Çağdaş Dünya Edebiyatı
Dalgalar
Virginia Woolf, Dalgalar’da dış dünyayı yok eder. Üç erkek ve üç kadının çocukluklarından yaşlılık dönemlerine kadar tüm hayatlarının anlatıldığı kitapta dış dünya nesnel olarak değil, ancak kişilerin iç dünyalarına yansıdığı kadarıyla verilir. “Bir olay örgüsüne uyarak değil, bir ritme uyarak” yazılan kitap, “şiir olmayan herhangi bir şey edebiyata neden girsin ki” diyen Woolf tarafından iki yıl içinde üç kez yazılır ve dalgaların sesine uydurularak, şiir gibi yüksek sesle okunarak düzeltilir.
Mrs. Stone'un Roma Baharı
Mrs. Stone’un Roma Baharı, 20. yüzyılın en başarılı Amerikan oyun yazarlarından Tennessee Williams’ın kısa roman türünde verdiği kusursuz bir örnek.
Virginia Woolf
Bloomsbury ve Ötesi
“Düşünmek istiyorum sessizce, sakince, kesilmeden, sandalyemden kalkmak zorunda kalmadan, bir şeyden diğerine kolayca süzülerek, husumet ya da engel duygusu olmadan. Derinlere dalmak istiyorum, yüzeyin ötesine; kaskatı gerçeklerden kurtulmak istiyorum. Kendimi sabitlemek için, akıp giden ilk düşünceyi yakalamalıyım…”
Pasifik Sürgünleri
Aynı zamanda bir müzisyen ve şair olan Michael Lentz, canlı kelimesinin hakkını sonuna kadar veren anlatım gücü ve diliyle bugününün güvensizliği ve süfliliği arasında sıkışıp daralan ruhları anlatıyor, sızılarıyla zenginleşerek…
Goldstein
Babylon Berlin televizyon uyarlamasıyla uluslararası şöhret kazanan Komiser Rath dizisinin bu üçüncü romanı, “sert polisiye” stilindeki ustalığıyla da dikkat çekici. Yahudi-Amerikalı gangster figürü, sadece 30’lar Almanyası’ndaki antisemitizme değil, Amerikan mafya “töresine” de eğilmeye imkân vermiş.
Satranç
Stefan Zweig’dan eşsiz bir uzun öykü, ustalıkla işlenmiş bir kurmaca, insana dair duyguların evrenselliği...
Michael Bakunin
Bakunin, ömrü boyunca borç içinde yaşadı. Devrimin ve değişimin yanı başında olmak istedi. Daima heyecanlıydı; iyi bir hatip ve ikna edici bir eylem adamıydı. Pek çok ülkede istenmeyen adam ilan edilmişti. Bir çocuk kadar hayalperestti; her tanıştığı insanı, çoğu asla var olmamış gizli örgütlerine dahil etmek için dil döküyordu.Sürgündü, sürekli takip edildi. Bifteğe bayılıyordu, tütün tiryakisiydi, neşeli kahkahalar atarak otoriteye küfrediyordu. Türlü hayal kırıklıklarına rağmen yılmıyor, devrimin ve hayatın baş aktörü olmayı arzuluyordu.
Üç Gine
İkinci Dünya Savaşı’nın arifesinde Virginia Woolf, savaşı önlemek için yardım toplayan bir cemiyetten mektup alır. Nazik bir beyefendi, Woolf’a savaşın nasıl önlenebileceğiyle ilgili pratik önerilerde bulunur, Woolf’u kendisini barışı korumaya adamış bir topluluğa üye olmaya ve bağış yapmaya davet eder.
Münih Komplosu
Günümüz siyasi polisiye edebiyatının cesur ve gerçekçi yazarı Wolfgang Schorlau’dan yine sarsıcı bir “derin devlet” romanı.
Perde Arası
Virginia Woolf önce Önümüzdeki Savaş, sonra Pointz Konağı, en sonunda da Perde Arası başlıklarını alan bu romanı 1934'te tasarlamaya başlamış. 1941'de tamamlanmıştır.
Aden
Bilimkurgunun önemli ismi, Solaris’in yazarı Stanislaw Lem’den teknolojiye ve iletişime dair felsefi sorularla dolu fantastik bir roman.
Kavuran Soğuk
Afganistan’daki “terörle savaş”tan dönen bir Alman askeri, ağır travmalarıyla, tehlikeli işlere girmiş olabilir mi? Schorlau’dan yine cesur bir siyasî polisiye.
Alman Sevgili
Astrid Kirchherr ve Stuart Sutcliffe’in Hikâyesi
Kısacık, yoğun bir aşk hikâyesi. Sakin, sessiz, kendiliğinden, su gibi kendi yolunu bularak… Rock’n roll, gökteki yıldızlar gibi gecesini yaşarken, kerhanede söylenen şarkılarla, sahnede İngiliz çocuklarla, yalın ve siyah… Alman Sevgili, içinden Beatles geçen bir grafik roman…
Özgür İnsanlar
Nobel edebiyat ödüllü İzlandalı şair ve romancı Halldór Laxness, Özgür İnsanlar’da, bağımsızlığına düşkün bir halkı, bir çiftçinin destansı hayat mücadelesi üzerinden anlatıyor.
İhtişam
“İhtişam, döneminin genç Avrupalı yazınının en iyi örneklerinde mevcut olan sivri dilli ama bir o kadar da kayıtsız mesafeliliğe sahip.”
Malte Laurids Brigge'nin Notları
Malte Laurids Brigge’nin Notları, her ne kadar kendisi “düzyazı” demeyi tercih etse de, Rilke’nin tek romanı. Modern şiirin büyük ustası bir tür günlük gibi kurguladığı romanında okurunu varoluşun dehlizlerinde karmaşık bir yolculuğa çağırıyor. Genç şair Malte’nin çocukluğuyla, ailesiyle, Paris’le, modern dünyayla, sanatla, aşkla, Tanrı’yla ve ölümle giriştiği hesaplaşma ve yüzleşmeler edebiyat tarihinin önde gelen metinlerinden birini, Alman edebiyatında 19. yüzyıl realist romanından kopuşun ilk ürününü ortaya çıkarıyor. Rilke’nin şiirsel, zaman zaman bilinçakışı tekniğine kayan, en ufak izlenimle tetiklenen kalemi, derinlikli ve tamamen kendine özgü, otobiyografik nitelikler de taşıyan bir kitap ortaya çıkarıyor.
Bir Yazarın Güncesi
Virginia Woolf öldüğünde, ardında kendi elyazısıyla doldurulmuş 26 defter bıraktı. Woolf 27 yıl boyunca bu defterlerde, neler yaptığını, kimleri gördüğünü, özellikle bu insanlar hakkında, kendisi hakkında, yazdığı ya da yazmayı umut ettiği kitaplar hakkında neler düşündüğünü neredeyse kesintisiz denebilecek bir şekilde kaydetti.
Beyaz Diş
Beyaz Diş Alaska’nın sert doğa koşullarında geçen, nefes kesici bir macera hikâyesi anlatıyor. Yarı köpek bir anne ile kurt bir babanın yavrusu olarak dünyaya gelen Beyaz Diş, doğduğu günden itibaren farklılığının gölgesinde bir hayat sürmeye başlar. Zekâsıyla ve görüntüsüyle hayranlık uyandıran bu muhteşem yaratık, hem insanların hem de hayvanların eziyetiyle karşılaşır ve her an bedel öder.
Jacob'un Odası
Virginia Woolf'un gerçek anlamda ilk deneysel romanıdır Jacob'un Odası. Roman, Kral Edward dönemi İngiliz toplumunu Birinci Dünya Savaşı'na bağlayan toplumsal değerlerinhem temsilcisi hem de kurbanı olan bir genç erkeğin portresidir.
Ses Sese Karşı
Ses Sese Karşı, Cesur Yeni Dünya ile İngiliz edebiyatında distopya türünün yetkin örneklerinden birini veren edebiyatçı ve eleştirmen Aldous Huxley’nin otobiyografik boyutları ağır basan “portre romanları”ndan biri.
Yalancı İpek Kız
Beyazperdede anlatılan şaşaalı hayatlara bir cevap olarak yazılan Yalancı İpek Kız, Weimar döneminin altın yıllarında Berlin’de bir genç kadın olmayı hem eğlenceli hem de hüzünlü yönleriyle anlatıyor.
Oryantalizm
Bir Fransız’ın gözünden Türkiye, taşra ve İstanbul… Kırmızı ile turkuazın prelüdü, küçük dünyaların, kırık hayallerin çizgileri.
Ada ya da Arzu
Bir Aile Tarihçesi
Ada ya da Arzu'da Nabokov okura, hafızamız sayesinde çocukluğumuzu ya da arkada bıraktığımız 'altın çağı' yanımızda taşıyabileceğimizi hatırlatır. "Ada ya da Arzu'da Nabokov'un bütün şakaları, aykırılıkları ve tuhaf güzelliğiyle Türkçe konuştuğunu hayranlıkla görüyoruz." ORHAN PAMUK
Kant’ın Dünyası
Immanuel Kant sadece 22 Nisan 1724’te Königsberg’te doğmuş, 12 Şubat 1804’te orada ölmüş ve geriye çok sayıda eser bırakmış herhangi bir düşünür değildir. O, “Ne bilebilirim?”, “Ne yapmalıyım?”, “Ne umabilirim?”, “İnsan nedir?” sorularının peşinde felsefeye ve insanlığa yeni ufuklar açmakla kalmamış, insanlık tarihinin seyri içinde tıpkı büyük bir coşkuyla desteklediği Fransız Devrimi gibi büyük bir ilerleme imkânına da işaret etmiştir.