Yaklaştıkça Uzaklaşıyor mu? Avrupa Birliği ve Türkiye
Türkiye tarihinin son iki yüz yılına damgasını Batılılaşma vuruyor. Bir çizgide ilerlemiyor bu süreç, bir adım ileri iki adım geri. Sakallı Celal’in dediği gibi “Batı’ya giden gemide, Doğu’ya koşuyoruz”. Murat Belge, kitapta toplanan yazılarında bu sancılı sürecin son etabını, Avrupa Birliği sürecini anlatıyor. Sekiz yıla yayılan zaman dilimindeki yazılardan sürecin zorluklarını daha iyi görebiliyoruz.
Memalik-i Osmaniye'den Avrupa Birliği'ne
Bu kitapta derlenen yazılar, yüzyıllık bir tarihi ve günümüzdeki gelişmeleri çeşitli yönleriyle ele alıyor. Ama hepsinin temelinde çok önemli bir tespit var: Dünya, ulus-devletlerin aşındığı, ulus-üstü oluşumların ağırlık kazandığı yeni bir döneme girmekte. Bu dönemde, Osmanlı İmparatorluğu gibi eski tür imparatorlukları ve ulus-devletlerin başarı ve başarısızlıklarını yeniden değerlendirip günümüzün yeni imparatorluklarının oluşum süreci için dersler çıkarmak mümkün.
Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik
Müslüman toplumlarda cinsellik konusunda son yıllarda önemli çalışmalar yapıldı, ama bunları bir araya getiren bir derleme bugüne kadar yayınlanmamıştı. Türkiye, Filistin, Pakistan, Fas, Nijerya gibi farklı ülkelerden araştırmacıların makalelerinin yer aldığı Müslüman Toplumlarda Kadın ve Cinsellik, bu alandaki boşluğu dolduruyor.
Tarihten Siyasete Eleştiri Yazıları
Tarihten Siyasete, Perry Anderson’ın 1982-1992 yılları arasında yazdığı makalelerden oluşuyor. Kitapta yazarın, farklı alanlarda çalışmış, bakış açıları ve ilgileri bakımından büyük farklılık gösteren düşünürler üzerine eleştirileri yer alıyor. Bu düşünürlerin bir kitapta bir araya gelmesinin nedeni, yapıtlarının, tarih ile siyasetin kesiştiği noktada buluşması.
Cinsiyet ve Millet
Toplumsal cinsiyet ilişkilerinin milliyetçi projelerdeki yeri son derece önemlidir. Bunu görmek için herhangi bir ulus-devlet yaratma sürecine bakmak yeterli olur. Buna rağmen milletler ve milliyetçilik konusundaki yaygın kuramlar bu alanı ihmal edip kadınlık ve erkeklik rollerinin milletin kuruluşundaki hayati rolünü gözardı etmişlerdir. Kadın ve milliyetçilik alanındaki çalışmaları ile tanınan Nira Yuval-Davis, pek çok yabancı dile çevrilen bu kitabında, cinsiyet ilişkilerinin milliyetçi projelerin bazı temel boyutlarına olan katkısını sistematik olarak incelemekte ve yeni mücadele yolları önermektedir.
Milliyetçilik Kıskacında Kıbrıs
Niyazi Kızılyürek, Milliyetçilik Kıskacında Kıbrıs’ta, halen iki toplumun yaşadığı adanın ‘çözümsüzlük’ üzerinde katettiği mesafeyi geriye sarmak için dörtlü milliyetçilik matrisiyle nasıl ve niçin hesaplaşılması gerektiğini tartışıyor.
Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce Cilt 4 / Milliyetçilik (Ciltli)
Milliyetçilik, Türkiye’de siyasal ideolojiler zemininde neredeyse siyaset-ötesi ve ideolojiler-üstü bir temel ilke konumunda. Farklı ideolojik donanımlarla ve referanslarla eklemlenebilmesinin ona kazandırdığı bu yaygınlık, hegemonik bir gücü ifade eder mi?
Ulus ve Parçaları
Partha Chatterjee, milliyetçilik kuramcıları arasında haklı bir üne sahip. Üçüncü Dünya milliyetçiliği üzerine yazdığı kitabı Milliyetçi Düşünce ve Sömürge Dünyası, artık bir klasik statüsünde. Hindistan örneği üzerinden Batılı olmayan milliyetçi akımlara ilişkin son derece açıklayıcı bir kuramsal çerçeve sunan Chatterjee’ye göre Batılı olmayan milliyetçi söylem, farklı ancak hâlâ Aydınlanma düşüncesine tâbi bir söylemdir. Bu tarz milliyetçilikler, Doğu ile Batı arasındaki ayrımı tersine çevirerek, ev ve kadını “kirletilmemiş” manevi alanla, bilim ve tekniği maddi alanla özdeşleştirerek Batı metafiziğini yeniden üretirler.
Yunanistan ve "Doğudan Gelen Tehlike" TürkiyeTürk-Yunan İlişkilerinde Çıkmazlar ve Çözüm Yolları
Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunlar uzun zamandan beri dünya kamuoyunun gündemine yerleşmiştir. İki ülke arasındaki sorunlar yalnızca ortak bir denize kıyısı olan iki komşunun, sınır anlaşmazlıklarından ibaret değildir. Tarihsel mirasın ortaya çıkardığı ve Türk-Yunan ulus-devletlerinin “çabaları” ile beslenmiş daha büyük sorunlar söz konusudur.
Askerî Müdahalelerin Orduya EtkisiHiyerarşi Dışı Örgütlenmeden Emir Komuta Zincirine
Doğan Akyaz, 27 Mayıs 1960 ve 12 Mart 1971’deki askerî müdahaleleri, bununla birlikte müdahalelerin öncesi ve sonrasındaki girişimleri, arayışları, tartışmaları inceliyor. Her iki dönemdeki cunta yapılanmalarını ayrıntısıyla ele alıyor. Hükümetlerin ve sivil siyasi otoritenin cuntalaşmayı önlemeye dönük çabasının, ki bu çaba bizzat ordu yönetimi tarafından da paylaşılıyor, sonuçta ordunun siyasetteki ağırlığının yerleşikleşmesini, kurumlaşmasını beraberinde getirdiğini görüyoruz.
Marksizm ve Sosyalizm Üzerine Düşünceler
Mehmet Ali Aybar Türkiye’de sosyalizm tarihinin özgün kişiliklerinden biridir. Özellikle Marksizm konusunda alışılmış şematik yorumun dışına çıkmış, sosyalizm ve devrim sorununu ve buna bağlı olan parti örgütlenmesi meselesini Türkiye bağlamında tartışma gündemine sokmuştur.
Osmanlı İmparatorluğu'nda Sosyal DevletSiyaset, İktidar ve Meşrutiyet 1876-1914
Son yıllarda, refah devletinin krizi ve yoksulluk sorunu, dünya gündeminde önemli bir yer tutuyor. Refah rejimi, sosyal devlet, sosyal siyaset, sosyal yardım vb. kavramlar yeniden daha geniş bir tarihsel perspektifle ele alınıyor. Osmanlı tarihçiliğinde ise bu meselelere odaklanan ve daha çok monografik nitelik taşıyan çalışmalar, kuramsal ve kavramsal perspektif yoksunluğuyla malûl.
Ekonominin Küreselleşmesi
Dünya ekonomisini yönettiklerini söyleyebileceğimiz uluslar daha fakir ulusların hem doğal kaynaklarından hem de ucuz işgücünden faydalandılar ve buralara sahip oldukları yaşam ve tüketim alışkanlıklarını yerleştirerek kendilerine yeni pazarlar yarattılar. Dünya ekonomisinin merkez bölgeleri diye bilinen Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Japonya’ya artık “Yeni Sanayileşen Asya Ülkeleri” de katılıyor. Bunlar dışındaki ülkeler, dünya ekonomisinin yarı periferik ve periferik bölgelerini oluşturuyorlar hâlâ. Bu kitap ekonominin küreselleşmesinin yanı sıra, dünyanın her köşesinin, özellikle üçüncü dünyanın, dışa açılmaya başlayarak merkez uluslar yönetimindeki küresel ekonomiye entegre olma süreçlerini ve bundan hem ekonomik hem de toplumsal açıdan ne şekilde etkilendiklerini tarihsel boyutuyla inceliyor.
Avrupa Birliği'nin Genişleme Süreci
Bugün Avrupa Birliği dördüncü ve en kapsamlı genişleme sürecini yaşıyor. Bu süreç, 1945´ten bu yana bölünmüş Avrupa´yı Soğuk Savaş sonrasında yeniden birleştirme amacını ve bu sayede de, yeni bir güç olarak dünya sahnesine çıkacak Büyük Avrupa´yı yaratma amacını taşıyor. Bu sürecin dinamiğini de üye ve aday ülkeler oluşturuyor.
Uygarlık Süreci / Cilt 2Sosyo-Oluşumsal ve Psiko-Oluşumsal İncelemeler
Norbert Elias’ın, modernleşme sürecine ilişkin literatürün klasiklerinden olan Uygarlık Süreci’nin ikinci cildi, konusunun daha genel düzeyde bir tarihsel yorumuna yoğunlaşmaktadır. Elias, başyapıtının bu cildinde, uygarlık sürecinin Ortaçağ boyunca sosyo-oluşumunu, yani, uygar davranış kalıplarının oluşumuna zemin hazırlayan siyasal, iktisadî ve toplumsal dönüşümleri ele alıyor.
Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce Cilt 3 / Modernleşme ve Batıcılık (Ciltli)
Modernleşme / Batıcılık, en doğru ifadeyle “daha iyi ve mutlu yaşamak” hasretinin taşıyıcısı olan “Batılılaşmak/Modernleşmek/Çağdaşlaşmak” kavramlarını değişik açılardan düşünsel/ideolojik bir değerlendirme çabası...
Hilal ve Yıldızİki Dünya Arasında Türkiye
`Stephen Kinzer dört yıl Türkiye´de yaşadıktan sonra bu parlak kitapla bize dışarıdan nasıl gözüktüğümüzü sevgi ve anlayışla gösteriyor. Bu çok rahat okunan kitap Türkiye´yi, imkânlarını ve dertlerini yeniden düşünmek, tartışmak için iyi bir fırsat...`
Orhan Pamuk
Türkiye'de Anayasalar
Bu incelemede Cumhuriyet anayasaları, ideoloji, özgürlükler rejimi, devlet yapısı, yapılma ve değiştirilme prosedürü açısından değerlendirilmektedir. Yürürlükte olan anayasal sistemi belirleyen 1982 Anayasası´nın sürmekte olan ezici ağırlığı vurgulanırken, bir yandan bu anayasanın emsal normlarının genel kanının aksine 1961 Anayasası´nda bulunduğu, öte yandan 1987 ile 2001 arasında yapılan çeşitli değişikliklerin demokratikleşme için gerekli, esasa ilişkin detaylar olmadığını gösterilmektedir.
Türkiye'de Sekülarizm ve ModernlikHermenötik Bir Yeniden Değerlendirme
Türkiye’nin modernleşme sürecinin kilit aşamalarını ele alan bu kitapta, Andrew Davison siyaset biliminde hermenötik yaklaşımın ne denli yararlı olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de Sekülarizm ve Modernlik’te, önce hermenötik analizin teorik temellerine ve uygulama alanlarına açıklık getiriliyor, ardından Türkiye’nin deneyimi alternatif modernlikler çerçevesine yerleştiriliyor.
Otoriter DemagojiFarklı Ol, Benim Gibi Ol
Kürşat Bumin bu kitapta yer alan yazılarında Türkiye'nin son dönemini, "Türkler çıldırmış olmalı!" dedirten olaylar üzerinden ele alıyor. Rejim sorunları, demokrasi, ordu, siyaset vb... sorunlarımıza 'otoriter demagoji' kavramıyla açıklık getirmeye çalışıyor. Bumin'e göre 'otoriter demagoji'nin yürürlükte olduğu Türkiye'de "görünürde 'söz' kimsenin tekelinde değildir; hatta sık sık 'konuşan ülke'nin erdemlerinin sıralandığına tanık olunur.
Türk Dış Politikası - Cilt 2: 1980-2001Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar Cilt 2: 1980-2001
Uzman bir akademisyen grubu tarafından hazırlanan bu yapıt, bugüne değin yazılmış en hacimli ve ayrıntılı Türk Dış Politikası kitabıdır... Ama bu iki ciltlik çalışma yalnızca meslekten olanlara, uzmanlara hitap etmiyor. Çünkü onu anlamak için uluslararası ilişkiler eğitimi görmüş olmak gerekmiyor; meraklı bir okur olmak yeterli. Öncelikle, uzmanlık jargonunda kaçınarak, rahat bir dille kaleme alındı.
Gerçeğin ArdındanBir Antropoloğun Gözünden İki İslam Ülkesinin Son Kırk Yılı
Clifford Geertz, İslâmiyet üzerine yaptığı incelemeler vesilesiyle Anglo-Sakson akademi dünyasında çok tanınmış bir isim. Antropolojinin üstadlarından sayılıyor. Gerçeğin Ardından, Geertz’in, İslâmiyet’in çeşitli yerelliklerde nasıl yaşandığını, tecrübe edildiğini, dönüştüğünü ele aldığı pek çok mukayeseli çalışmasından farklı bir eser. Bir bakıma, bütün bu çalışmalardan süzülen bir muhasebe.
Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce Cilt 2 / Kemalizm (Ciltli)
Toplumun büyük bölümünün paylaştığı bir ulusal modernleşme idealinin yoğunlaştığı, bunun bir siyasal duruşa dönüştüğü bir ideolojidir Kemalizm. Bu bağlamda, bir kuramsal mutlak doğruyu ifade etmekten ziyade, bir tavrı, bir siyasal duruş ve konumlanışı mutlaklaştırır.
Kahve ile Nargile
Bir gün bu kopkoyu faşizmden sağ çıkarsam kendime ne söyleyeceğim? “Gördün mü bak, hepsi geçip gitti. ‘Hayır’ demedin, doğru, ama ‘Evet’ de demedin. Susmakla, direnişe katılmış bile sayılırsın. Üstelik belki de en onurlu, en etkili direniş biçimiydi seninki. Her yerde hep baskın olmak isteyen erki yok saymaktan daha güçlü bir karşı koyuş olabilir miydi?
