Sadece Stoktakiler

Tarih - 25. sayfa

Eski İstanbul

Ahmet Refik Altınay, ardında kırkbeş kitap ve yüzelli cildi doldurabilecek kadar yazı, not, makale bırakmış bir araştırmacı; döneminin en “popüler” tarihçisi. Altınay`ın Eski İstanbul`u, 15.-16. yüzyıldan 19. yüzyılın sonuna uzanan geniş bir zaman diliminde “şehir”deki gündelik hayatı anlatıyor: Fatih’in padişah sofrası için yapılan alışveriş, kahvenin ve tütünün İstanbul maceraları, leylak ve lalenin İstanbul’a kök salış hikâyeleri, oduncular, marangozlar, çoğunluk iken azınlık olanlar, çarşılar, havalı kadınlar, arabacılar.

Türkiye'de Folklor ve Miliyetçilik

Türkiye’de Folklor ve Milliyetçilik, son dönem Osmanlı aydınlarından Cumhuriyet dönemine devredilen ve bugüne kadar devam eden bir arayışı anlatıyor.

Hint Dünyası

Hindistan Kültürel Atlası – 250’den fazla resim, 36 renkli harita Yeryüzündeki insanların beşte biri, bu atlasta anlatılan Hindistan, Pakistan, Nepal, Bhutan, Bangladeş ve Sri Lanka gibi ülkelerin yer aldığı Hint altkıtasında yaşamaktadır. Bu bölge çok eski zamanlardan beri karmaşık insan topluluklarının vatanıdır.

Modern Yunanistan Tarihi

Yunan tarihinin uluslararası alandaki önemli uzmanlarından Richard Clogg, Yunanistan’ın yaşadıklarını,1770’lerden bugüne, bağımsızlık savaşlarından iç savaşlara, darbe dönemlerinden demokrasi arayışlarına çok yönlü ve çok “dönem”li olarak değerlendirirken, tarih’le coğrafyanın çeliştiği özgün bir “vaka”nın da analizini yapıyor: Avrupa’da ama Avrupa’dan ayrı; Avrupalı ama “Avrupalılar”dan çok farklı.

Şeytan Kumaşı
Çizgilerin ve Çizgili Kumaşın Tarihçesi

Çizgilerin ve çizgili kumaşın tarihi üzerine “çizgi dışı” bir kitap. Ortaçağ Hıristiyan kültüründe dışlanmış insanları simgeleyen çizgi ve çizgili kumaş, tarih boyunca kah düşmanları işaret etti, kah mahkumların üniformalarında alan buldu. Şeytan’la özdeşleştirildiği dönemler de yaşadı; iyi’nin, temiz’in, moda’nın yansıması olarak da görüldü.

Masal Olanlar

Sermet Muhtar Alus,1932 yılında Akşam gazetesinde yayımlanmış yazılarının derlemesinden oluşan bu kitapta, kendi döneminin “nostaljik” ruhunu yansıtıyor. Bir zamanların gündelik hayatını, o günleri yaşayanların ağzından anlatıyor.

İmparatorluktan Ulus-Devlete Türk Milliyetçiliği:
Türk Ocakları (1912-1931)

Türk Ocakları’nın, 1912’deki kuruluşundan 1931’deki kapatılışına kadar, değişen Türkçülük ve milliyetçilik anlayışlarına paralel olarak yaşadığı serüveni tüm ayrıntılarıyla kavrayan bir araştırma.

Şinasi

Şiirde halka yönelmeyi hedeflemiş; hak, hukuk, adalet, medeniyet gibi kavramları şiirle buluşturmayı denemiş, ülkesinde bağımsız gazeteciliğin öncüsü olmuş, ilk yerli tiyatro oyununa imza atmış gerçek bir yenilikçi üzerine, İbrahim Şinasi üzerine kapsamlı bir inceleme.

Arap Halkları Tarihi

Modern Arap tarihinin ve düşüncesinin öndegelen uzmanı Hourani’den bir kaynak eser: Arap halklarının çağlar boyu hikayesi üzerinden Ortadoğu tarihi... Yalnızca Fırat-Dicle’nin güneyini değil Kuzey Afrika’yı da kapsayarak, yalnızca Emevi halifelerini değil Bağdat’ın şehir tarihini de anlatarak, yalnızca din savaşlarına değil sınıf oluşumlarına da yer ayırarak, yalnızca Nasır'ın konuşmalarına değil Ümmü Gülsüm'ün şarkılarına da kulak vererek...

Anadolu Ağıtları

Ahmet Şükrü Esen, Türk halk edebiyatının ilk ve en önemli araştırmacılarından biridir. 30 yıl boyunca Anadolu'yu karış karış dolaştı, gereğinde sadece bir ağıtın izini sürmek için hapisanelere girip tutuklularla görüşerek, bilgiler, belgeler ve metinler derledi. Elinizdeki kitap bu metinlerden oluşuyor. Ağıtların kimi, belirli ozanların eseri; yaratıcılarını bilmiyoruz.

Tarihten Güncelliğe

Türkiye toplumunun 1970’li yıllarda yaşadığı çalkantı içinde gündelik hayat ve “küçük şeyler”, “ayrıntı”lar üzerine düşünmek çok da gerekli görülmüyordu. Murat Belge’ye göre o yıllarda hayat sanki “tarih” ve “gündelik” olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Birinciye alabildiğine önem verilirken, ikinciye neredeyse hiç aldırılmıyordu.

Kayseri’de ve Şehirlerimizde…
Sokakların Ölümü

Sokakların Ölümü Kayseri üzerine, Kapadokya üzerine, Akdeniz havzasında buralara şaşırtıcı bir şekilde benzeyen (en azından eskiden benzemiş) olmadık yerler üzerine bir kitap. Ama sözün özü: Türkiye’nin şehirlerinin kaybolan sokakları üzerine... Dünya vatandaşlığı ile hemşehriliğin ne kadar yakın durabileceğini –araya milliyetçilik girmese!– hissettiren bir kitap.

Haçlı Seferleri

Selçuk Türkleri ile Bizanslılar arasındaki Malazgirt Savaşı’yla başlayan, 11. yüzyılın sonundan 13. yüzyılın sonuna yaklaşık ikiyüz yıllık Haçlı Seferleri ile süren, 1453’te İstanbul’un fethi ile noktalanan süreç... Doğu ile Batı, İslam dünyası ile Hıristiyan dünyası arasında Haçlı Seferleri’nden bugüne varlığını koruyan derin ve ürkütücü uçurum.

Seyr-i Sefain

Eser Tutel, Seyr-i Sefain’de Türk ticaret gemilerini anlatıyor. İlk çağrışımın aksine, hayli sıcak, duygu yüklü bir konu, Türk ticaret gemilerinin tarihi.

Boğaziçi'nde Yalılar, İnsanlar

Osmanlı'nın son döneminde ve Cumhuriyet boyunca, bu ülkede adı geçen herkes bir şekilde Boğaziçi'yle bağlantılı olmuş. Fransızca "histoire" kelimesi hem "tarih" hem de "hikaye" anlamına gelir. İşte bu kitap da tam bu kesişme noktasına oturmak üzere yazıldı.

Prens Adaları

Kınalı, Burgaz, Heybeli, Büyükada, Yassıada, Sivriada... Her adanın ismi, yakın tarihten bir şeyler çağrıştırıyor. Oysa Adalar’ın tarihi ve “tarih”le ilişkisi çok eskilere uzanıyor. Tezleriyle Hıristiyan dünyasında tartışmalar yaratmış Gustave Schlumberger’in 1884’teki İstanbul gezisinde derlediği tarih, doğa ve gündelik hayat notlarından oluşan Prens Adaları, o uzak tarihi deşmeye çalışıyor.

Ali Şükrü Bey'in Tan Gazetesi

Araş­tır­ma­cı­la­rın ol­du­ğu ka­dar, ya­kın ta­ri­hi­mi­ze il gi du­yan her­ke­sin “bir şey­ler” bu­la­bi­le­ce­ği, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti’nin ku­ru­luş gün­le­ri­nin da­ha iyi an­la­şıl­ma­sı­na kat kı­da bu­lu­nan önem­li bir kay­nak.

Türkiye Cumhuriyeti'nde Yahudiler

Cumhuriyet’in kuruluşundan 40’lı yılların sonuna uzanan dönemde Türkiye Yahudileri; onların Türk toplumu ve Türkiye Cumhuriyeti devletiyle ilişkileri... Kulağa hoş geleni ya da duyulması istenenleri değil, olanı biteni, yaşananları anlatan bir araştırma.

Türkiye'de Çizgi Roman

Çizgi romanın sanatsal varlığı artık yüz yılı aşmış bir tarihe sahip. Çoğu Batı ülkesinde çizgi romanın sanat olarak kendine özgülüğü tartışılmıyor bile, ama ülkemizde bu sanat kolu ucuz, okunup atılan, “yoz” ürünlerin kaynağı, az okumanın göstergelerinden biri sayılıyor.

Türklerin Elinde Bir Alman Tacir

16. yüzyılın ikinci yarısında, ticaret yapmak ve Doğu’yu tanımak amacıyla yollara düşen Krafft’ın Trablusşam, Lübnan, Halep üzerinden hapishane hücresine uzanan macerası, anıları, gözlemleri... Yabancı gözüyle, 16. yüzyılın Osmanlı-Doğu-Ortadoğu hayatı, Türk erkeği, Müslüman kadını, ticaret anlayışı, gündelik ilişkiler, gelenekler, alışkanlıklar, kozmopolit toplumsal yapının yansımaları, hapishane koşulları.

Bir Zamanlar Bakırköy

Bir “doğma büyüme Bakırköylü”nün anılarından ve kaleminden, bir zamanların o çok güzel semti. Kozmopolit yapısı, renkli hayatı, hareketli çarşısı, unutulmaz “tip”leri, pırıl pırıl denizi, çeşit çeşit balıkları, sporcu gençleri, “semt ruhu”yla Bakırköy... Tuna’nın anlattıkları, kitaptaki eski fotoğraflar... Ve bilenler için, son 25-30 yılın ürünü bugünkü Bakırköy.

Uzakların Ötesinde

Dünyanın hemen hiç durulmadığı son yirmibeş-otuz yıl boyunca, kamerasıyla, nice önemli olayın tanıklığını, belgeselciliğini yapan Güneş Karabuda’nın zengin birikiminden satırlar ve kareler: Castro’nun Küba’sından Allende’nin Şili’sine, Afrika’nın Kalahari Çölü’nden Amazon ormanlarına, Endonezya katliamından ‘68 Paris’ine...

Türkiye'de Tarihin Saptırılması Sürecinde
Türk Sufîliğine Bakışlar

Heterodoks Halk İslâmı’nın farklı kültürleri bağdaştırıcı özelliğini, tasavvufî-mistik karakterinin baskınlığını ve mehdîci niteliğini sergileyen Ahmet Yaşar Ocak, Türk İslâmı’nın dört önemli kişiliğini özellikle ele alıyor: Ahmed-i Yesevî, Mevlâna Celâleddin-î Rumî, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Velî.

Cumartesi Anneleri

Berat Günçıkan’ın Cumartesi Anneleri’ndeki röportajları, Erzade Ertem’in çok şey söyleyen fotoğraflarıyla birlikte, “kayboluş” öykülerini ve kayıp yakınlarının acılarını anlatıyor. Cumhuriyet tarihinin en acı, en kabul edilemez, en yüz kızartıcı sayfalarından birini... Cumartesi Anneleri, bu sayfayı kapatmak, unutturmak isteyenlerle, “Neredeler?” sorusunun peşini bırakmayanların mücadelesinde, insanî olanı, umudu tüketmeme kararlılığını simgeliyorlar.