugünün Cadıları’nda cadılık yaftasını sahipleniyor. Tüm bu hikâyeyi popüler kültürden ve günümüz dünyasından verdiği örneklerle cüretkâr bir şekilde dillendirerek tabuları yerle bir ediyor, feminist olsun olmasın tüm kadınlara sesleniyor.
Evvel Zaman
Bir filmi doğuran, onun oluşumuna refakat eden gözlemlerin,düşüncelerin, duyguların, kısacası bir film deneyiminin kaydını tutuyor Ercan Kesal. Bu deneyim içinde filmin ve senaryonun nasıl canlı bir organizma gibi evrildiğini görüyoruz.
İçimizdeki Hapishane
Labirentin Sonu
Hapishaneler toplumların zuladaki resimleridir. Hapishaneler, arada sırada ceplerden çıkarıp bakmaya bile cesaret edilemeyen, duvarlar arasına hapsedilmiş dünyalardır. Türkiye’de siyasî mahkûmların varlığının devam etmesi, hapishanelerin zuladan sık sık çıkarılmasını gerektirir. Özellikle sol/sosyalist hareketlerin tarihlerinde hapishanede geçirilen dönemler üzerine devasa bir ‘güzelleme’ külliyatı oluşturulmuştur.
Ay Çöreği
Bu kitapta yer alan denemeler, dil, fizik, kimya, biyoloji, bilgisayarlar, toplumsal bilimler, yapay zekâ -ve tabii edebiyat- gibi, ilk bakışta birbirleriyle ilintisiz alanlar üzerinde geziniyor. Ama biyolojik evrimden bilimkurgu geleneğine, olasılıklar kuramından kültürel değişime, sibernetikten bizzat yazma uğraşına dek bütün bu gezi uğraklarının iki anahtar sözcükte odaklandığını söylemek mümkün: Teknoloji ve iletişim
Bir Aşırma (İntihal)
Doğramacı-Yazıcı Davası Işığında Yargımız-Aydınlarımız
Bir Aşırma sadece iki kişi arasındaki bir dava olarak değil, zihniyetler arasındaki bir mücadele olarak da görülebilecek bir çalışma…
Gözden Irak'ta
Hariciyeci Gözüyle Anı/Anlatı
Hariciyede çalıştığı sürenin son on yılını Irak’ta ve Irak üzerine çalışarak geçiren, 2010’da Erbil Başkonsolosluğu’nu açan Aydın Selcen’in anılarından kesitlerin, mesleki gözlemlerinin ve bütünüyle kurgu bazı anlatılarının iç içe geçtiği bir kitap Gözden Irakta.
Enişte Risalesi
Enişte “müessesesi”ne, tıpkı bu müessesenin kendisi gibi “çok yönlü” bakışlar: Biraz sosyolojik ilgi, biraz popüler kültür analizi, yakın tarihten bir “millî enişte” örneği, ince gözlemler içeren denemeler, bol enişte “deneyimi” ve hatırası…
Cinsiyet Eşitliği Dünyayı Nasıl Kurtaracak
Emniyet kemerlerinin tasarımından geliştirilen ilaçlara, oda sıcaklığının ayarlanmasından yargı sistemine kadar uzanan çok geniş bir ölçekte dünya adeta erkeklerin çevresinde dönüyor. Erkekler bu avantajlarının tadını çıkarırken dünyanın her yerindeki kadınlar, dil, din, ırk, sosyal statü fark etmeksizin ücret eşitsizliği, cinsel şiddet, ayrımcılık, ev içi emeğinin görünmezliği gibi yüzlerce sorunla tek başlarına mücadele etmeye çalışıyorlar. Catherine Mayer, bu sorunların ve sonuçlarının aslında yalnızca kadınları etkilemediğini, toplumsal cinsiyet açısından gerçek eşitliğin yaratılacağı bir dünyanın herkesin menfaatine olacağını göstermeye çalışıyor.
"Burası Mahkeme"
Yeni Türkiye'de Yargı Rejimi
Gazeteci Canan Coşkun, 2010’ların sonlarında çok konuşulan önemli siyasi ceza davalarının seyrine dair etkileyici bir tasvir sunuyor. Bir iddianame-hüküm incelemesinden ziyade, mahkeme pratiğine dair bir tasvir… Sadece “dosyayı” değil ortamı, hal ve tavırları, iklimi, ruh hallerini anlatıyor. Yargılananların, “şeytanlaştırılanların” duruşları ve karşı sözleriyle beraber.
Onlar Daha Çocuktu
Aytekin Yılmaz, Onlar Daha Çocuktu’da çocuk yaşta savaşmaya mecbur bırakılmış; dağda ya da hapishanede yetişkinlerin aldıkları infaz kararlarına kurban gitmiş çocukların öykülerini kişisel tanıklıklar ve güvenilir anlatımlarla gözler önüne seriyor.
Cin Aynası
Ercan Kesal “kendi kendimizle derdimizin” sır kâtipliğini yapıyor. Peri Gazozu kitabının izinde, insan halleri üzerine sohbet ediyor okuruyla. Ahlâkın “utanmayı bilmek” demek olduğunu bilerek, “çocuk aklının” safiyetini severek, rüyalarını kalbine sorarak…
Türkiye'nin Anayasa Gündemi
Bu ortak yapıt, de jure ve de facto ayrımı çerçevesinde yayılan bilgi kirliliği eşliğinde, siyasal rejimler üzerine toplumda yaratılmak istenen algı operasyonu karşısında uzmanların, “anayasa kamuoyu”nu doğru ve gerçek bilgiye yönlendirme çabası...
Ali İsmail
Emri Kim Verdi?
Türkiye’nin en başarılı gazetecilerinden biri olan İsmail Saymaz bu kitabında, tek “suçu” polis şiddetinden kaçmak olan Ali İsmail’in ölümüne neden olan olaylar zincirini ve bu cinayeti örtmek için oluşturulan örgütlenmeyi bir detektif titizliğiyle, en ince detayına kadar inceliyor. “Emri kim verdi?” sorusunun yanıtını “düşman ceza hukuku”nu yürürlüğe koyan güç ve zihniyette aramamız gerektiğini gösteriyor.
Muktedir
Türk Sağ Geleneği ve Recep Tayyip Erdoğan
H. Bahadır Türk, bu kitabında Erdoğan’ın analitik siyasal portresini çiziyor. Onun bütün konuşmalarını, bütün siyasal deneyimini mercek altına alan, olağanüstü titiz çalışılmış bir portre bu. “Özgün” ve “yeni” tarafı yanında, Erdoğan’ı merkez sağ geleneğin uzun tarihi içinde yorumlayan bir portre… Menderes-Demirel-Özal’la benzerlikleri ve farklarına bakarak…
Türkiye’de Radikalleşme, Örgütleme, Lojistik
IŞİD Ağları
Doğu Eroğlu, IŞİD içinde örgütlenen kişilerle söyleşi yapıp, aileleriyle görüşüp, radikalleşmenin yaşandığı sıcak noktaları inceleyip, bu mahallelerde yaşayanların gözlemlerini derleyip, haklarında dava açılanların dosyalarında yer alan iddiaları değerlendirip, bu bilgileri daha da derinleştirerek, bir Türkiye IŞİD’i örgütlenmesini ortaya çıkarıyor.
Suriye
Bir İç Savaşın Anatomisi
Suriye - Bir İç Savaşın Anatomisi, Suriye’de iç savaşın anatomisini çıkarıyor ve aynı zamanda dünyada iç savaş hallerini anlamaya yönelik yeni bir karşılaştırmalı kuramsal çerçeve sunuyor.
Acının İki Yüzü
Erkaçmaz, asker ailelerinin de, evladı dağa çıkmış ana babaların da gözlerinde aynı duyguları okuyor, iki acı arasında bir köprü kuruyor. Acının İki Yüzü, samimi, hemdert olmayı yürekten isteyen bir fotoğrafçının barış çağrısı…
28 Şubat
Bir Müdahalenin Güncesi
27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980... Türkiye’nin “darbeler tarihine”, 28 Şubat 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasında açıklanan kararlarla “post-modern darbe” de eklenmişti. Türkiye siyasi tarihine bir dönüm noktası olarak geçen kararlarla, ordu bu kez de demokrasiye “balans ayarı” yapmıştı.