Anı - 2. sayfa

Sinemayı Seven Adam

Sinemayı Seven Adam sadece bir insanın hikâyesini anlatmıyor; insanların yaptıkları “iyi” işlerle kendi hayatlarını olduğu kadar başkalarının hayatlarını da nasıl zenginleştirdiğini gösteriyor…

Işıkla Karanlık Arasında

Işıkla Karanlık Arasında Türkiye sinemasının “ustasız ustası” Lütfi Ö. Akad’ın anıları, aynı zamanda sinemaya duyulan tutkunun kitabı…

"Parçası, Tanığı, Mahkumu, Sürgünü Oldum"

İbrahim Küreken, “parçası, tanığı, mahkûmu, sürgünü” olduğu Kürt ulusal hareketinin 1960’lardan günümüze uzanan yaklaşık elli yıllık bir kesitinden canlı tecrübeler aktarıyor.

"Adın Perihan Olsun"
Diyap Ağa’nın Torunu Ane Hatun’un Hikâyesi

Dersim katliamından hayatta kalanlardan Ane Hatun’un hikâyesi… Ane Hatun, bir genç kız olarak sürgünlerde hayatta kalmaya çalışırken, Ferhatan aşiretinin sürdürücüsü olmanın yükünü taşımış sırtında aynı zamanda.

Adı Başka Acı Başka
Karadeniz’in Son Ermenilerinden Harut Usta

İbrahim Dizman, hemşerisi Harut Usta’yı uzun uzun konuştururken, ayrıca tanıklık ve gözlemlere başvurarak, özenle çerçeveleyerek anlatıyor onun hikâyesini.

Hodorçur
Vatanını Arayan Bir Gezginin Seyahati

Hodorçur, Raffaele Gianighian’ın 1915 Ermeni Soykırımı sırasında yaşadıklarının birinci ağızdan aktarımı.

Bitmeyen Sürgün

Bektaş Karakaya, 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası Avrupa’da siyasi mülteci olan sosyalistlerin hikâyesini anlatıyor. Sürgünlüğün yoksunluklarını geri planda bırakan örgütsel sekterlikler ve genel olarak sol içi bağnazlıklarla hesaplaşıyor.

Ordulu Emin'in "Kurtuluş" Tarihi

Kod ismi kullanması sayesinde 12 Eylül’ü yakalanmadan atlattığını söyleyen “Ordulu Emin”, sadece 1970’lerin değil, 80’lerin ve sonrasının devrimci sosyalist mücadele ortamının canlı bir tasvirini yapıyor. Bir o kadar da samimi bir muhasebesini…

1915'ten 1980'e Karadeniz
Ermeniler, Eşkıyalar, İnsanlar, Yaşamlar

Halil Erhan doğup büyüdüğü toprakları anlatıyor: Karadeniz’i... Bilinen Karadeniz’in dışında bir Karadeniz anlatan, tarihî tanıklıkları aktaran bir kitap…

Vefa'nın Galip'i
Galip Haktanır’ın Anıları

Galip Haktanır, Fethi Aytuna’nın yayına hazırladığı anılarında sadece o yılların futbol âlemini anlatmıyor. “Darüşşafaka terbiyesini” öğreniyoruz ondan. 1930’lardan günümüze kadar İstanbul hayatından sahneler izliyoruz.

Turgut Uyar'ın Çocuklarıyız

Turgut Uyar, Türkçe şiirin kutup yıldızlarından biri, kuşkusuz. Şiirinin, poetikasının yanı sıra elbet şahsiyetiyle, hayatıyla da merak edilen biri… Derviş Aydın Akkoç’un, onun dört çocuğuyla, Semiramis Uyar’la, Şeyda Uyar Dikmen’le, Tunga Uyar’la ve Turgut Uyar’la yaptığı söyleşiler şairle ilgili çok şey öğrenmemizi sağlıyor.

Unutulan Yıllar

Niyazi Berkes, Unutulan Yıllar adını verdiği anılarında yaşadığı olayları çocukluk yıllarından başlayarak dile getiriyor. Bunu yaparken,dönemin toplumsal ve siyasal panoramasını da çizen Berkes, bir top­lumbilimci olarak yorumlarda bulunup; çizdiği tablonun içine o yılların siyasetçilerini, bürokratlarını, gazeteci, şair ve yazarlarını da yerleşti­riyor.

"Türkiye İşçi Partisi'ne Âşık Oldum"

Hamdoş’un hikâyesi, sadece “resmî” politika sahasında değil hayatın her alanında fakir fukaranın derdini kovalayan, bu arada güler yüzü hiç düşmeyen, sosyalizme aşkla bağlanmış bir fedainin hikâyesi. Dava adamıyla gönül adamının şahsında birleştiği bir isimsiz kahraman... Hamdoş, bu kitapta hikâyesini tamamen kendi tecrübesinin içinden, kendi lisanıyla anlatıyor. Türkiye’de sol/sosyalist hareketin toplumsal tarihine olağanüstü canlı bir ışık tutan bir yaşam hikâyesi…

Qurzeli Usiv'in 70 Yılı

Bingöl’ün Kiğı ilçesine bağlı Hop köyünün Qurze mezrasında başlayan, küçük yaşlardan itibaren Dersim’in (Tunceli) Kızılkilise’sinde (Nazımiye) devam eden uzun ve acılı bir hayatın hikâyesi…

"Ula Fılle Hoş Geldin"
Diyarbekirli Udi Yervant Bostancı

Elinizdeki kitap, Diyarbakır’ın kendine mahsus müzik kültürünün, Ermeni mahallesinin, hayatın bütün cepheleriyle 1950’lerden 1970’lere “eski” Diyarbakır’ın, Kürt-Ermeni gündelik ilişkilerinin, puşiciliğin, esnaf muhabbetinin hikâyesi… Tabii eksen, Udi Yervant’ın hüzünlü ve neşeli hayat hikâyesi.

Çanakkale'den Filistin Cephesi'ne

Kayseri’nin Everek (Develi) kazasında doğan Yüzbaşı Sarkis Torosyan 1914 yılında Harbiye Topçu Okulu’nu bitirdi. Önce, Osmanlı Ordusu tarafından Almanya’da Krupp fabrikasında staja yollandı. Daha sonra, Çanakkale Cephesi’ndeki Ertuğrul Tabyası’na komutan olarak atandı.

Yorgo Hacıdimitriadis'in Aşkale-Erzurum Günlüğü (1943)

Un tüccarı Yorgo Hacıdimitriadis, İkinci Dünya Savaşı yıllarında uygulanmış Varlık Vergisi’nin kurbanlarından birisidir. Varlık Vergisi borcunu ödeyemediği için 22 Mart 1943 tarihinde Haydarpaşa’dan trenle Aşkale-Erzurum’daki çalışma kampına yollanmıştır. Erzurum’da kaldığı süre boyunca günlük tutan Hacıdimitriadis’in izlenimleri, Varlık Vergisi’nin bugüne kadar çok az bilinen “çalışma kampları” boyutunu gün yüzüne çıkartmaktadır

Sığınmacılar
(1990-2000, Londra)

“Bu büyükçe parklarda, işsiz siyahlara olduğu gibi, bizim Türkiyeli sığınmacılara da rastlardınız. Sokaklarda ya da parklarda, kafasında köylü kasketi, üstüne bol gelen ceketi ve pantolonu, uzun sarkık bıyıklı, yaşlı Alevi köylülerine rastlamak insana hüzün verirdi. Kim bilir hangi rüzgâr savurmuştu onu köyünden alıp bu yabancısı olduğu diyarlara. Elleri arkasında, parmaklarına tespihini dolamış, başı havalarda, öylece, tek başına dolaşırdı. Belki de konuşacak birilerini arardı... Sığınamamış sığınmacının heykeli gibi bir taşın ya da bankın üzerine oturmuş olurdu. Çaresiz, umarsız, yalnız, ne geldiği yere ne kendi içine ne de dilsiz kaldığı bu ülkeye sığabilen acılı sığınmacının...” Gün Zilel

Bizim Köyün Papazıdır
Güneydoğulu Bir Keldani'nin Anıları (1975-1985)

Peder Aziz’in yazdıkları da Anadolu insanının ta kendisi: Yalın, kısa, içten cümlelerle anlatılmış alabildiğine sahici şeyler. Üstelik, sanki o büyük sıkıntıları yaşayan kendisi değilmiş de geçerken görmüş gibi yazmış. Bu kadar olur. En az bunlar kadar önemlisi, Peder Aziz Yalap 1975-85 arasını anlatıyor. Sonuçta, özetle şu oluyor: Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karışık ve en tatsız dönemini, Anadolu’nun en talihsiz bölgesinde, Anadolu’nun en ezilen halkının gözünden izliyoruz. Baskın Ora

Ölüm Bizim İçin Değil

“Devrim” yılları. Varoluşunu, öngördüğü gelecek tahayyülüyle gerçekleştiren, mevcudiyetini “yaşanacak güzel bir dünya” ihtimaline feda etmiş bir kuşağın hikâyesi. Sol muhalefetin devrim yürüyüşü, kitlelerin bir araya gelişi, Türkiye’nin kırılmanın eşiğinde dolaştığı karışıklık yılları…

Lice’den Paris’e Anılarım

Tarık Ziya Ekinci, 1925’te Lice’de başlayan yaşamında, Türkiye’nin yakın tarihinin tanığı ve öznesi oldu. Öncelikle Kürtlerin tarihinin... 1940’lar ve 1950’lerin gergin atmosferinde, “Kürt uyanışı” veya “Kürt aydınlanması” denen süreci yaşadı. 1960’larda ise bir Kürt aydını olarak, bu sürecin devamının aktörlerindendi.

Yine Kazacağız, Yine Kaçacağız!

Türkiye’de hapishane üzerine, özellikle 12 Eylül’ün hapishaneleri üzerine pek çok anı ve öykü yazıldı. O kadar fazla olmamakla beraber, hapisten kaçmak üzerine de... Bu kitapta, Sebahattin Selim Erhan, üç gerçek kaçış girişiminin öyküsünü anlatıyor.

Henek

Henek, sadece bir anı kitabı değil. Roman tadında mizahi bir anlatı ve neşeli bir Diyarbakır güzellemesi. Berat Beran bize kendisini, ailesini ve yakın çevresini anlatırken öyle esprili bir dil kullanıyor ki, külfetli şehir yaşamının, yoksulluğun, ataerkilliğin, merkezin dışına itilmişliğin, umarsızlığın acılaştırdığı hayatı iyimserlikle resmediyor.

Geri Vites Hayatlar

Leyla Ağaçkoparan, “64 model” bir kadın. Türkiye’nin ilk kadın ağır vasıta şoförü. Yirmi yıllık meslek hayatında ambulanstan otobüse, TIR’dan tankere, çekiciden çöp kamyonuna kadar akla gelebilecek her tür motorlu aracı kullanmış. Mazot kokusu, yağlı-karalı üstüpü, tamirhaneler ve arabalar artık onun vazgeçilmezi olmuş.