Tarih
Kavramlar Tarihi
Politik ve Sosyal Dilin Semantiği ve Pragmatiği Üzerine Araştırmalar
“İnsanlık değerleri söz konusu olduğunda, gerçek bir vatansever, vatanının işgal edilmesini pekâlâ vatan aşkının bir gereği ve vatanseverce bir görev sayabilir!” 1795 yılında bir Prusyalı vatansever böyle diyordu. Zira 18. yüzyıl / 19. yüzyıl dönümünde vatanseverlik; hümanizmle, evrenselcilikle, kozmopolitlikle sıkı sıkıya bağlantılı bir düşünce idi. Sonrasında, gitgide milliyetçiliğin yörüngesine girerek bu içeriğinden uzaklaşacaktı.
İçimizdeki Hapishane
Labirentin Sonu
Hapishaneler toplumların zuladaki resimleridir. Hapishaneler, arada sırada ceplerden çıkarıp bakmaya bile cesaret edilemeyen, duvarlar arasına hapsedilmiş dünyalardır. Türkiye’de siyasî mahkûmların varlığının devam etmesi, hapishanelerin zuladan sık sık çıkarılmasını gerektirir. Özellikle sol/sosyalist hareketlerin tarihlerinde hapishanede geçirilen dönemler üzerine devasa bir ‘güzelleme’ külliyatı oluşturulmuştur.
Benim Adım 1864
Çerkes Hikâyeleri
“Türk ırkının necip güzelliğini” temsil eden “Çerkes prensesi” Keriman hanımdan, Çerkescesi tek kelimeden ibaret olana… “Köle”den “at hırsızı”na… “Ermeni yetimi” tutandan, “devletine hayırlı bir asker” olana… Her biri bir roman nüvesi barındıran “münferit” hayat hikâyeleri bir halkın gerçekliğinin farklı yüzlerine mercek tutuyor.
Arap Halkları Tarihi
Modern Arap tarihinin ve düşüncesinin öndegelen uzmanı Hourani’den bir kaynak eser: Arap halklarının çağlar boyu hikayesi üzerinden Ortadoğu tarihi... Yalnızca Fırat-Dicle’nin güneyini değil Kuzey Afrika’yı da kapsayarak, yalnızca Emevi halifelerini değil Bağdat’ın şehir tarihini de anlatarak, yalnızca din savaşlarına değil sınıf oluşumlarına da yer ayırarak, yalnızca Nasır'ın konuşmalarına değil Ümmü Gülsüm'ün şarkılarına da kulak vererek...
Bir Aşırma (İntihal)
Doğramacı-Yazıcı Davası Işığında Yargımız-Aydınlarımız
Bir Aşırma sadece iki kişi arasındaki bir dava olarak değil, zihniyetler arasındaki bir mücadele olarak da görülebilecek bir çalışma…
Max Weber
Jürgen Kaube’nin titiz bir araştırmaya dayanan çalışması, öncelikle, Max Weber’in entelektüel biyografisi niteliğinde. Onun, Protestanahlâkının kapitalizmin oluşumundaki rolüne dair “bulgusunu,” demokrasinin ve bürokrasinin “mizacına” dair düşüncelerini, işlediği “karizma” ve diğer kritik kavramları, oluşum sancıları içinde anlatıyor.
Rusya ve Ruslar
Erken Dönemden 21. Yüzyıla
Rusya, kıta büyüklüğünde bir coğrafi alana yayılmıştır; tarih üzerinde kapladığı alan da bir o kadar geniştir. Geoffrey Hosking Rusya’nın ve Rusların kapsamlı bir tarihini anlattığı bu eserinde, coğrafya ve tarih arasındaki ilişkinin altını kalın hatlarla çizer. Toplumsal yaşamdan iktidar odaklarının oluşmasına, siyasetin biçimlenmesinden ortak bir kültürün biçimlenmesine kadar geniş bir ufku tarayarak Rusya’nın geçmişini ve bugününü ele alır.
Bekaretin ‘El Değmemiş’ Tarihi
Bekâret nedir? Koruyup saklamak mı gerekir, yoksa hemen kurtulmak mı? Kaç çeşit bekâret vardır? Birinin bakire olup olmadığını anlayabilir miyiz? Bekâretin kanıtı yalnızca himen denilen küçücük bir doku parçası mıdır? Kaç çeşit himen vardır
AKP Devri
Türkiye Siyaseti, İslâmcılık, Arap Baharı
Yüksel Taşkın, AKP Devri’nde bir araya getirilen yazılarında Türkiye’deki sağ ve İslâmcı gelenek içinde bu siyasal partinin özgünlüğü meselesini tartışırken, bir yandan da İslâmcılık düşüncesinin geçirdiği dönüşüme odaklanıyor.
CHP, Sosyal Demokrasi ve Sol
Türkiye’de Sosyal Demokrasinin Kuruluş Yılları (1960- 1966)
CHP’nin arayışları ile dönem solunun (TİP, Yön ve sürgündeki TKP) siyasal talepleri kesişti mi? Toprak reformu, anti-Amerikancılık, anti-emperyalizm ve planlı ekonominin CHP politikalarının belirlenmesinde nasıl bir etkisi oldu? CHP’nin örgütü, ideolojisi ve siyaseti böylesi bir dönüşüme ne kadar hazırdı?
Batı Marksizmi Üzerine Düşünceler
Perry Anderson, Batı Marksizmi Üzerine Düşünceler’de Batı’daki Marksist düşüncenin 19. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan hikâyesini anlatır. Marx’la başlayan mirasın arkaplanda yer aldığı kitapta, yaşanan tartışmalar Lenin’den Frankfurt Okulu’na, İkinci Dünya Savaşı’ndan 1980’lere kadar değerlendirilirken, aynı zamanda Marksizmin etkili bir düşünce hareketi olarak var olduğu bir dönem ele alınır.
Türk Politik Kültüründe Romantizm
Romantik halkçılıktan romantik tarihçiliğe ve oradan da günümüzdeki romantik stratejik derinliklere uzanan, Şarkiyatçılık karşısında Garbiyatçı öfkeyi ön plana çıkaran bu siyasal düşünü anlamak için rehber niteliğinde bir araştırma.
Dersim Raporu
Kurtuluş Savaşı komutanlarından Orgeneral İzzettin Çalışlar’ın kitaplığından çıkan, yazarı ve yayım tarihi tam olarak bilinmeyen ancak “gizli”, “kişiye özel” ve “kayıt altında” sadece 100 adet basılan Dersim Raporu, Türkiye tarihinin karanlık noktalarından birisi olan Cumhuriyet’in Dersim politikaları hakkında etraflı bir bilgi sunuyor.
Yoksulluk Halleri
Türkiye'de Kent Yoksulluğun Toplumsal Görünümleri
Açlar sınıfı konuşuyor bu kitapta... Ekonomik krizlerden önce de sonra da yoksul olan, hep yoksul kalacak olan, yoksulluğu kader gibi yaşayanlar, “en alttakiler”... Mülâkat resmiyetine girmeden, grameri düzeltilmeden, ‘langır lungur’... Kendi hallerini, gördükleri muameleyi, dünyayı, memleketi, zenginleri, kadınları-erkekleri, dini-maneviyatı, milleti-milliyeti nasıl algıladıklarını anlatıyorlar.
Türkiye'de Sol Akımlar 1908-1925 (Cilt 1)
İlk dönem Osmanlı-Türkiye sol hareketi, 1908’de kurulan meşruti monarşinin verdiği sınırlar içinde çeşitli etnik-dinî kimliklerin bir arada bulunduğu, “enternasyonalist” bir ruhla biçimlendi. Bu ruh,1908’den İttihat ve Terakki iktidarına, milli iktisat politikalarından Birinci Dünya Savaşı’na ve savaş koşullarıyla biçimlendirilmiş bir ulus-devletin kuruluş evresine çeşitli sarsıntılarla nakloldu.
Türkiye'de Çizgi Roman
Çizgi romanın sanatsal varlığı artık yüz yılı aşmış bir tarihe sahip. Çoğu Batı ülkesinde çizgi romanın sanat olarak kendine özgülüğü tartışılmıyor bile, ama ülkemizde bu sanat kolu ucuz, okunup atılan, “yoz” ürünlerin kaynağı, az okumanın göstergelerinden biri sayılıyor.
Erken İç Asya Tarihi
Ünlü tarihçi Ordinaryüs Profesör Denis Sinor’un önemli katkılarıyla derlediği bu kitap, dünyanın en ilginç coğrafyalarından biri olan, ancak gecikmiş ve yetersiz arkeolojik çalışmalar nedeniyle bugüne dek hakkında pek fazla bilginin ortaya çıkarılamadığı İç Asya tarihi üzerine yazılmış makaleleri biraraya getiriyor.
Simgeden Millete
II. Abdülhamid'den Mustafa Kemal'e Devlet ve Millet
Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılı, bir yandan devletin uluslararası arenada kendisini söz sahibi bir aktör olarak tanımlamaya çalıştığı, diğer yandan bu söz sahibi aktörün artık törenlere sıkışmış ihtişamını, devletlik vasfını simgeler yoluyla yeniden öne çıkarmaya gayret ettiği bir dönemdir.
Müzecilik Yazıları
Modern Sanat Müzesinin Tasarımı
İstanbul Resim Heykel Müzesi’ni, o zamanki adıyla “Müze-i Hümayun”u, 19. yüzyılda Avrupa’da kurulan büyük müzeleri örnek alarak, modern ve ulusal bir müze modelinde düzenleyen ve kuran Halil Edhem’dir. Onun Müzecilik Yazıları Türkiye’de müzeciliğin kurucu metinleridir ve aynı zamanda sanat tarihinin temel kaynakları arasındadır.
Pertev Naili Boratav
Bir Akademisyen ve Düşünce Adamı
Mete Çetik, son derece titiz araştırmasında, Pertev Naili Boratav’ın yaşam öyküsünü anlatıyor. Milliyetçi heyecanlar içinde olduğu gençlik döneminden sola yönelişi; İkinci Dünya Savaşı dönemindeki antifaşist neşriyat girişimleri; Soğuk Savaş’ın anti-komünist cadı avının ilk kurbanlarından biri oluşu; kendi tabiriyle “gurbet acısı” ve Fransa yılları… Batı/Batılılaşma/Batıcılık, milliyetçilik, milli kimlik ile ilgili anlayışı ve tabii halk edebiyatına, halk kültürüne ilişkin görüşleri…
İstanbullu Rumlar ve 1964 Sürgünleri
Türk Toplumunun Homojenleşmesinde Bir Dönüm Noktası
1964 yılında İstanbullu Rumlar büyük bir felaket yaşadılar. Evlerini terk etmek zorunda bırakıldılar ve bilmedikleri bir dünyaya sürgün edildiler. Yabancı statüsüne alınmaları, bir bavulla vatanı terk etmeleri, hukukla korunan tüm haklarının bir anda ellerinden kayıp gitmesi gibi, bu trajik olayda yaşanan travmalar ve zorluklar bugüne dek birkaç araştırmanın ve filmin konusu oldu. İstanbullu Rumlar ve 1964 Sürgünleri, konunun derinlemesine incelenmesi için sözü bu acının muhataplarına bırakıyor.
Cihan Harbi'ni Yaşamak ve Hatırlamak
Osmanlı Askerlerinin Cephe Hatıraları ve Türkiye'de Birinci Dünya Savaşı Hafızası
Mehmet Beşikçi, Cihan Harbi’ni Yaşamak ve Hatırlamak’ta Birinci Dünya Savaşı tecrübesini askerlere ait otobiyografik kaynaklar üzerinden inceliyor. Cihan Harbi tecrübesi ve askerlerin bu tecrübeyi hatırlama biçimiyle, Türkiye’deki sorunlu resmî ve kolektif Birinci Dünya Savaşı hafızası arasında organik bir ilişki olduğu tespitini yapan kitap, bu ilişkinin analizi için askerî tarihle hafıza çalışmaları alanlarını harmanlayan bir perspektif sunuyor.
Sırrını Surlarına Fısıldayan Şehir: DİYARBAKIR
“Diyarbakır; harcı, acı ve hüzünle karılmış ama umudu her zaman diri tutmuş, ebedi kent... Diyarbakır; bedeninde derin yaralar açılmış yaralı kent... Diyarbakır; ahir zamanlardan bu yana, zamanın ve insanın sayılamayacak kadar çok musibet ve felaketine karşı durabilmiş, dayanabilmiş bir kent. Bir erdemli yürek. Diyarbakır; acısı, hüznü ve umudu henüz yeterince seslendirilmemiş kent…
Devlet Ocak Dergâh
12 Eylül`den 1990'lara Ülkücü Hareket
Türkiye sol literatüründe hayatî bir ilgi odağı olmasına karşın, kontrgerilla v.b. karanlık güçlerin faaliyetlerine indirgenen veya faşizmle ilgili standart kuramsal metinlerden uyarlanan açıklamalarla geçiştirilen ülkücü hareket üzerine bir tahlil çabası. Kitapta ülkücü hareketin 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasındaki iç süreçleri, kamplaşmaları, ideolojik dönüşümleri, söylemi inceleniyor.