Politika/Siyaset
Uzak Akrabalar
Uzak Akrabalar, faşist-totaliter rejimlerle liberal-demokratik rejimleri aynı kaba koymaksızın, 1930’lardaki şaşırtıcı ortak noktalarını gösteriyor bize: Topyekûn savaşa ayarlanmış toplum ve ekonomi düzeni; kitleleri “avcunun içine almaya” dönük propaganda teknikleri; lider kültü; dev ekonomik projeler; anıtsallığa olan düşkünlük; kır-kent, bahçe-şehir idilleri ve toprağa dönüş mitolojileri…
Moskova-Ankara-Londra Üçgeninde
İştirakiyuncular, Komünistler ve Paşa Hazretleri
Topu topu bir yıllık bir zaman dilimi: 1920 ilkbaharından, 1921 ilkbaharına kadar... Bu kısa sürede, bu dar zamanda, “Yeni Türkiye”nin iç politik sahnesi, Londra’nın ve Moskova’nın etkileri altında nasıl biçimlendi? Emel Akal’ın kılı kırk yaran araştırması bu soruya ışık tutuyor.
Ekmek ve Haysiyet Mücadelesi
Günümüz Türkiyesi’nde Üç İşçi Hareketinin Etnografisi
Alpkan Birelma’nın çalışması, işçi hareketine gerçekten bambaşka bir bakış getiriyor. Alışılagelen sendikacılık tarihinde, grev dökümlerinde, eylem günlüklerinde bulamayacağımız, ta içeriden bir gözlem… İşçileri harekete geçiren, onları sınıfsal bilinçlenmeye götüren gerçek saikleri, öfkeleri, hayalleri hesaba katan bir analiz.
Yan Yollar
Düşünce, Bilgi, Sanat
Türkiye’de sosyal bilimlerin usta hocalarından Hasan Ünal Nalbantoğlu, sosyal teorinin sapaklı yollarının bilgisinden öte, asıl, eleştirel düşünce tutkusunu ve özenini öğretir. Onun metinlerindeki ince kavram ve dil işçiliği, düşüncenin araçsallaştırılmasına ve yüzeyselleşmeye karşı bir uyarıdır.
Müslüman Milliyetçiliği ve Yeni Türkler
Türkiye tarihinde selam ve millet kavramlarının ilişkisini ele alan Jenny White, Türkiye’nin toplumsal ve siyasal kutuplaşmasının ekseni olan korkunun iki anahtar simgesi olarak nitelediği misyonerliği ve başörtüsünü inceliyor. Türk kimliğinin yeniden üretilmesinde sınırların ve saflığın rolünü değerlendirirken, “düşman” tanımlarına karşılık nüfusu “aynı”laştırma çabasının, sınırların ihlali korkusunu ve tabuları nasıl canlı tuttuğunu gösteriyor.
Müstakbel Türk'ten Sözde Vatandaşa
Cumhuriyet ve Kürtler
Türkiye siyasetinin aktörleri, bürokrasi, siyasi akımlar ve sıradan yurttaşlar Kürt meselesini nasıl algıladı? Cumhuriyet, milliyetçilik, sol, yurttaşlar Kürt meselesini nasıl, hangi kavramlarla 'gördü'? Mesut Yeğen, bu temel soruya cevap arıyor elinizdeki kitaptaki makalelerinde. Bu meselenin ve onu halletmek için izlenen stratejinin, Türkiye’deki başka etno-politik meselelerle ve bunları 'halletmek' için kullanılan araçlarla benzerlik ve farklılıklarına da göz atılıyor.
Camın İşçileri
Paşabahçe İşçilerinin Sınıf Olma Öyküsü
Camın İşçileri, işçi sınıfının, Türkiye tarihindeki bütün evreleri nasıl, ‘hangi bilinçle’ kat ettiğini alabildiğine canlı bir şekilde görmemizi sağlıyor. İşçilerin tek parti dönemini, DP iktidarını, 27 Mayıs’ı ve 1960 sonrası sola kayma sürecini nasıl yaşadıklarını, nasıl anlamlandırdıklarını izliyoruz tarihsel sosyolojinin cam küresinde.
Solu Yeniden Tanımlamak
Bugün sol kavramı ne anlam ifade ediyor? Dünyada solla sağı ayıran nedir? Geçmişte bunlar neydi, ileride ne olacaklar? Sol ve sağ kavramlarının, insanlık tarihinde sürekli geçerli olmuş, evrensel içerikleri mi var? Yoksa modern zamanlarda ve Batı Avrupa’da son üç yüzyıl içinde meydana gelen toplumsal oluşumlara özgü simgeler mi?
Diasporada Türk-Kürt Sorunu
Almanya ve İsveç’te İkinci Kuşak Göçmenler
İsveç ve Almanya, Kürt diasporasının Türkiye ve Kürdistan’daki gelişmelere en fazla etki ettiği iki ülke olmuştur. Bahar Başer, bu iki ülkeye bakarak ve Türklerle olduğu kadar –hepsi bir şekilde ‘seferber olmuş’– Kürt gençleriyle de konuşarak, Avrupa’daki Kürt ve Türkler arasındaki ilişkilerin daha önceki araştırmalarda gördüğümüzden daha karmaşık bir tanımını ve analizini sunuyor. MARTIN VAN BRUINESSEN
Bir Daha Asla!
Geçmişle Yüzleşme ve Özür
Elinizdeki kitabın odak noktası, devletlerin geçmişte işledikleri suçlar için diledikleri resmî özürler. Uluslar arasında yaşanan çatışmalar, azınlıklara/muhaliflere karşı işlenen ihlaller, etnik çatışmalar ya da savaşlarda işlenen insanlık suçları, savaş suçları ve soykırımlar için dilenen bu özürler barış, demokrasi ve insan haklarına saygılı bir siyasal kültür oluşmasına hizmet ediyor. Ayrıca yaşananların “bir daha asla” yaşanmaması için alınacak önlemlerin de yolunu açıyor.
Türk Yargısı ve Adaleti Üzerine Yazılar
Baskın Oran’ın 1990’lı yılların ortasından itibaren yazdığı yazıları bir araya getiren bu derleme, Türk Yargısı ve Adaleti’nin içler acısı halini tüm yönleriyle ortaya koyuyor. Birey’i Devlet’in kulu sayan zihniyeti, dönemin “farklı” kimliklerini (gayrimüslim, solcu, LGBT, İslamcı, kadın, Kürt…) inkâr eden zihniyeti masaya yatırırken, bir yanda “adalet”in fazlasıyla es geçildiği diğer yanda adaletsizliğin diz boyu olduğu bir anlayışın analizini yapıyor
Anarşizmler
Anarşizmin Geçmişi ve Tarihleri
“[Bu çalışma] salt kendi ‘anarşizm şudur versiyonu’nu önererek değil, bugüne kadar anarşizmin neliğini, anarşizmin nasıl temsil edilegeldiğini, anarşist geçmişin hangi yollarla anarşizm tarihlerine dönüştürüldüğünü ve anarşizme dair bilginin yapılması sürecini nasıl ‘anarşizan’ bir hale sokabileceğimizi araştırarak gerçekleştirmeyi deniyor.”
Rejim Krizi
Türkiye’de İki Partili Siyâsi Sistemin Kuruluş Yılları (1945 -1950) Cilt 3
Türkiye’de tek-parti rejiminin sona ermesi, genellikle demokrasiye ya da çok-partili hayata geçiş dönemi olarak adlandırılır. Cemil Koçak, “Türkiye’de İki Partili Siyâsî Sistemin Kuruluş Yılları (1945-1950)” adlı kitap dizisinde, yerleşik sayılan tarihsel kabulleri tartışmaya açıyor ve bu adlandırmayı sorguluyor.
Particiler
Türkiye’de Partiler ve Sosyal Ağların İnşası
"Partici”, kimdir Türkiye’de? Bu ‘işe’ nasıl girer? Hangi toplumsal tabandan gelir, nasıl sosyalleşir? Ailenin, cinsiyetin, etnik ve dinsel bağların, hemşerilik ilişkilerinin, eğitim düzeyinin, meslekî konumun, kuşağın ve yaşın politik kariyere etkisi nedir? Siyasal partiler, merkezde ve taşrada, nasıl işlerler? Partiler neyle ‘döner’, partilerin ve politikacıların finansman ilişkileri nasıl kurulur?
Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluşu (1923-1924)
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun, genellikle iki zıt biçimde açıklanmasına alışığız. Bir uçta, Mustafa Kemal'in Cumhuriyet'i yıllarca bir "milli sır" olarak sakladıktan sonra "bize armağan ettiği" destanı yer alır. Diğer uçta ise, Cumhuriyet'in tamamen "tepeden inme" bir dayatma olduğunu anlatan muhafazakar-İslamcı muhalif anlatı. Aslında, aynı mantığa dayanan iki anlatı...
Dersim'i Parantezden Çıkarmak
Dersim Sempozyumu’nun Ardından
Birçok edebi anlatı, sözlü tarih çalışması, inceleme, belgesel ve müzik çalışması, Dersim’in hakikatiyle yüzleşmeye katkıda bulundu. 2010’da yapılan 1. Uluslararası Tunceli (Dersim) Sempozyumu, bu çalışmaların oluşturduğu çok yönlü birikimi ortaya koymak açısından anlamlıydı. Elinizdeki kitap, bu sempozyuma yansıyan birikimi damıtan bir seçkidir.
Siyasallığın İcadı
Bu kitap, hepimizi “siyasallaşma”ya, ama bildiğimiz klasik yapıların içinde değil, yeni yapılara, daha doğrusu “siyasallaşmanın birlikte yeniden keşfi”ne davet ediyor. Son yıllarda uluslararası literatürde büyük ilgi gören Alman sosyal bilimci Ulrich Beck, içinde yaşadığımız “postmodern çağa” başka bir gözle bakıyor, analiz ediyor ve bundan “çıkış”ın yollarını tartışıyor.
Gericiliğin Retoriği
Özgürlüğü, kendi kaderine egemen hale gelmeyi ve “insanca yaşama”yı bir azınlık imtiyazı olmaktan çıkarmaya yönelik her girişime -en azından- kuşkuyla bakan bir yaklaşımdır “gericilik”. İnsanlığın büyük çoğunluğunu özgürleşmeye, “insanca yaşama”ya lâyık ve yetenekli görmeyen bir anlayıştan beslenen bu yaklaşım, ancak istisnaî durumlarda bu pozisyonunu apaçık sergiler. Bunun dışında, kendini suret-i haktan gösterecek argümanlarla örülmüş bir retorik kullanır.
Yurttaşını Arayan Demokrasi
“Siyasi mekanizması konusunda daha bilinçli, herkes için daha âdil ve daha yaşanılır bir demokrasi bir adım ötemizde duruyor. Bunu gerçekleştirmek bizim elimizde.” Marcel Gauchet
Kurban
Arnavutluk'un Kalbinde, Siyasetin Dikenli Yollarında
2005’ten beri Arnavutluk Sosyalist Partisi’nin liderliğini de yürüten Rama, Kurban’da her ne kadar belediye başkanlığı döneminde yaşadıklarını, Arnavutluk siyasetinin iç yüzünü anlatıyorsa da aslında dünyanın her yerindeki “siyasi arenalarda” yaşanan entrikaları, yozlaşmaları, çarpıklıkları, vizyonsuzluğu cesurca ele alıyor.
Toplum, İmgeleminde Kendini Nasıl Kurar?
Marksizm ve Devrimci Kuram - Cilt 1
Castoriadis'in amacı, Marksizmin ilk esin kaynağını yeniden yakalayıp, yaptıkları, söyledikleri ve tasarladıklarıyla insanların tarihi yarattığını hatırlatmak. Tarihi bir ontolojik doğuş ve toplumun imgeleminde kurulan bir süreç olarak ele almak, tarihin insanlara içkin olduğunu göstermek. İnsanların kurumlaştırarak kurduğu toplumu dönüştürme, yani tarihi yapma gücünün insandan başkasına ait olmadığının felsefi temellerini bu kitapta bulacaksınız.
Yıkılsın Bu Düzen! / Fel Yaskut Ennizam!
Arap Ayaklanmaları ve Sonrası
Tunuslu seyyar satıcı Muhammed Buazizi, 17 Aralık 2010 tarihinde Sidi Bouzid valiliği önünde kendini ateşe verdi. Amacı kendisini hırpalayan ve meyvelerine el koyan zabıtaları protesto etmekti. Ancak Buazizi’nin kendi bedeninde yaktığı ateş kısa sürede büyüdü ve önce ülkesini, sonra bütün Arap coğrafyasını kaplayacak kitlesel bir harekete dönüştü.
Hatay'da Çoketnili Ortak Yaşam Kültürü
"İnsaniyetleri Benzer..."
Türkiye, etno-kültürel bileşimi bakımından bir “mozaik” ise eğer, onun en nadide parçalarından birinin Hatay olduğuna kuşku yok. Biraz romantizmle, Hataylılık kültüründen, kimliğinden söz edebiliriz. Farklı dinlerden ve etnik kökenlerden insanlar, Hatay’da birarada yaşıyorlar. Kimi gerilimlerle, ayrışmalarla...
Erkek Millet Asker Millet
Erkek Millet Asker Millet, işte böyle kılcal damarlara nüfuz eden bir çözümlemeye girişiyor. Türkiye’de zorunlu askerliğin Balkan Savaşları’ndan günümüze uzanan tecrübesinin değişik cephelerine, anlatılarına, kültürel temsillerine bakılıyor kitaptaki yazılarda.