Anı - 4. sayfa

Kaf Dağı'nın Ötesi

Lütfü Köselioğlu, yitip gitmekte olan –vallahi “korunmaya alınması” gereken!- bir insan türünü temsil ediyor: “Dürüst bürokrat.” Ve yine nesli tükenen bir başka insan türünü: Karşısına gelen insanları çektirttiği filmlere bakarak değil yüzlerine, hallerine bakarak değerlendiren, elinde ne imkân varsa onunla sağaltmaya çalışan bir “hekim”.

Son Vapuru Kaçıranlar

Sait Hurşid’in hatıraları, Osmanlı’nın o büyük coğrafyasının parçalanışında, dört bir yana savrulanların değişik perspektiflerden anlattıkları “mare nostrum” hikâyelerinden birisi. Ama galiba, öznesi şimdiye değin okuduğumuz “mare nostrum” hikâyelerinden biraz farklı. Alıştığımız hikâyeler, kuşaklardır yaşadığı Anadolu’da birden yabancı ve azınlık durumuna düşen gayrımüslimlerin trajedileriyle ilgili.

Balat'tan Bat-Yam'a

Balat'tan Bat-Yam'a kadar uzanan kâh mutlu kâh hüzünlü bir yaşam öyküsü... Bir Yahudi ailenin çocuğu olarak 1916 yılında Hasköy'de dünyaya gelen ve yıllarca yaşadığı İstanbul'dan çok sevdiği Suadiye semtine benzettiği için Bat-Yam'a göç eden Eli Şaul'un ilginç günlüğü.

Babamın Arkadaşları

Ziya Gökalp... Ömer Naci... Tunalı Hilmi... Doktor Abdullah Cevdet... Profesör Yusuf Akçura... Kara Kemal... Mehmed Emin Yurdakul... Profesör Fuad Köprülü... Bu liste uzayıp gidiyor. Demokrat Parti’nin önde gelen isimlerinden Samet Ağaoğlu’nun, babası Ahmet Ağaoğlu’nun arkadaşlarına ait anıları, döneme damgasını vuran önemli şahsiyetlerin portrelerinden oluşan ilginç bir panorama oluşturuyor.

Selanik'ten İstanbul'a
Bir Ömrün Hikâyesi

En ilginç dönemlerde en ilginç yerlerde olmak... Kader’i ille de olumsuz anlamıyla almazsanız, Reşat D. Tesal’ın kaderi böyle çizilmiş; ömrü böyle geçmiş. Yüzyıl başlarında Selanik, küçük yaşta ve ateşin çok yakınında Birinci Dünya Savaşı, sonra Kurtuluş Savaşı’na biraz içeriden biraz dışarıdan bakış...İlginç bir hayat, ilginç bir hayat hikâyesi ve bu hikâyeyi tevazu’dan taviz vermeksizin aktaran bir üslûp, bir tavır: Selânik’ten İstanbul’a anı meraklılarının da, tarih meraklılarının da vakit ayırmalarına değecek bir kitap.

Kızıltoprak Günlerim

Sinan Korle, uzun yıllar Birleşmiş Milletler’de görev yapmış bir diplomat. Korle, burada görev yaparken yaşadıklarını Camlı Sarayda 40 Yıl adı altında toplamıştı. Kızıltoprak Günleri’nde ise bir “kalem ehli”nin; resme, tiyatroya emek vermiş bir sanatseverin kaleminden bir zamanların Kızıltoprak’ını okuyacaksınız.

Kum Saatini İzlerken

Nermin Abadan-Unat Viyana’da doğar, Türkiye’ye ve Türkçe’ye uzak bir çocukluk geçirir, ergenlik çağında özgür seçimiyle baba ülkesine gelir. Bu özgür seçim, “Cumhuriyet kadını” Unat’ı İzmir-İstanbul-Ankara üzerinden gazeteciliğe, akademisyenliğe, Mülkiye’ye, senatörlüğe taşıyacaktır.

Ben İşçiyim

Ben İşçiyim, yaşananları olduğu gibi aktaran; içtenlikten, sadelikten ödün vermeyen bir anı kitabı. “Eski tüfekler” sözünün ilk anımsattığı kuşaktan bir mücadele insanının, bir tütün işçisinin; liderlik kavgası, post kavgası gibi şeyleri hiç düşünmeden özlediği dünyayı kovalamış bir “partili”nin, Zehra Kosova’nın anıları...

Serbest Fırka Hatıraları

Cumhuriyet döneminin ilk "güdümlü muhalefet" deneylerinden biri olan Serbest Cumhuriyet Fırkası üzerine yazılmış eserlerin azlığı, yeni yetişen kuşakların, yakın tarihin bu "yapay" demokrasi girişiminin ilginç serüveni hakkında yeterli bilgi edinmesini engellemektedir.

"Ne İdim Ne Oldum..."

Bu kitapta Türkan Şoray, Filiz Akın, Fatma Girik, İzzet Günay, Ediz Hun yok. Yeşilçam’ın altın yıllarından, siyah-beyaz sahnelerden, film setlerinden de söz edilmiyor. Veya, çok dolaylı olarak söz ediliyor. Meselâ, bir çekim arasında sete kavuncu gelmesi sayesinde kavun seçmeyi öğrendiğini anlatıyor Nubar Terziyan. Ve eşi Katrin’le nasıl tanıştığını, eski İstanbul’u, deniz sefalarını, çapkınlıklarını, yarı amatör bir Ermeni tiyatrosunun maceralarını, Hamlet oyunu için mezarlıktan kurukafa çalma hikâyesini, askerlik anılarını, İstanbul’u bir barbarlık filminin setine dönüştüren 6-7 Eylül olayları sırasında yaşadıklarını...

Eski Maliye Nazırı Cavid Bey
Şiar'ın Defteri

Geç yaşta ilk kez baba olan bir Osmanlı aydını, İttihat Terakki’nin maliye nazırlarından Cavid Bey ve babalık heyecanıyla, oğlunun adını vererek (Şiar’ın Defteri) notlar düştüğü iki defter...

Sanat ve Siyaset Hatıralarım

Resimden edebiyata, tiyatrodan sinemaya, mimari ve şehircilikten sanat tarihçiliğine geniş bir alanda ürünler veren Arseven’in anıları. Cumhuriyet’in Osmanlı’dan devraldığı bürokrat kadronun seçkin temsilcilerinden olan bu öncü aydın, derlenen anılarının ilk bölümünde Türk resim sanatına yaptığı katkıları aktarıyor.

Olduğu Gibi
Rus Biçimi Sosyalizm

Çıkardığı Tan gazetesinin bir provokasyon sonucu yakılmasının ardından yurtdışına çıkan ve uzun yıllar Sovyetler Birliği’nde yaşayan Sertel’in, başta Azerbaycan, Asya cumhuriyetlerine ilişkin ilginç gözlemleri.

Kızıltoprak Hatıraları

Eski İstanbul’un köklü bir ailesinin, Kızıltoprak’taki köşklerinde odaklaşan hikayesi, “eski hayat”ın Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçişteki değişim hikayesinin zengin ayrıntılarla dolu bir izdüşümü.

Matbuat Hatıralarım

Türk düşünce hayatının başlıbaşına kurum olan öncü -ve uzun ömürlü- dergilerinden Servet-i Fünun’un kurucu ve yayıncısı Ahmet İhsan Tokgöz’ün 1888 ile 1914 dönemine ait anıları.

Çocukluğumun Savaş Yılları Anıları

Hem uygulamacı hem öğretmen mühendis ve kemancı Adnan Ergeneli’nin, çocuk yaşta tanık olduğu 1. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele yıllarına dair anıları. ‘Uyanık’ bir çocuğun keskin gözlemci bakış açısından, savaş döneminde İstanbul’un ve çeşitli Anadolu şehirlerinin manzarası, Osmanlı-Türk elitlerinin “babasının arkadaşları” olarak en yalın halleri.

Biraz da Ben Konuşayım

Rıza Tevfik, yakın tarihimizin en ilginç kişiliklerinden biridir. II. Meşrutiyet devrinde sivrilmiş bir politika adamı, şair ve filozoftur. II. Meşrutiyet’in ilan edildiği günlerde İstanbul halkına günlerce hürriyet hakkında nutuklar atmış, İttihad ve Terakki Fırkası’nın Edirne mebusu olarak Meclis’e girmişti.

Mazi Cenneti 1

Yeraldığı bütün meclislerde sohbetlerin ilgi odağı olan, sıkı sıkıya kavradığı çantasında hep günışığına çıkmamış birtakım belgeler saklayan, memleketimizin “şüera ve üdeba taifesinin” yaşantılarını en ince ayrıntılarına kadar bilen Taha Toros, yaşayan kuşakların sadece isimlerini hatırlayabildiği pek çok özgün simayı esprili diliyle karşımıza getiriyor.

Siyasi Günlük
Demokrat Parti'nin Kuruluşu

Yakın siyasî tarihimizin zaten çok az sayıdaki anı yazarından biri olan Samet Ağaoğlu, hem güvenilirliğiyle, hem de salt “günlük tutan” birisi değil usta bir yazar oluşuyla öne çıkıyor. Demokrat Parti’nin 1947-1950 arasındaki muhalefet dönemini ele alan Siyasî Günlük yeni gün ışığına çıktı ve 1992’de ilk kez yayımlandı.

Enver Paşa'nın Anıları
1881-1908

İttihat ve Terakki’nin ve 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetimindeki en yetkili kişilerden (birincisi değilse) biri olan Enver Paşa’nın anıları. İktidarının doruğuna giden yolun ilk basamaklarını çıkmakta bulunduğu 1908 öncesi yıllarla sınırlı da olsa, Enver Paşa’dan kalan tek hatırat - ve ilk kez - yayımlanıyor.

Meşrutiyet`ten Cumhuriyet`e
Hatıralarım

II. Meşrutiyet döneminin önemli siyaset ve fikir adamlarından biriydi. Yakın çevresinde Tevfik Fikret, Mehmet Âkif, Hüseyin Cahit, Abdullah Cevdet, Ziya Gökalp, Fatih Gökmen gibi, dönemin değişik fikir akımlarına mensup kişiler vardı. Büyük Türk Lügatı başta olmak üzere vazgeçilmez eserler yazdı. Bir o kadarını da geriye bıraktı.

Talât Paşa'nın Anıları

Küçük bir posta memurluğundan, İttihat ve Terakki’nin sivil kanat liderliğine... Türkiye, tarihinin en çalkantılı ve bunalımlı dönemini, onun iktidarda bulunduğu yıllarda yaşadı.

Geçtiğim Günlerden

Cumhuriyet tarihinin, daima hararetli tartışmaların konusu olmuş kişilerinden Hasan Ali Yücel’in kitabına yazdığı önsözde Can Yücel şunları söylüyor: “Yakınlarının hitabıyla Hasan Ali’nin çocukluk anılarından derlenmiş bu kitapçık, bütün tefrika dağınıklığına rağmen, tarihî bir boyutu içeriyor.

Bir Ömür Boyunca

Asıl olarak 1922-1938 arasındaki sürgün anılarını kapsayan, yer yer Mütareke öncesine de uzanan, Kurtuluş Savaşı yılları İstanbul’una ilişkin ayrıntılar veren yazarın, 1965’deki ölümünden bu yana kitap halinde yayımlanan en güzel ve en önemli eseri.