Medya-İletişim
İletişimin Dünyasallaşması
Uluslararası iletişim, toprağı bir egemenliğin ve topluluğun temeli yapan çağdaş ulusçulukla birlikte doğmuştur. Evrenselci Aydınlanma çağı ve liberalizm, geleceğe inancın bir ideali olan iletişimin uluslararasılaşmasını sağlamıştır.
Dijital Politik Fanteziler
Itır Akdoğan Dijital Politik Fanteziler’de salt kuramsal çerçeveyle yetinmeyip, farklı çevrelerden ve gruplardan insanlarla yaptığı derinlemesine görüşmeler aracılığıyla insanların kendi toplumlarındaki değişimde iletişim teknolojilerinin rolünü nasıl algıladıklarını etraflıca inceliyor.
Kimlik Oyunu
Video Oyunları, Yeni Medya ve Kimlik
Bilgisayar oyunları, yeni medyalar, yeni zamanlarda insanların hayatında çok yer kaplıyor. Kimlik inşalarına ve benlik sunumlarına etkide bulunuyor. Umut Yener Kaya, kitabında, kimlik kurgusunun bu yeni dinamiğinin boyutlarını araştırıyor.
Hayali Kahramanlar Hakiki Erkekler
Çizgi Roman ve Fotoromanda Erkeklik Temsilleri Üzerine Denemeler
H. Bahadır Türk, neredeyse yarım asır öncesinin bilinen, okunan ve satan popüler anlatılarına, onların erkeklik hallerine odaklanıyor. Altmışlı yılların Bahadır, Tolga, Tarkan gibi tarihî çizgi romanlarını ve sahiden alelacayip bir fenomen olan sado-erotik fotoroman Killing’i anlatıyor.
Afişe Çıkmak
1963-1980: Solun Görsel Serüveni
İletişim Yayınları 30. yılını deviriyor. 12 Eylül öncesi, bizim için bir nostalji konusu değil, gölgesi bugünlere kadar düşen özel bir zamandır. Bizim o zamanlara bir borcumuz var. Bu nedenle, 30. yılımızı kutlamak için, elinizdeki kitaptan iyisi bulunamazdı.
Gazetecilik Etiğinin Mesleki Sınırları
Profesyonellik, Piyasa ve Sorumluluk
Medyaya güvenmiyoruz, bu çok açık ve herkesin hemfikir olduğu bir yargı. Yandaşlardan, gerçekten haber yapanlardan, gazeteci kalabilenlerden söz ediyoruz. Medya eleştirileri “eskiden gazetecilik yapılırdı” özlemiyle başlıyor, “Objektiflik öldü!”, “Tarafsızlık gözardı edildi!”, “Profesyonellik unutuldu!” gibi şikâyet ve hayıflanmalarla sürdürülüyor.
Utanıyorum Ama Gazeteciyim
Türkiye ve Yunanistan'da Gazetecilik
Medya son yılların “en gözde” konularından biri. Hakkında durmadan hem konuşuluyor hem de yazılıyor. Buna karşılık medyanın yapısı, ‘doğası’, hal ve gidişi üstüne literatürde bir tür ‘münasebetsizlik’ sorunu var. Bir uçta medya üstüne yazılan yüksek teoriler var, diğer uçta medya köşe yazarı ve muhabirlerin yaşadıkları üstüne yazıları.
Televizyonda Haberin Magazinelleşmesi
Her şey TRT tekelinin yıkılmasının ardından gelen özelleştirme furyası ile başladı. Hukukun kaale bile alınmadığı, tek ölçüsü ‘rating’ olan rekabet için her şeyin mübah olduğu bir özel televizyon yayıncılığımız oldu sonunda.
Filler ve Çimenler
Medya ve Finans Sektöründe Doğan/Anti-Doğan Savaşı
Türkiye medyası, 2001 krizi ile birlikte önemli bir kabuk değişimi yaşadı, yaşıyor. Medya sektörüne egemen olan gruplar saflaştılar, daha doğrusu cepheleştiler. Birbirlerini, “medyayı silah, gazetecileri de tetikçi” olarak kullanmakla kıyasıya eleştirdiler. Medya dünyası ve daha birçok gözlemci bunu medya sektöründe bir cepheleşme gibi anladı, yorumladı.
İkinci Meşrutiyet Basınında
İmge ve Emperyalizm
1908-1911
Palmira Brummett, İkinci Meşrutiyet Basınında İmge ve Emperyalizm, 1908-1911’de mizah dergilerinde yayımlanan karikatürlerden yola çıkarak Osmanlı zihniyet dünyasına ışık tutuyor. Bu dönem üzerine daha önce akademik çalışmalara konu olmamış kaynakları inceleme nesnesi olarak seçen yazar, okuması son derece keyifli bir kitap ortaya koymayı başardığı gibi, gerçekten yeni bir açıdan tarihe bakmamızı da sağlıyor.
1980'lerden 90'lara Türkiye ve Starları
Cilalı İmaj Devri
Türkiye’nin 1980’lerdeki toplumsal değişiminin gündelik hayatta ve popüler kültürde hakim kıldığı değerlerin, mitosların tahlili; “yaldızların” kazınması. Toplumsal adaletsizliğin aldığı yeni boyutlarla, “yeniliklerin” takdiminde sergilenen marifetlerle “günümüz”ü temsil eden şöhretler. Kozanoğlu’nun kitabı, haklı olarak, “Türkiye’nin ne hale geldiği” üzerine kafa yoranların ciddiye aldığı ve sayesinde eğlendiği kitaplardan biri oldu.
Dipsiz Medya
Medya, demokrasi sorunsalı açısından bize bir ikilem sunuyor. Bir yanda, iletişim ve bilgilenme özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmaz koşullarından birisi olduğu için, basın-yayın kuruluşları demokrasinin asli kurumları arasında yer alır. Diğer yanda ise, güçlü bir tekelleşme eğilimini içinde barındırarak, bu özgürlüklerin kullanımının çarpıtılması, kısıtlanması ve iktidar ilişkilerine alet edilmesine aktif biçimde katkıda bulunuyorlar.
Savaş Alanından Canlı Yayın
Vietnam'dan Bağdat'a...
Ömrünün yarısını savaşlarda geçiren bir muhabirin anıları. Dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü gazetecisi Peter Arnett, sıcak çatışmaların ortasında geçen otuzbeş yılını anlatıyor. Kariyerine Vietnam Savaşı’yla başlayan Arnett, ‘olay mahalli’nden geçtiği dönemin ABD Başkanı Johnson’ı çileden çıkaran haberlerle Pulitzer Ödülü’nü kazandı. O savaş senin bu savaş benim beş kıtayı dolaşan Peter Arnett, son yıllardaki popüleritesini Körfez Savaşı’nda Bağdat’taki bir otelin penceresinden yaptığı, “canlı yayın”larla kazandı.
Medyakronik
Medyanın gündelik hayatımızdaki ağırlığı günden güne artıyor, bildiğiniz gibi. Emekleme devresini henüz geçen televizyon kanalları çoğalıyor, sahipleri el değiştiriyor, gazetecilik- televizyonculuk içiçe geçiyor, tekelleşmeler, “angaje” yayın politikaları, “ideolojik” gazeteler ve televizyonlar gitgide yaygınlaşıyor, “düzgün” haber okumak veya seyretmek günden güne güçleşiyor.
Türkiye'de Demokrasiye Geçişte Basın (1945-1950)
Cumhuriyet tarihinin kritik dönemeçlerinden biri: İkinci Dünya Savaşı sona ermiş; Türkiye, tam anlamıyla demokrasiye doğru değilse de çokpartili hayata doğru zorunlu sayılabilecek bir dümen kırma sürecine girmiş, Demokrat Parti kurulmuş... Önce 1946 seçimleri yapılacak, ardından 1950 seçimleri gelecek ve bu ilginç, sancılı, renkli dönemde basın çok-işlevli bir rol üstlenecek.
Medya Dünyası
Gazeteci, televizyoncu, radyocu, reklamcı; hepsinin eleştiricisi, okuyucusu, dinleyicisi, seyircisi için bir temel kitap. 17 kişilik bir yayın kurulu tarafından, çeşitli ülkelerden 100’ü aşkın araştırmacının katkısıyla hazırlandı.
Dünyanın En Eski Medyası
Dedikodu ve Söylenti
Bu adam iletişim ve reklam üzerine araştırmalar yaparmış. Dedikodu ve söylenti için “uydurma bilgi” dendiğini duymuş. Konunun üzerine varmış. Diyormuş ki: “Halkın olan biteni anlamak isteyip de resmî cevaplar alamadığı yerde söylenti vardır.” Dedikodu ve söylentinin kaynaklarını, taşıyıcılarını, toplumsal kesimlere göre farklılaşan saiklerini, adının kötüye çıkmasının nedenlerini araştırmış diyorlar.