Mahalleyi YönetmekMuhtarlar Üzerinden Türkiye'de Devlet-Toplum İlişkileri
Kapsamlı bir saha çalışmasına dayanan Mahalleyi Yönetmek, muhtarların muğlak konumlarını, hangi rolleri üstlendiklerini, nasıl çalıştıklarını, usulleri kimi zaman devlet kimi zaman da mahalle sakinleri lehine nasıl esnettiklerini, daha genel olarak da devlet ile yurttaş arasındaki ilişkilerin biçimlenişini araştırıyor.
Serinlikler
Ayşenur Tanrıverdi, Serinlikler’de yaşamla uyumsuz kişilerin düşüncelerine sızıyor. Bazen hiçbir şey yapmadan izleyerek, bazen de intikam içgüdüsüyle yeniden inşa edilen mutlulukların, insanın kendisi ile karşı karşıya kaldığı sahici ve benzersiz anların peşine düşüyor. Yaşama sevincine karışan can sıkıntılarını, utançtan beslenen arzuları, gerçekleri, gerçeğe uymayanları ve insanın özünden kopan delilikleri bir serinlik anında sahneliyor.
Avrupa'da Antifaşizmin Tarihi (1923-1939)
Faşizm güçlenip yayılırken antifaşistler bunun bir ölüm kalım meselesi olduğunu anlamakta geç mi kalmışlardı? Birleşmek mi ayrı mücadele etmek mi, gizli örgütlenmeler kurmak mı meclis çatısı altında demokrasiyi savunmak mı gerekiyordu? Jacques Droz, faşizme karşı direniş hareketlerinin izini sürerken sadece bir tarih okuması yapmıyor, aynı zamanda döneme dair eleştirel bir çözümleme de sunuyor. İtalyan, Alman, Avusturyalı, Fransız, İngiliz ve İspanyol antifaşizmleri yanında Balkan ve Kuzey ülkelerine de yer veriyor. Kendi vatanlarında ya da sürgünde, yeraltında ya da parlamentoda, silahlarıyla ya da kalemleriyle, hayatları pahasına direnen insanları anlatıyor.
Bir Köroğlu Bir AyvazSıradışı Bir Aşk Öyküsü
Recep Maraşlı, Bir Köroğlu Bir Ayvaz’da, destanın muhtelif anlatımlarında, hem Köroğlu hakkında, hem Köroğlu Ayvaz ilişkisi hakkında çizilen resimlerin çok katlı bir okumasını yapıyor.
İşçi Denetimi Mücadelesiİşgal, Direniş, Üretim!
Fabrika işgal eylemlerini mevcut mülkiyet ve çalışma ilişkilerine bir müdahale olarak değerlendirerek teorik zemine oturtan Gürler, 20. yüzyılda görülen işçi denetimi ve fabrika işgal hareketlerini gerek tarihî gerek ekonomik yönleriyle ortaya koyarak çeşitli dönemlerden örnekler sergiliyor. 20. yüzyıldan 21. yüzyıla toplumsal hareketlerde yaşanan paradigma değişimini inceleyerek günümüzdeki örneklere uzanıyor: İşgal fabrikalarının ve hareketinin ortaya çıkışına zemin hazırlayan koşullara odaklanarak neoliberal küreselleşmenin işçi sınıfı üzerindeki etkilerine değiniyor. Arjantin, Brezilya, Uruguay, Venezuela gibi Latin Amerika ülkelerindeki deneyimler başta olmak üzere Yunanistan, Türkiye, İtalya, ABD, Mısır, Endonezya gibi farklı ülkelerde yaşananlara göz atıyor.
Ulusaşırı Adaletin Sınırları
Dilek Kurban, Ulusaşırı Adaletin Sınırları’nda uluslarüstü mahkemelerin, etno-politik çatışmalar bağlamında, azınlıklara fiziksel şiddet ve politik baskı uygulayan otoriter rejimleri etkili bir şekilde denetleyebilmek için sahip oldukları olanakları ve önlerindeki engelleri sorguluyor. Bu amaçla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’de devam eden Kürt çatışmasıyla ilişkisini ele alıyor.
En Tatlı Meyveler
Monique Truong, gerçek ve hayal gücünü yenilikçi bir anlatım tarzıyla muhteşem biçimde harmanlayarak, hayatına girmiş kadınların gözünden ünlü yazar Lafcadio Hearn’ün yaşamını ve aşklarını anlatıyor. Aşk, özlem, zaman zaman neşe, zaman zaman öfke dolu En Tatlı Meyveler, bir adamın gölgesinde kalmış kadınların- annesinin ve iki eşinin- kendilerince tanıdıkları adamın farklı yönlerini anlatışlarını çarpıcı biçimde sergiliyor.
Kırılgan UmutTürkiye'de Göç ve Aidiyetin Sınırları
Ayşe Parla, Kırılgan Umut’ta tam da bu süreci mercek altına alıyor. Doğu Bloku’nun çöküşünden sonra, ekonomik sebeplerle Türkiye’ye göç etmeyi seçen Bulgaristanlı göçmenlerin deneyimlerini yansıtan Parla, onların makbullük hiyerarşisi içindeki yerine bakıyor ve devletin bu hiyerarşiyi var eden kriterlerine dikkatimizi çekiyor. Umudun ve güvencesizliğin ontolojisine eğilirken göçmenlerin kendi sesine, sözüne yer veren Kırılgan Umut, hem farklı göçmenlik kategorileri hem de aidiyet hissi üstüne düşünmek için yeni bir zemin, incelikli bir bakış açısı sunuyor.
Küçük Meseleler
Güzin Yalın, günlük koşturmalarımız içinde bizi sürekli tökezleten ufak tefek taşları anlatıyor Küçük Meseleler’de. Bazen mideyi bozan bir yemek, bazen içinde kötü şeyler görünen bir kahve falı, bazen hiçbir sebep yokken tersinden kalktığımız bir sabah, bazen de sebepsiz yere ortaya çıkıp aklımızın bir köşesine kıymık gibi batan o düşünceler... Hissettiklerimiz ve çoğu kez onlar yüzünden sıkışıp kaldığımız dört duvarlar...
Geçmişin İzleriAltmışlı ve Yetmişli Yılların Kolektif Belleği
Özge Özdemir Geçmişin İzleri’nde kapsayıcı, özgün bir anlatı kuruyor. Dönemin tanıklarının gözünden hayatın ritmini paylaşıyor. Burada mini etekler, İspanyol paçalar, gür bıyıklar ve kulaklara dolan türlü müzikler de var, Yassıada yargılamaları, sokak çatışmaları ve kavgalı yılların okul anıları da... Sağcılar ve solcular da var, siyaseti hiç hayatına sokmamış olanlar da... Kadınlar da var, erkekler de...Geçmişin İzleri sadece nostaljik bir bellek anlatısı olmanın ötesine geçen, altmışları ve yetmişleri kültürün, siyasetin, sosyal yaşamın birçok alanını kuşatarak anlatan özgün bir çalışma olarak öne çıkıyor.
Uluslararası Alternatif Sağ21. Yüzyılın Faşizmi mi?
Uluslararası Alternatif Sağ, “Nefret değil UMUT” ekibinden dört uzman araştırmacının hem bu soruların peşinden gitmesinin hem de Hindistan, Japonya ve Rusya gibi Avrupa dışı coğrafyalarda da Alternatif Sağ’ın izlerinin, desenlerinin ve ideolojik kaynaklarının araştırılmasının ürünü.
Marx ve Etik
Marx ve Etik, bir yandan Marx’ın kendi görüşlerini temellendirdiği Aristoteles, Kant, Hegel gibi isimleri, onlarla birleştiği ve ayrıldığı noktaları etraflı biçimde ele alırken bir yandan da Marx üzerine yazan çağdaş bazı düşünürlerin görüşlerini masaya yatırıyor, yaptığı değerlendirmelerle tartışmalara önemli bir katkı sunuyor; Marx’ın etik anlayışında değişmeler olduğu iddiasını ortaya koymanın, Marx’ın düşüncesinin farklı dönemlerinin daha dikkatli bir çözümlemesini olanaklı kılacağını ileri sürüyor. Marx’ın entelektüel gelişimini takip açısından önemli olduğu kadar devlet, toplum, emek, yabancılaşma, özgürlük, ahlâk ve “öz” kavramlarına verdiği anlam gibi konularda da kapsamlı bir çalışma...
Medeni
Hakan Altınay’ın, adı üstünde, medeni olmaya dair, eşitlik ve hakkaniyeti gözeten insanca bir yaşamın olanaklarına dair denemeleri... Sivil toplum alanında uzun süreli sebatkâr bir çalışma deneyiminden süzülmüş, alçakgönüllü, -zaten her şeyden önce alçakgönüllülük telkininde bulunan- gözlemler, fikirler, öneriler...
Metris'ten Meclis'eSendikacı, Siyasetçi
Fehmi Işıklar bu söyleşide; “Seydişehir Alüminyum” toplu sözleşmesinden “TARİŞ grevi”ne, “Otağ-ı Hümayun” işkencelerinden Diyarbakır-Metris hücrelerine, Meclis kürsüsünden mahkeme salonlarına sendika ve siyasette yaşadıklarını siyasetbilimci Ekin Kadir Selçuk’a anlatıyor.
İnternetimizi Geri Almanın YoluPlatformdan Kaçış
Uzun yıllardır ağ kültürü ve medya hakkında önemli yayınlar yapan Geert Lovink, İnternetimizi Geri Almanın Yolu: Platformdan Kaçış’ta interneti yeniden “bizim” kılmak için platformların tekelleşmiş kültüründen bir kaçış öneriyor ve “başka bir ağ kültürü” mümkün diyor.
Seçim Güvenliği İçin Sandıkları KorumakMüşahitler Anlatıyor
Seçil Türkkan, Seçim Güvenliği için Sandıkları Korumak başlıklı kitabında, çok farklı siyasal ve sosyal kimliklerden insanların müşahit olarak yaşadıkları deneyimleri aktarıyor. Sandıkları korumak için sandık başında birlikte hareket eden müşahitler, yurttaş ve gönüllü temelli “kendi demokrasini kendin yap” hareketiyle ilgili ilham verici gözlemlerini anlatıyorlar.
Siren SesleriAmbulans Hikâyeleri
F. Mert Erdoğan, ambulans hekimi olarak tanık olduğu hayat parçalarını serpmiş tuvalin üstüne. Ağır hastalıkların, can çekişenlerin, COVID’in alarm kırmızısı da var tuvalin üzerinde, vaka dönüşü ambulansın penceresinden naylon eldivenle uzanıp toplanan vişnenin mor kırmızısı da... Yalandan ihbarların, yalan travmaların yol açtığı asap bozukluğunun grisi de var, hayat kurtarmanın açtırdığı gökkuşağı da... Sirenin, sedye örtüsünün mavisi de var, gözlerin ve muhabbet kuşunun mavisi de...
Aptal İnsanlar, Zeki Makinelerİnsan, İnsanlık, Teknoloji
Meryem Koray, Aptal İnsanlar Zeki Makineler’de, muazzam teknolojik gelişmenin ufkuna bakıyor. İş arkadaşı olmanın yanında özel yaşama da karışacak “sosyal robotların” yer alacağı bir ufuk bu... Ancak bu ufukta, bir “insanlık hali” krizi de görünüyor.
Yiten Bir Aşkın Şarkısı
Eyüp Aygün Tayşir, Yiten Bir Aşkın Şarkısı’nda duyguları, şarkıları, hayalleri, rüyaları ve yakın tarihin güncelliğini koruyan olaylarını bir roman kurgusu içinde topluyor. Bizleri büyülü bir melodi eşliğinde, İstanbul’da “sonsuz” bir yolculuğa çıkarıyor.
Doğu Hıristiyanları NesturilerTarih, İnanç, Ritüel
Doğu Hıristiyanları Nesturiler: Tarih, İnanç, Ritüel; Part, Sasani, Müslüman ve Moğol yönetimlerinin gölgesinde gelişen Doğu Kilisesi geleneğini, hem Hıristiyan dünyasında hem de geniş doğu coğrafyasında yaşanan siyasal-toplumsal gelişmelerle bağlantılı olarak anlatıyor. Teolojik tartışmalar etrafında çok temel soruları ele alıyor: İsa Mesih’in şahsında ilahi ve beşeri tabiatlar nasıl birleşti? Kutsal Ruh neye işaret eder? Vaftiz, Kutsal Haç, oruç ve dua törenlerinin anlamı nedir? Kitap, tüm bu soruların cevabını ararken Hıristiyanlık içindeki ayrışmaların kökenini de ayrıntılı biçimde tartışıyor.
Ruhun Parmak İziVarlıklar 1
Ruhun Parmak İzi, tartışılan bilimsel ve felsefi kavramlarıyla, ahlâk anlayışıyla ve elbette öngörülen teknolojik unsurlarıyla hayal gücümüzün sınırlarını zorlayacak, ufkumuzu genişletecek fütüristik bir deneyim.
Alba Şehrinin Yirmi Üç Günü
Alba Şehrinin Yirmi Üç Günü, İkinci Dünya Savaşı sırasında İtalyan direnişçilerini ve savaş sonrasının taşra hayatını yalın bir gerçekçilikle anlatan on iki öyküden oluşuyor.
Buyurun ZiyafeteKısa Bir Aile Tarihi, Yemeğin Kuramsallaştırılması Üzerine Bir Söyleşi ve Seçme Yazılar
Kendi kaleminden kısa bir aile tarihiyle başlayan kitapta Milor soyadının “gizemini”, ailesindeki Milli Mücadele yanlılarını ve saltanatçıları öğrenmekle kalmıyor, Milor’un köklü geçmişine dair de önemli bilgiler ediniyoruz. Milor’un, kitabı yayına hazırlayan Besim Hatinoğlu’yla yaptığı uzun söyleşi “gastronomik otorite” kavramını, damak tadının gelişimini kendi hayat hikâyesi ve daha önce hiç söz etmediği ilginç anekdotlar ışığında ele alıyor. Son kısımsa farklı temalar altında toplanmış, her biri ayrı ayrı önemli noktalara işaret eden seçme yazılarından oluşuyor.
Fetvayla Yol GöstermekAlo Fetva Hattı, Vaizeler, Gündelik Hayat Tavsiyeleri
Fetvayla Yol Göstermek, İslâmî feminizmin, ataerkil ideolojiye ve geleneksel fıkıh’a karşı kaynakları yeniden yorumlama çabasından ilham alıyor. Ayrıca, Türkiye’de “dinî” ile “seküler”in karşıtlıklarını ve “karışımlarını” yeniden düşünmek için verimli bir örnek sunuyor.
