Nisan 2026 Tarihinde Tekrar Baskılar

Korkuyu Beklerken

Oğuz Atay’ın hikayeleri, gündelik hayatı kavrayış derinliği, anlatım zenginliği ve okuru alıp götürmedeki enerjileri bakımından romanlarından geri kalmaz. Kitaba adını veren hikayenin korkuyu beklerken kendini evine hapseden kahramanı, Atay’ın edebiyat güzergahındaki farklılığının en büyük kanıtlarından.

Yaban

Millî Mücadele sırasında Orta Anadolu’da bir köy. Tanzimat aydınının sosyo-psikolojik özelliklerinin uzantılarını taşıyan Ahmet Celal. Kendini kurtarıcı olarak gören, halkı eğitmeyi (ya da adam etmeyi) görev edinmiş, kafasında yarattığı gerçekle yaşanan gerçeğin çatışması sonucu “yaban”laşan tipik aydın.

Avangard Kuramı
Genişletilmiş Baskı

Bürger, iki dünya savaşı arasında tırmanan, dada, sürrealizm gibi avangard girişimler ve kışkırttıkları kuramsal polemikler ışığında, avangardın toplumsal, tarihsel suretini çıkarır.

Bizim Büyük Çaresizliğimiz

İki yakın arkadaşın aynı kadına âşık olması ve kahvaltıda peynirin üzerine reçel sürebilme iştahı.

Tasarım ve Suç
müze - mimarlık - tasarım

Hal Foster Tasarım ve Suç’ta mimarlık ile tasarımın, sanat ile eleştirinin çağdaş kültür içindeki yerini tartışıyor. İlk bölümde, piyasa ile kültürün giderek nasıl kaynaştığını inceliyor. Gündelik hayatın her anına sızan tasarım kültürünün, kimlikleri markalara endekslemesi üzerinde duruyor.

Gece Kelebeği
Perperık-a Söe

Hayatta beni üç roman ağlattı. Biri, 1965 yılında, on dokuz yaşındayken okuduğum, John Steinbeck’in Gazap Üzümleri romanı; ikincisi, dört-beş yıl önce okuduğum ve tanıtımını yaptığım, Robert Sabatier’in İsveç Kibritleri; üçüncüsü ise, şu anda elinizde tuttuğunuz Perperık-a Söe.

Okuyucu

Okuyucu, İkinci Dünya Savaşı ertesinde, on beşindeki lise öğrencisi Michael Berg ile otuz altı yaşındaki Hanna Schmitz arasındaki tutkulu aşk üzerine kurulu bir hikâye anlatıyor.

Sessizliğe Hayranlık

Sessizliğe Hayranlık, etnisite, ırk, cinsiyet ve ulus meselelerini çokkatmanlı bir anlatıyla ele alan bir başyapıt.

Sevgisiz Anneler
Yetişkin Kızlar İçin İyileştirici Bir Rehber

Deneyimli psikoterapist Susan Forward, Sevgisiz Anneler’de kırk yıllık klinik çalışmaya ve terapi birikimine dayanarak çocuk yaştan itibaren annelerinin sözlü, duygusal veya fiziksel şiddetine uğramış kadınların elinden tutuyor. Bu yaralı yetişkin kızlara şefkatle seslenerek, acı anılarla yüklü geçmişin suçluluk ve korkularından kurtulup yeni bir benlik inşa etmeleri için somut ve etkin önerilerde bulunuyor.

Seks Olmayınca
Yeniden Başlama Sanatı Üzerine

Felsefeci Wilhelm Schmid Seks Olmayınca’da cinselliğin yer almadığı bir hayatın yarattığı eksiklikler kadar vaat ettiği imkânları da masaya yatırıyor. Tensel yakınlığın tatminkâr bir hayat sürmedeki inkâr edilemez payını teslim ederken, sükûnetle diğer seçenekleri de tartışıyor. Ve seks yoksunluğu çekenlere, bu hassas sanatı geri kazanmanın yolları üzerine cesaretlendirici tavsiyelerde bulunuyor.

Fareler ve İnsanlar

Fareler ve İnsanlar, Büyük Bunalım döneminin binbir zorluğuyla mücadele eden tarım işçilerine doğrultulan bir dürbün, uzakları göz önüne getiren çarpıcı bir novella.

Uğultulu Tepeler

Gotik ve Romantik edebiyatın unutulmaz eserlerinden Uğultulu Tepeler, İngiliz kırsalında yankıları birkaç kuşak boyunca süren sarsıcı bir hikâyeyi anlatıyor.

İnci

İnci bir yandan yalınlığıyla, diğer yandan ahlâki meseleleri cesurca irdelemesiyle John Steinbeck külliyatının en özgün parçalarından biri.

Kendine Ait Bir Oda

Kendine Ait Bir Oda, çağdaş yazının en etkili feminist metinlerinden ve kadın hareketinin klasikleşmiş manifestolarından biri.

Karanlık Sokaklar
Öyküler

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi ilk Rus yazar olan İvan Bunin, Karanlık Sokaklar’da insan ruhunun karmaşık labirentine büyük bir ustalıkla iniyor.

Siyasal, Toplumsal, Kültürel Kırılmalar ve Dönüşümler Işığında
Farklı Bir İslâm Tarihi

Esasen İslam zihniyet ve kültür tarihi ve heterodoksisiyle ilgili temel referans niteliğindeki eserleriyle bilinen Ahmet Yaşar Ocak, bu kitabıyla alternatif bir İslam tarihi perspektifi ortaya koyuyor. Farklı Bir İslam Tarihi, “eleştirisiz ve yorumsuz” hamasî tarih yazıcılığına karşı, merakı diri tutan, araştırıcı bir anlama çabası. “Teferruatın” berisindeki “dip dalgaları” görmeye dönük bir çaba...

Baksan Herkes İyi

Baksan Herkes İyi’de, 1990’lı yıllarda, zamanın ağır adımlarla ilerlediği, herkesin birbirini tanıdığı ama kimsenin birbirini gerçekten görmediği bir nahiyede sessizliğin yerini gittikçe artan uğultular almaya başlıyor. Hırs, intikam, öfke, bir çember olup etrafı sarıyor ve sonunda bir okul müdürü, bir jandarma komutanı ve hırslı bir müteahhitin yolları, telafisi imkânsız bir trajedide kesişiyor. Özgür Çırak, taşranın puslu havasında yankılanan sarsıcı bir insan panoraması sunuyor.