Çağdaş Türkiye Edebiyatı
Gizliajans
Özgün üslubuyla, ilk kitabı Tatlı Rüyalar’dan itibaren geniş bir hayran kitlesi edinen Alper Canıgüz’den yine eğlenceli, heyecanlı ve kışkırtıcı bir absürd macera…
Bozkırda Altmışaltı
Mustafa Çiftci, şeker gibi iyimser hikâyeler anlatıyor taşradan, kıtlıktan... Kara sakız, kendir, kına, kaya tuzu, iğde... “Vatandaş, ne isterse vereceksin, yok demeyeceksin.” Bozkırda Altmışaltı, gülerek memlekete bakıyor...
Tutkulu Perçem
Tutkulu Perçem, gerçekliğin sıkıcı ve bunaltıcı kurgusuna düpedüz “dil” çıkartarak başkaldıran, önüne çıkan her şeye bir tekme atar gibi yaparken aslında hepsine takılan, düşecekken yazıya tutunup yürüyen ve çaktırmadan giden Sevgi Soysal’ın yola çıkış öyküsüdür.
Son Hafriyat
Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
Behzat Ç. ve ekibi, kötü bir Renault Toros’la Sakarya Caddesi’nden Ayaş’a kadar altını üstüne getiriyor Ankara’nın.
İkircikli Biricik
İkircikli Biricik, yalnızlığın, arayışın, bulma ümidinin, şehirlerin, caddelerin, şarkının ve şiirin romanı… Titizlikle örülmüş bir kurgu; ustalıkla harmanlanmış, sarsıcı bir dil…
Sandık Odası
Sezgin Kaymaz’ın yeni romanlarını hasretle bekleyen okurları, bu kez ve ilk kez onun hikâyeleriyle buluşacaklar Sandık Odası’nda...Bir sırrı ifşa edelim: Bu kitaptaki hikâyelerin ortaya çıkmasında zaten biraz da okur parmağı var! Hafta başlarında, mesire yerlerinden dönüp de dairelerimizin iç karartıcı mesai atmosferine girdiğimizde, önümüzde içimizi açacak bir adet hikâye bulsak fena mı olur gibisinden istek parçaları yollayan okurlar gaz verdi bu derlemeye!
Çölün Öbür Tarafı
Tayfun Pirselimoğlu, acayipliklerle dolu tekinsiz âlemleri ve bu âlemlerin mütemadiyen tedirginlik yaşayan sakinlerini kendine özgü mizahi bir dille anlatıyor. Çölün Öbür Tarafı, zamandan ve mekândan azade hikâyeler... Aşinası olduğumuzu sandığımız hayatlara dair tuhaf kesitler.
Türkiye Sen Kimsin?
Uçmakdere Yazıları 1
Türkiye, Batı’ya bağımlılığında, edilgenliğinde, aşağılık kompleksinde, başka birçok ülkeden farklı değil. Farkı, iç çekişmelerinden kurtulup evrensel değerlerin benimsenmesinde dünyaya öncülük etmesi olabilir. Yeni oluşan dengeler açısından kritik ve belirsiz bir noktadayız. Türkiye’yi Rusya, Çin ya da İslâm cephesinde görmek isteyenler de var, Vatikan’ın yoldaşlık yaptığı Avrupa-ABD cephesinde görmek isteyen de.
Ne Güzel Bir Sabah
Serhan Ergin, insana dair her şeyi samimiyetle anlatıyor. Okurlara sıcacık, kahve kokulu öyküler armağan ediyor…
Metal Hayatlar
Berna Durmaz, günümüzün en özgün ve usta öykücülerinden… Şiirsel üslubu, baş döndürücü atmosferleriyle iz bırakan bir yazar. “Hayat” denilen aldatmacayı sorguluyor, sorgulatıyor.
Belki Bir Gün Uçarız
Belki Bir Gün Uçarız, yeknesaklığa celalleniyor, huzursuz, şedit ve enerjik... Yeni bir yazarın ilk kitabı... Aylin Balboa, deşeliyor, haykırıyor, söyleniyor... Şah damarı atıyor tıp tıp, sokak taşıyor yanında.
Masumlar
Eski zamanların umudunu taşıyan bu romanda Burhan Sönmez, farklı rüzgârların savurduğu çok sayıda kahramanı usta bir incelikle bir araya getiriyor.
Kuzey
Yokluğun bilincinden söz edemeyiz. Âşık, sevgiliyi tanımadan önce içinde bulunduğu yokluğun farkında değildir. Oradan çıkıp varlığa ermesi, kendini bilmesi ancak severek mümkün olur. Varoluşun başı döndürmesi bundandır, yıldızlı gökyüzü gibi, insanın aklını alır.
Labirent
İntihar etmek isteyen genç bir müzisyen, gözünü hastanede açar. Hiçbir şey anımsamaz, şarkılarını bile. Toplumsal bellek ile kişisel belleğin birbirine karıştığı, her şeyin ölü bir tarihin parçası haline geldiği yerde, kuşku duymadığı tek gerçek vardır: Kaburgası kırık bedeni. Kendisine benzeyen bir kentte, unutmanın lanet mi yoksa lütuf mu olduğunu bilmeden, çıkış arar. Saatler, aynalar, deniz fenerleri. Labirent, yüzeyde hüzünle akan, derinde keskin akıntılara kapılan bir yeni çağ romanı.
Dalavera Memet'in Bodrum Tarihi
Bodrum’un orta yerinde, herkesin tanıdığı, elinden her iş gelen bir âlem adam, Dalavera Memet. Bu yöreye rengini veren Giritliler’den, nefis bir halk adamı. Bu kitapta, Baskın Oran’la, Bodrum’la özdeşleşmiş hayatı üzerine sohbet ediyor.
Kalbin Böcüü
Bi keresinde Oğuz Abi söylediydi, “Herşeyi yazıp çizdikten sonra bir çeki taşı kalır insanın içinde,” dediydi. “Çeki taşı” nedir bilmiyorum. Ama tüm o komikliklerden sonra, insanın içine oturan, ağır ve kıpırdatılamaz acıklı bişeylerin kaldığı doğrudur.
Radyo Konuşmaları - Hoş Geldin Ölüm
Sevgi Soysal’ın ilk kez okur karşısına çıkan metinleri: BBC radyosunda yaptığı konuşmalar. Yazarın kanser tedavisi için gittiği Londra’da yaptığı bu konuşmalar da, tıpkı son romanı Hoş Geldin Ölüm gibi yarım kalmış...
Ankara, Mon Amour!
Ankara, Mon Amour! / üst üste asılınca ertesi gün daha iyi ısıtan paltoların / cepli basma elbiselerin / dualarla ekilen simit ağaçlarının / üç tam bir paso’nun / troleybüs hızında giden bir hayatın / Zümrüt Pastanesi’nin ve Alemdar Sineması’nın / sabahtan öğlene bir yağmurla değişiveren dünyaların / ikindi sessizliklerinin / ... Bize vaat edilenler de bunlar değil miydi zaten?
Serbest Fırka Hatıraları
Cumhuriyet döneminin ilk "güdümlü muhalefet" deneylerinden biri olan Serbest Cumhuriyet Fırkası üzerine yazılmış eserlerin azlığı, yeni yetişen kuşakların, yakın tarihin bu "yapay" demokrasi girişiminin ilginç serüveni hakkında yeterli bilgi edinmesini engellemektedir.
Bize İki Çay Söyle
Elif Key anların, olayların, sıradan gibi görünen başkalıkların fotoğraflarını çekip kalemini oynatıyor.
Işıkla Karanlık Arasında
Işıkla Karanlık Arasında Türkiye sinemasının “ustasız ustası” Lütfi Ö. Akad’ın anıları, aynı zamanda sinemaya duyulan tutkunun kitabı…
Üç Hikâye
Üç Hikâye, Ertem’in dünyasından üç ayrı güzel çizgili tefrika. Geceye karşı ışıl ışıl... Bodrum’dan Pera’ya, oradan metropole, medya cangılına... Rüzgârın dinlediği bir aşk hikâyesinden “bitti o sevdalar” dedirten kirliliklere… Tekinsiz bir İstanbul.
Serseri Standartları Sempozyumu
Serseri Standartları Sempozyumu yerleşik ütopya anlayışını altüst eden, Bilge Serserilerin kendi “yokülke”lerini yarattığı bir “tuhaf roman”.
Atatürk
Bir Biyografi
Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı bugüne kadar yerli ve yabancı birçok yazar tarafından anlatıldı bize. Osmanlı ve Türkiye tarihinin uluslararası düzeyde önemli uzmanlarından Klaus Kreiser’in çalışması, bu yığın içinde, öncelikle malzemesinin zenginliği, konuya hâkimiyeti, onlardan da önce soğukkanlılığıyla bunlar arasında ayırt edilecektir.