Politika
İslâmî Feminizmler
“İslâm” ve “feminizm”… İslâm’ın kadına baskı dini olarak tasavvur edildiği bir dünyada, bu imkânsız bir birliktelik midir?İslâmofobi bütün dünyada yükselişini sürdürürken, bundan kendi payına düşeni alan dindar kadının mücadelesi feminizme dahil edilebilir mi?
Prens: Machiavelli’nin Muazzam Muamması
Utku Özmakas, Machiavelli’nin kavramları müphem bırakan, metaforlarla ilerleyen düşünme tarzındaki hikmetin zevkine varır ve vardırırken, bu düşüncedeki zengin olanakları, olasılıkları arıyor.
Yapı'dan Sonraki Yol
Felsefi Makaleler (1970-1993)
Otobiyografik Bir Mülakatla Birlikte
“Paradigma” kavramının bilimsel-teorik dünyanın da dışına taşarak yaygınlaşması, onun eseridir: Thomas Kuhn’un 1962’de yayımlanan Bilimsel Devrimlerin Yapısı kitabı, bakış açısını, düşünme biçimini tanımlayan bu kavrama “şöhret” kazandırmıştı. Elinizdeki kitap, bu çığır açıcı eserindeki hipotezleri üzerine düşünmeyi sürdüren Kuhn’un ilginç sorgulamalarını yansıtıyor.
Siyasette ve Toplumda
Narsisizm, Ayartma ve İktidar
Günümüzde medya ve internetin de tahrik ettiği sorunlu narsisizm, hayatın her alanında kendini gösterdiği gibi, politikaya da damgasını vuruyor. Kitabın odaklandığı mesele de, burası: politik narsisizm ve “güçlü lider” karizması etrafında gelişen popülizm. Faşizan bir popülizmin ve yabancı düşmanlığının dünyanın birçok yerinde güçlenmesinin, narsisizm “modasıyla” nasıl bağları var? “Güçlü adama” duyulan özlem, ne gibi narsistik özlem ve yaraları anlatıyor? Narsisistleri bu kadar çekici kılan nedir?
Siyasal Üzerine
Siyasal Üzerine bir tartışma kitabı. Radikal eleştirileriyle tanıdığımız Chantal Mouffe, bir kez daha, pek çok liberal metin ve düşünürle didişerek, kavgasını sürdürüyor. Zihin açıcı ve kışkırtıcı bir dille, liberal demokrasiye inanmadığını, onun evrensellik vizyonunun ve rasyonel mutabakat düşüncesinin imkânsızlığını vurguluyor.
Kapitalizm ve Modern Sosyal Teori
Marx, Durkheim ve Max Weber’in
Çalışmalarının Bir Analizi
Yaşayan en etkili toplumsal kuramcılardan Anthony Giddens, Kapitalizm ve Modern Sosyal Teori’de sosyolojinin seyrini temelinden etkilemiş üç büyük ismi etraflı bir inceleme altına alıyor. Marx, Durkheim ve Weber’in sosyolojik düşüncelerinin titiz ve kapsamlı bir analizini yapan Giddens, özellikle Marx’ın karakteristik görüşleri ile diğer iki yazarın görüşleri arasındaki bazı temel farklılıkları inceliyor.
İnsan Hakları
Fransız Devrimi’nin cumhuriyetçi ve demokrat dalgasının İngiliz parlamenter monarşi düzenini yıkmasından korkan Edmund Burke’ün 1789 devrimini itibarsızlaştırmak için yazdığı kitaba verilmiş güçlü bir yanıttır Paine’in İnsan Hakları.
Sosyoloji Dersleri
Sosyoloji Dersleri, sosyolojinin kurucusu ünlü Fransız sosyolog Emile Durkheim'ın 1890'dan itibaren Fransa'nın çeşitli üniversitelerinde verdiği derslerin, konferansların notları. Durkheim hayattayken bir araya getirilip yayımlanmayan bu notlar, ölümünden yıllar sonra dönemin İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Hüseyin Nail Kubalı tarafından ilk kez kitap haline getirildi.
Hepsi Aynı Şeyi Söyleyecekse Bu Kadar Çok İktisatçıya Ne Gerek Var?
Çoksesli Bir İktisat İçin Manifesto
“Uzmanların” televizyonlarda hararetle tek bilimsel doğru gibi sundukları iktisatla ilgili bilgiler gerçekten tarafsız, nesnel bilgiler midir? Neoliberalizmin amentüsü olan, Margaret Thatcher’in ünlü “Bunun alternatifi yok” sloganı, akademik dünyadaki dogmatizmden beslenmiyor mu? Teksesli iktisat korosu bir siyasal tahakküm aracı değil mi?
Pragmatizm
Dünya tarihini oldukça etkilemiş ancak pek bilinmeyen veya yanlış ve eksik anlaşılan (hatta savunucuları arasında dahi farklı yaklaşımlar ortaya çıkmış) bir felsefi kuramı daha yakından incelemek isteyenler için kurucusundan temel bir eser…
Solun Melankolisi
Marksizm, Tarih ve Bellek
Devrimci yasın özgürleştirici potansiyellerini soruşturan Solun Melankolisi, iki asırdır dünyayı değiştirmeye kendini adamış insanların anısını bugünün mücadelesine kazanmaya çağrı yapan, sol kültür üzerine yeniden düşünmek için tekrar tekrar okunması gereken bir kitap: “Hatırlamak, kurtarmak demektir; geçmişi kurtarmak ise şimdiyi değiştirmek anlamına gelir.”
Kratylos
Kratylos’ta Platon “adların doğruluğu” tartışması üzerinden dil konusunu ele alır. Adların ait oldukları şeylerle ilişkisini birbirine zıt iki varsayımdan hareketle sorgulayan Kratylos ve Hermogenes’e Socrates’in verdiği yanıtları aktarırken, dilin hem bilgi hem de varlıkla ilişkisi üzerine düşünür.
Kamusallığın Yapısal Dönüşümü
Kamusallığın, kamusal alanın kuruluşu, işlevleri ve önemi... Vatandaşlığın siyasal anlamı... Burjuva toplumu/ sivil toplum ile devlet arasındaki ilişkinin dinamiği... Kamuoyunun yapısı ve etkileri... Frankfurt Okulu’nun yaşayan en önemli düşünürü Habermas, bu siyaset teorisi klasiğinde, modern siyasetin ve toplum kuramının bu temel kavram ve ilişkilerini inceliyor ve ihmale gelmez tartışma kapıları aralıyor.
Devrimci Şiddet
1960’ların ortalarından itibaren dünyanın birçok yerinde, eş zamanlı olarak, şiddete, yani silahlı mücadeleye yönelen toplumsal hareketler ortaya çıktı. Bu hareketler genellikle, mevcut siyasi, ekonomik ya da kültürel düzene bir itiraz olarak, çoğunlukla öğrenci ve işçi grupları içinden doğdu ve zaman içinde silahlı mücadeleye dönüştü.
Kültür ve İktidar
Pierre Bourdieu'nün Sosyolojisi
Bourdieu’nün sosyolojik araştırmasının temelinde, toplumsal eşitsizlik biçimlerinin neden güçlü bir direniş olmaksızın devam edebildiği sorusu yer alır.
21. Yüzyılda Din Sorunu
20. yüzyılın sonlarından bu yana dünya jeopolitiğine nüfuz eden “dinin geri dönüşü”nün, postmodern dünyanın altüst oluşlarını anlamada başlıca anahtar haline geleceği konuşuluyor. Georges Corm, bu uyarıcı ve bilgi yüklü kitabında işte bu amentüyü sorguluyor.
Direnmenin Estetiği
Almanya’da politik tiyatronun bir altbaşlığı olarak alınabilecek “belgesel tiyatro”nun öncülerinden ve teorisyenlerinden biri olan Peter Weiss, Direnmenin Estetiği’nde, 1937-1944 yılları arasındaki anti-faşist direnişi ve bu direnişin içinde yer alan gerçek kişilerin öykülerini/yaşantılarını merkez alarak, isimsiz bir Ben Anlatıcı’nın (sınıf bilincine sahip aydın bir işçinin) bakış açısıyla, tarihi, Antik Yunan’dan bu yana sanat ve siyaset düzlemlerinde yeniden kuruyor.
Totalitarizmin Kaynakları 3 / Totalitarizm
Hannah Arendt’in kapsamlı eseri Totalitarizmin Kaynakları’nın Türkçe çevirisi, üçüncü cilt Totalitarizm ile tamamlanıyor. Arendt’in anti-semitizm ve emperyalizm tartışmalarını ele aldığı iki cildin ardından, esere doğrudan adını veren bu ciltte totalitarist düşüncenin kökenleri, örgütlü hareket haline gelişi, kurumsallaşması, propaganda ve manipülasyon araçları etraflıca inceleniyor.
Anahtar Sözcükler
Kültür ve Toplumun Sözvarlığı
18. yüzyıldan 19. yüzyıla dönüldüğünde İngiliz toplumu, Fransız Devrimi ve Endüstri Devrimi arasında değişiyor, bu değişim gündelik hayatta, dil ve anlayış farklılıklarını beraberinde getiriyordu. Kültür denen büyük gövdeye sınıf, sanat, endüstri ve demokrasi sözcükleri dahil oluyor, başka sözcükler de yeni bir tanımlama, anlamlandırma için dilin dünyasına sızıyordu.
Hannah Arendt
Yaşam Bir Anlatıdır
Hannah Arendt: Yaşam Bir Anlatıdır, eylemin “anlatı” ile olan bağını anlamada bizlere bir izlek sunarken, olan bitenin berisindekini kavramamızı sağlayacak estetik ve felsefe ilişkisi üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.
Soğuk Yakınlıklar
Duygusal Kapitalizmin Şekillenmesi
Hepimiz farkındayız, sayısız imge ve mesajın bombardımanı altındayız. Öyle ki, yarın, geriye dönüp baktığımızda bugünleri naif bir iyimserlikle de hatırlayabiliriz. Nasıl direniyoruz ya da sürükleniyoruz? Internet, televizyon, sosyal medya, endişeli modernlik, rasyonel ahmaklık, duygusuzluk, kaba menfaatçilik, fantezi ve paranoya ile içiçe yaşıyoruz.
İzler
Modern düşünürler arasında Ernst Bloch’u müstesna kılan özelliklerden biri, sosyal teorinin dalları arasındaki sınırları aşmakla kalmayıp, sosyal teoriyle edebiyat arasındaki sınırları da silmesi... Dahası, eski hikmet diline yaklaşması... İlk eserlerinden biri olan İzler, Bloch’un bu özelliğinin en belirginleştiği kitaplarından biridir.
Totalitarizmin Kaynakları 2 / Emperyalizm
Arendt, başyapıtı sayılan Totalitarizmin Kaynakları’nın ikinci cildini emperyalizme ayırmış. Arendt’in emperyalizme bakışı, laf olsun diye değil, gerçekten “özgün” ve farklı. Özellikle de klasik Marksist yaklaşımların bakışından farklı, fakat bütünüyle de kopuk değil. Emperyalizm, kapitalist ekonominin güç bağlamında yayılmacı, kaynaklar bağlamında toparlayıcı daha doğrusu "toplamacı" doğasının bir sonucu mu?
Gramsci'yi Okumak
Selahattin Yıldırım, Antonio Gramsci için bir tür okuma kılavuzu sunuyor. Akademisyenlere veya uzmanlarına değil, “sıradan” okura hitap ettiğini söyleyerek…