Politika/Siyaset
Demiş Bulundum
Bazı gerçeklerin basitliği insanı korkutur. Fakat bu gerçekleri olanca basitliğiyle telâffuz etmezseniz onlar sonsuza kadar var kalacaklardır. Öte yandan, basit ve açık gerçekler, ‘ülke sorunları’ gibi başlıklar altında kendilerine yer bulamaz... Ben artık ulaşım politikasında karayollarına ağırlık verilmesi yüzünden demiryolu ulaşımının gelişemeyişinden falan bahsetmek istemiyorum. Şöyle demek istiyorum: Koç araba satacak diye demiryolu yapılmıyor. Çünkü hiçbir politikacı Koç’lara karşı duramaz...”
Türkler'in Din ve Hukuk Tarihi
Türkler’in Din ve Hukuk Tarihi, çeşitli yerli ve yabancı dergilerde yayımlanan makalelerle, ulusal ve uluslararası Türkoloji kongrelerinde sunulan tebliğleri biraraya getiren önemli bir derleme. Eski Türkler’in dini inançlarından İslâmiyet’e, İslamiyet yerine önerilen “milli din”den tarikatlara kadar geniş bir ilgi alanına uzanan makaleler, halk dini, İslâmî ortodoksluk ve heterodoksluk kavramlarına da ışık tutuyor.
Marie ve Marie
Konstantiniye'de Bir Mevsim 1856-1858
Kırım Savaşı’nın ertesinde İstanbul... Adları aynı ama, kişilikleri farklı iki genç kadın şehri ziyaret ederler. Fransa Sefiri’nin eşi Madam Thouvenel ile kuzini Melfort kontesi, tarihin bu çalkantılı döneminde kış aylarını Pera’da, uzun yaz günlerini ise Boğaziçi’nde, Tarabya’da geçirirler. İki kuzin kaldıkları iki yıl boyunca, Fransa’daki yakınlarına yazdıkları mektuplarda iki farklı İstanbul tasvir ederler...
Filistin Ulusal Hareketinin Kurucusu Hacı Emin El-Hüseyni
Bugün Filistinlilerin adını belki unutmasalar da hiç anmadıkları, “Filistin Ulusal Hareketi”nin kurucusu Hacı el-Hüseyni’nin ilginç biyografisi... Bütün ömrünü Filistin davasına veren Hacı Emin, genç yaşta Kudüs müftüsü seçildikten sonra, 30 yıl boyunca Filistinlilerin tartışmasız lideri olmuş, 1948’de İsrail Devleti kurulunca halkı tarafından lanetlenip, yenilginin tek sorumlusu olarak ilan edilmişti.
Oryantalizm, Hegemonya ve Kültürel Fark
“Batılı” ve “Doğulu” akademisyenlerce kaleme alınmış sekiz makaleden oluşan kitap, Müslüman kadınların peçesine ya da Kuzey Afrika’da uygulanan kadın sünnetine ilişkin Batılı yaklaşımlardan uluslararası ilişkiler kuramına, sinemadan İslamî harekete, hegemonik Batılı söylemlerin yaşadığımız dünyayı nasıl kaplayabildiğini, örtebildiğini inceliyor.
Soygunun Öteki Adı: Devlet İhalesi
“Devlet ihaleleri ve yolsuzluklar”, nicedir hayatımızın değişmez gündemlerinden birini oluşturur. Bu küçük ama önemli kitap, artık kanıksadığımız, eğer ‘küçük’se haber değeri bile olmayan yolsuzlukların “yöntemleri” üzerine bir el kitabı. Bu ilginç çalışma, herkesin bildiği vakaları sıralamıyor, “perde arkası” ifşaatlarda bulunmuyor, zaten bulunmasıda gerekmiyor.
Kadın Yurttaşın El Kitabı
• Kocanın ikametgahı karısının ikametgahı sayılır. (Md.21) • Koca aile birliğinin reisidir. Evin seçimi, karı ve çocukların uygun biçimde geçindirilmesi kocaya aittir. (Md.152) • Kadın kocasının soyadını taşır. Kadın yuvanın ortak mutluluğunu sağlamak için gücü yettiği kadar, kocasının yardımcısı ve danışmanıdır. Eve kadın bakar. (Md.153)
Romanos Diogenis
İstanbul'a Yollar Açılırken
Orta Anadolu’da doğmuş, orta ve lise öğrenimini İstanbul ve İzmir’de tamamlamış, Atina ve Almanya üniversitelerinde tarih eğitimi görmüş, Atina’da tarih hocalığı yapmış, 1900-1912 arasında Osmanlı Meclisi’nde milletvekili olarak bulunmuş, son derece ilginç bir bilim adamından, askerî, dinî, siyasî, sosyo-ekonomik yönleriyle Bizans devletinin bir dönemi; aslında İstanbul yolunun Türklere açılma süreci.
Eşref Bitlis Olayı
Komutanın Şüpheli Ölümü
Televizyonlardan tanıdığımız gazeteci Cüneyt Özdemir, ekranlarda araştırdığı Eşref Bitlis’in şüpheli ölümünü, bu kez de kitap olarak gün ışığına çıkarıyor. Kitap, tanıklara, raporlara, belgelere ve kazada ölenlerin yakınlarının ifadelerine dayanıyor. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bitlis’in kamuoyunun pek bilmediği yanları; bir aile reisi, bir baba ve bir komutan olarak tasvir ediliyor.
Üçüncü Dünya'nın Sonu mu?
Üçüncü Dünya kavramı dünyanın iki bloğa ayrıldığı günlerde doğdu, Soğuk Savaş yıllarında serpilip büyüdü, o günlerin jeopolitik durumu ve ideolojik değerleriyle gelişip olgunlaştı. 1980’lere gelindiğinde Üçüncü Dünya kavramı bir hayli yaşlanmış, eski anlamını yitirmişti; yerini günün modası “globalleşme”ye terk ediyordu.
Haçlı Seferleri
Selçuk Türkleri ile Bizanslılar arasındaki Malazgirt Savaşı’yla başlayan, 11. yüzyılın sonundan 13. yüzyılın sonuna yaklaşık ikiyüz yıllık Haçlı Seferleri ile süren, 1453’te İstanbul’un fethi ile noktalanan süreç... Doğu ile Batı, İslam dünyası ile Hıristiyan dünyası arasında Haçlı Seferleri’nden bugüne varlığını koruyan derin ve ürkütücü uçurum.
Türkler ve Tatarlar Arasında 1394-1427
Tarihi hem de 600 yıl öncesini bir esirin kaleminden okuyabilmek... Niğbolu Savaşı’nda Türklerin, altı yıl sonra da Timur’un ordusunun eline esir düşen Schiltberger’in Bavyera’da başlayıp Anadolu’ya, Asya’nın ortalarına hatta Sibirya’ya kadar uzanan ve yine Bavyera’da biten macerası; geniş bir coğrafyadan gündelik hayat gözlemleri.
İnternet Dolunay Cemaat
Modernizmin uzantısında hem toplumsallaşan hem kitleselleşen “new-age-yeni çağ” kültürü... Usulca büyüyen, hızla güçlenen Fethullah Gülen cemaati... İnsanlığın önünde büyük bir fırsat ve ihmale gelmez bir tehlike halinde duran internet...İnternet, Dolunay, Cemaat bu üç simgesel olgu üzerinden “bir dünya parçası olarak Türkiye”nin bugününe ve geleceğine bakmaya çalışıyor, kritik bir çağ dönümünün ipuçlarını gündelik söylemler içinden çıkarmaya çalışıyor.
Türklerin Elinde Bir Alman Tacir
16. yüzyılın ikinci yarısında, ticaret yapmak ve Doğu’yu tanımak amacıyla yollara düşen Krafft’ın Trablusşam, Lübnan, Halep üzerinden hapishane hücresine uzanan macerası, anıları, gözlemleri... Yabancı gözüyle, 16. yüzyılın Osmanlı-Doğu-Ortadoğu hayatı, Türk erkeği, Müslüman kadını, ticaret anlayışı, gündelik ilişkiler, gelenekler, alışkanlıklar, kozmopolit toplumsal yapının yansımaları, hapishane koşulları.
Türkiye'de Siyasal Kültürün Resmi Kaynakları Cilt 2
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri
Taha Parla, Atatürk’ün görece az kontrollü ve bütünsellikten uzak metinleri olduğunu saptadığı söylev ve demeçlerini inceliyor. Değişik düzeylerde, siyasîden gündeliğe değişik konulara değinen bu metinler yığınını tarayarak seçtiği örneklerle, Atatürk’ün siyasî felsefesini tahlil ediyor.
Milliyetçi Düşünce ve Sömürge Dünyası
Partha Chatterjee, Hindistan örneğinden yola çıkarak, Doğulu sömürge ülkelerdeki millî devletlerin kuruluşuna, “milliyetçi düşünce”nin ve milliyetçi akımların doğuşuna özgün bir kuramsal yaklaşım getiriyor; “kalkış, manevra, varış” evrelerini inceliyor. Kalıplaşmış anti-emperyalist yorumlara sığınmadan, Batılı modelleri örnek almadan...
Cumartesi Anneleri
Berat Günçıkan’ın Cumartesi Anneleri’ndeki röportajları, Erzade Ertem’in çok şey söyleyen fotoğraflarıyla birlikte, “kayboluş” öykülerini ve kayıp yakınlarının acılarını anlatıyor. Cumhuriyet tarihinin en acı, en kabul edilemez, en yüz kızartıcı sayfalarından birini... Cumartesi Anneleri, bu sayfayı kapatmak, unutturmak isteyenlerle, “Neredeler?” sorusunun peşini bırakmayanların mücadelesinde, insanî olanı, umudu tüketmeme kararlılığını simgeliyorlar.
Büyük Cihad'dan Frenk Fodulluğuna
Ekmeleddin İhsanoğlu, Osmanlı bilim tarihi alanındaki en yetkin isimlerden biri; ilk el kaynaklara uzanan çalışmalarının ışığında yeni sözler söyleyen, yeni saptamalarla ortaya çıkan bir araştırmacı. Büyük Cihad’dan Frenk Fodulluğuna, İhsanoğlu’nun beş makalesini ve ayrıntılı değerlendirmelerini içeriyor.
Dizginsiz Bir Sabırla
Tomás Borge, Sandinist hareketin kurucularından. Yola birlikte çıktığı arkadaşlarının tümü öldü, anı yazma işi Borge’ye düştü. Dizginsiz Bir Sabırla’da Borge’nin sofu bir anneyle başetmeye çalıştığı, kız peşinde koştuğu yeni yetmelik dönemi var. Sonra Sandinist Halk Kurtuluş Cephesi’nin kurucusu Carlos Fonseca’nın hayatı. Ve tabii ki, Nikaragua Devrimi’nin zorlu, acılı, şiirli, şarkılı, dayanışmalı, bol kayıplı ve hep umutlu hikayesi. Sahici bir devrimin uzun yolu.
Türk-Yunan İmparatorluğu
Arabölge Gerçeği Işığında Osmanlı Tarihine Bakış
Kitsikis’in Türk-Yunan İmparatorluğu üzerinden yansıtmaya çalıştığı temel tez, Yunan milliyetçilerini öfkelendirmiş, tarihçiler arasında tartışma yaratmıştı. Yazarın kendi sözleriyle: “Osmanlı İmparatorluğu, Yunanlılar için ‘400 yıllık bir kölelik’ dönemi değil, tam tersine, Yunan kültürünün kesin surette katkıda bulunduğu ve Yunanlıların öğünç duymaları gereken, evrensel tarihin görkemli bir yapıtıdır.”
Türkler ve Kürtler: Nereden Nereye?
Demokrasiyi gene erteledik, ertelemekteyiz. Bizim siyasî kültürümüzde demokrasi neredeyse mitolojik bir şey ya da belki “Nirvana” gibi uzaklarda, herkesin erişemeyeceği bir idealdir. (Yaşanmamış bir şeyin böyle fantastikleşmesi normaldir herhalde.) Dolayısıyla bu kültürümüzle biz, belki bilinçaltımızda, demokrasiyi, sorunlarımızı çözdüğümüzde erişeceğimiz (belki o zaman erişmeye hak kazanacağımız) bir “mertebe” olarak tasavvur ediyoruz.
Tekinalp
Bir Türk Yurtseveri
Moiz Kohen ya da Türkleşmiş adıyla Munis Tekinalp: Yahudi kökenini hep ikinci plana itmiş; dindaşlarını da bu yola çekmeye, Sela- nik’ten İstanbul’a kadar tüm Yahudileri “Türkleştirme”ye çalışırken işi onlara yeni bir “On Emir” önermeye kadar bir Türk milliyetçisi... Saygın araştırmacı Prof. Jacob M. Landau’nun hazırladığı kitapta, Tekinalp’in Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e uzanan düşünsel serüveni, hem kendi yazılarından örneklerle hem Landau’nun değerlendirmeleriyle akıyor.
Türk Ulusal Kimliği ve Ermeni Sorunu
İletişim Yayınları Akçam’ın bu araştırmasıyla, onyılların en köklü tabularından birine el atıyor. Bir ortak tarih oluşturacak kadar uzun süre birarada yaşamış halkların karşılıklı boğazlaşması ve devlet politikalarıyla tahrik edilen hasımlaşmanın nedenlerinin, mekanizmalarının ele alındığı kitapta, 20. yüzyıl başının kanlı olayları, Türk ulusal kimliğinin oluşma sürecinin özellikleriyle bağlantılı olarak ilk kez inceleme konusu yapılıyor.