Dünya Edebiyatı
Yeryüzündeki Amor
Huzursuzluk, Albert’in öteden beri yaşadığı en temel duygudur. Bebekliğinde bile rahat bir uykunun gevşekliğini veya anne sütünün tatlı rehavetini tatmamıştır. Rahatsız ve mütereddit ruhu, kalabalıklara karışmasına izin vermez; genç adam yaşamı uzaktan izlemeye razı olur. Bu sıkıntılı durum, yakıcı güzelliğiyle Albert’in aklını başından alacak İtalyan dilberi Elena'yla değişecektir.
Mistik Masör
Ganeş Ramsumair, Karayiplerdeki küçük Trinidad Adası’nın başkenti Port of Spain’de öğretmenlik yapan, hırslı, okumayı seven bir gençtir. Babasının ölümü üzerine döndüğü köyünde, halasının ve komşusu Ramlogan’ın yüreklendirmesiyle yazar olmaya karar verir. Ama önce Ramlogan’ın kızı Lila’yla evlenerek başka bir köye taşınır. Bu köyde aradığı huzuru bulacak, yazmaya başlayacaktır.
Flaman Tablosu
15. yüzyılda Fransa ile Burgonya Krallığı arasına sıkışmış küçük bir dükalık. Bir dük, bir düşes ve bir şövalye arasında, gerilimli bir aşk üçgeni. 1471’de, ünlü bir Flaman ressamı tarafından yapılan ve dükle şövalye arasındaki satranç oyununu konu alan bir tablo, daha doğrusu bir başyapıt.
Bir Kadeh Nimet
"Akşam yemeği, bu gibi yemekler nasıl geçerse öyle geçti, erkekler havadan sudan konuşurken kadınlar da ev işleri ve Hilary’nin yeni doğan bebeğiyle ilgili sohbet ettiler. Bazen genel konularda ortak sohbetler de oldu. Yemeğin sonuna doğru, Sybil ve Hilary hayır işlerine duydukları ortak ilgiyi keşfettiler, böylece ben de Piers Longridge'i düşünecek vakit bulabildim." II. Dünya Savaşı sonrası İngilteresi’nde yaşayan sakin ve ölçülü bir İngiliz kadının ruhunda neler olup bittiğini kim bilebilir?
Dört Ziyafet
1930’lu yıllarda İsrail topraklarındaki Kfar David köyüne gelen Judith adlı bir kadının ve ona tutulan üç erkeğin öyküsü Dört Ziyafet. İkinci Dünya Savaşı’na, İsrail-Arap savaşı yıllarına uzanan, böylesi bir arka planda kaderin cilvelerini, raslantının oyunlarını, aşkın kurallarını anlatan bir roman.
Yegâne Miras
Yunan edebiyatının en büyük düzyazı ustalarından ve önemli şairlerinden, annesi ve babası Tekirdağ-Keşan doğumlu Yorgos Yoannu, çocukluk ve yeniyetmelik dönemlerinin anılarını bir araya getirdiği Yegâne Miras’ta okura, 1923 Mübadelesi’nden sonra ailesinin yerleştiği Selânik’ten, daha sonra görevli gittiği Atina ve Bingazi’den son derece canlı insan portreleri ve günlük yaşam manzaraları sunuyor.
Fiyasko
Pek uzak olmayan bir gelecek; güneş sistemini fetheden insanoğlu, gezegenler arası yolculuklar yapmakta, Mars’ta ve Satürn’ün uydusu Titan’da devasa maden kuyuları açarak işletmektedir. Bir süre sonra, bilim adamları ışık hızına yakın bir süratte yolculuk yapmanın yolunu bulurlar; yıldızlar arası bir keşif gezisi için bütün hazırlıklar tamamlanır.
Prenses ve Canavar
Usta İtalyan yazar Roberto Pazzi, 1899’da, yeni yüzyılın eşiğini atlayamadan, yazarın deyişiyle “kendi yüzyılının bariyeriyle korunmuş olarak” yirmi sekiz yaşında veremden ölen Rus prensin öyküsünü romantik ve şiirsel bir dille anlatıyor. Prenses ve Canavar, son Rus Çarı II. Nicola Romanov’un kardeşi Giorgio Romanov’un kurgusal yaşam öyküsü.
Gökardıç
Gökardıç, tuhaf bir kuştur.... Akdeniz havzasının bu pek nadir görülen sakini, gözlerden ırak yaşamayı tercih eder. En tozlu kalpleri dahi büyüleyen dokunaklı sesi, ancak anlık bir mutluluğa karşılık gelir. Kırılgan ve narin varlığı, elinizi uzatsanız kaybolacak bir hayaletin sureti gibidir. Gökardıç teslim olmaz, kendisini ele vermez.
Cennet Dolmuşu
“Mr. Forster’ın kısa öyküleri yeterince övülmedi... Değerli olmalarının yanı sıra ilginçtir de. Öyküler, form olarak rüyayı andırmakla birlikte, romanlarındaki ana temaların ortaya çıkışını müjdeler. Aslında yazarın hayata bakışının temelini oluşturur.” REX WARNER Hermes’e -tanrıların habercisi ve ölüleri Hades’e götüren yol gösterici- adanan bu öyküler, fantezinin şaheserleridir.
Dizüstü
Whitbread ve E.M. Forster ödüllerinin sahibi Jeanette Winterson, bu kez bilgisayar ve internet dünyasının anonimliğine insani bir açılım getiriyor. Ali takma adıyla elektronik mektuplar yazan bir internet kullanıcısı, kurgusunu sizin yapacağınız bir öykü yazmayı teklif etmektedir. Tek koşulla; öyküye siz de gireceksiniz ve öykünün sonunda başka biri olmayı göze alacaksınız.
Manzaralı Bir Oda
E. M. Forster, 1908 yılında tamamladığı Manzaralı Bir Oda adlı eserinde, tenis maçlarını, piyano resitallerini, çay partilerini fon olarak kullanır ama esas hedefi İngiliz toplumunu ve sınıf ilişkilerini eleştirmektir. Aile-toplum-kilise üçgeninde özgürleşmeye çalışan Lucy´nin karşısına şimdi de erkekler çıkmıştır.Hem onlara âşık olmak hem de özgür bir ruh olmak mümkün müdür?
Tufandan Sonra
1999 yılının son gününde İngiltere’yi kasıp kavuran büyük bir selin ardından ülkede esrarengiz bir “doğurganlık krizi” baş gösterir. Çocuk sahibi olma umutlarını yitiren insanlar evlerinde maymun beslemeye başlarlar. Müşterilerinden birinin “kızı”nı sahibinin izni olmadan öldüren veteriner Bobby Sullivan, “anne”nin hışmından kurtulmak için kentten ayrılmaya karar verir.
Dostun Alın Yazısı
Viyana’da bilgisayar uzmanı bir genç kadın (Anna), Hikmet adlı bir Türkiyeli adamla tanışır. Apansız, hayal gibi, uçucu kaçıcı bir tanışıklıktır bu. “Platonik” bile olamayan bir aşk. Bu hikmetli tanışıklık, ortaya çıktığı kadar çabuk yiten aşkının peşinden koşan Anna’yı kentteki göçmen Alevilere, komşusu olan bir münzevi Sufi’ye ve onların fikir âlemine doğru çeker.
Yıldız Güncesi
Yıldız Güncesi, Evren’in Candide’si Ijon Tichy’nin uzayın -kimi kez zamanın- derinliklerinde yaptığı yolculuklara dair notlarından oluşuyor. Yer yer ilginç çizimlerle süslediği bu notlarda, hafızaları insanlığın kıyım tarihiyle yüklenmiş bir robot topluluğu, uzay yolculuğuna merak sarmış patatesler, inanç sahibi oldukları için katakomblarda yaşamaya zorlanan dindar robotlar çıkıyor karşımıza.
Kazanova
Daha önce Özel Bir Acı’dan tanıdığımız Andrew Miller bu ikinci romanında, Kazanova karakterini bilinenin aksine, karşılık görmeyen, tutkusuna yenik bir erkek olarak resmediyor. Yazar, adı aşkla özdeşleşmiş kahramanının heyecan dolu hikâyesini anlatırken, film kareleri canlılığında tasvirleriyle, okuru onsekizinci yüzyıl Londrası’nda göz kamaştırıcı bir yolculuğa çağırıyor
Pakistan-Hindistan Öyküleri
Urdu (Pakistan-Hindistan) edebiyatının önde gelen yazarlarının öykülerine yer verdiğimiz bu seçkide, birçok etnik köken, dil, din ve kültürün iç içe yaşadığı bu iki ülkenin kültür yapısı ve sosyal yaşamından kesitler bulacaksınız.
Kore Öyküleri
Önceleri Kore halkına Batı tipi modernleşmenin temellerini aşılamayı görev edinen bir “öğüt edebiyatı” niteliğindeki çağdaş Kore edebiyatı, zamanla iki eğilim arasında kaldı; bir yandan geleneksel toplumun çürümesini ve Japon sömürgeciliğini eleştiren gerçekçilik, öte yandan Kore'yi saflığı ve güzelliği içinde koruyan toprağa dönüş.
Babam
Hayatinda bir müzeye adımını atmışlığı yoktu, Paris-Normandie’den başka bir şey okumaz, yemek yerken Opinel marka çakısını kullanırdı. Eski işçiydi. Küçük bir esnaf olmuştu. Okul sayesinde kızının kendisinden daha iyi durumda olacağını umut ediyordu.
Yumurta Dansı
Her şey Hazel Sugden’ın, kocası tarafından yürütülen bilimsel araştırmanın deneklerinden biri olduğunu keşfetmesiyle başlar. “Mutlak Sanrı Hali”ni sürekli yaşayan bir anne, feminizm ile misyonerlik arasında gidip gelen bir abla, Kusursuz Bebek projesinin hatalı ürünü olan bir çocuk ve sekiz yıllık evliliklerini haplar ve salgı kayıtlarından oluşan sıkı bir perhize çeviren jinekolog bir eş.
Sarajevo Marlboro
Saraybosna´da çekilen eziyetleri ve yaşanan zulmü anlatan pek çok kitap yazıldı, bunların arasında Miljenko Jergovic´in kitabının özel bir yeri var. Jerfovic bir şair; ayrıca, Müslümanlarla dayanışmayı sürdürmek için Saraybosna´da kalmayı tercih eden bir Hırvat.
Sonbahar Kuarteti
Edwin, Norman, Letty ve Marcia, tek bağları her gün gittikleri ve yakında emekli olacakları için ayrılacakları bir ofis olan, altmışlarına gelmiş dört “yalnız” Londralı’dır. Şehir hayatının keşmekeşinde kendine özgü kapalı birer dünya yaratmış, yaşlılığın zorluklarını kendince göğüslemeye çalışan dört küçük “ada”.
Ölümlü Makineler
Ölümlü Makineler, bilimkurgu türünün duayeni Stanislaw Lem’in robotlar, başka bir deyişle “demir melekler” üzerine yazdığı on dört öyküden oluşuyor. “Robot Masalları” adlı derlemeyi oluşturan ilk on bir öykü, elektroşövalyelerin elektroatları üzerinde kılıç oynattıkları, “bir damla protoplazması bile olmayan bir dünyayı” konu edinir.
Karantina
Günümüzden iki bin yıl önce kutsal topraklar. Dört yolcu oruç tutmak ve Tanrı’dan şefaat dilemek amacıyla Yahudiye Çölü’ne gitmektedirler. Yakıcı çöl güneşinin altında, kızgın kayalıkların arasında kötülükle ve tacir Musa’yla karşılaşırlar. Karısına göre iblisin ta kendisi olan, sadist, mütecaviz Musa, bu münzevi kafilesi üzerinde hâkimiyetini kurmakta gecikmez.