Yeni Çıkan Kitaplar

Behzat Ç.
20. Yıl Özel Baskısı

Kendini anlatmaya ihtiyaç duymadığı gibi artık “anlatılmaya” da ihtiyacı olmayan bir karakter Behzat Ç. Yıllar önce bir telsiz cızırtısıyla başlayan macerası ise artık 20 yaşında. Ve bizi bu macerayla tanıştıran Her Temas İz Bırakır, Son Hafriyat, Çekiç ve Gül şimdi bir arada.

Şehrin Kara Çocukları
Badline

Yusuf Arslantaş, Şehrin Kara Çocukları – Badline’da bize başkentin arka sokaklarında hayatı yokluk içinde geçenlerin, kimsesizlerin, çocukların, kadınların hikâyelerini anlatıyor. Bazen Çinçin’deki, Yenidoğan’daki gecekonduların kasvet dolu karanlığına dalıyor, bazense yeraltının belalılarının cirit attığı sokaklarda tehlikeli bir gezintiye çıkıyor…

Cumhuriyet'in Güzelleri
1929-1933 Arası Güzellik Yarışmalarında Milli İdeoloji ve Asri Kadın

Geniş bir arşiv çalışmasına dayanarak hazırlanan Cumhuriyet’in Güzelleri, erken Cumhuriyet döneminin “asri kadın”ı hakkında sorgulayıcı bir yaklaşım benimsiyor. Işıl Kandolu, o yılların kadın, kültür ve ırk politikalarına dair özgün bir panorama sunuyor.

Batı'yı Seyretmek
Avrupa ve Amerika Seyahatnameleri

Batı’yı Seyretmek - Avrupa ve Amerika Seyahatnameleri Cumhuriyet’in erken yıllarından altmışlara uzanan dönemde Türkiye’den Avrupa’ya ve Kuzey Amerika’ya seyahat edenlerin Batı hakkındaki izlenimlerine dair bir seyir defteri…

Radikalleşen Türkiye (1960–1980)

Radikalleşen Türkiye (1960-1980), Türkiye siyasetinin dinamiklerinin öncelikle devletin yapısal mantığının bir sonucu olduğu tespitinden hareketle, 1960-1980 aralığında radikal solun gelişimini ve Kürt hareketini devletin çeşitli dışlama stratejilerine verilmiş yanıtlar olduğunu göstererek, hem o döneme hem 1980 sonrasına keskin bir ışık tutuyor.

Siyasal Düşünceler Tarihi

H. Bahadır Türk’ün Siyasal Düşünceler Tarihi, uzun ve zengin bir tarihsel birikimin kısa ve özlü bir özetini sunuyor. Sahaya hâkimiyetin rahatlığını yansıtan, okur ve öğrenci dostu bir özet...

Sahadaki Kimlik: Amedspor

Doğrudan doğruya Kürt kimliğiyle özdeşleşmiş bir kulüp, Amedspor. Kitabın adı da buradan geliyor: Sahadaki Kimlik. Amedspor’un gördüğü desteğe ve kösteğe bakarak, Türkiye’de Kürt meselesinin serencamını okumak mümkündür. Vahap Coşkun, kitabında işte bunu yapıyor. Sadece kendi gözlemlerine ve araştırmasına dayanarak Amedspor’un macerasını izlemekle kalmıyor, taraftarların, halkın bu kulübü nasıl gördüğüne kulak veren etraflı bir saha çalışmasına dayanarak, “hissedilen Amedspor”a bakıyor. “Futbol sadece futbol değildir” diye bir laf olmasaydı, Amedspor nedeniyle icat edilebilirdi!

Dekabristler
Öyküler

Dekabristler, bir devrim kuşağının özgürlük idealleriyle Çarlık Rusyası’ndaki hayatın sert gerçekleri arasında geçen unutulmaz öykülerden oluşuyor.

Sınır Koymak
Kendinizi Korumanın, İlişkilerinizi Güçlendirmenin ve İstediğiniz Hayatı Yaşamanın Yolları

Klinik psikolog Krystal Mazzola Wood Sınır Koymak’ta beden, ruh sağlığı, cinsellik, para, zaman, ilişkiler gibi alanlarda sınırların ne kadar hayati bir yeri olduğunu gösteriyor. Teorik bilgilere eşlik eden pratik alıştırmalar yardımıyla, sınır koymayı somut ve anlaşılır bir niteliğe kavuştururken okura özgün benliğine ulaşma macerasında cesaret aşılıyor.

Hep Beraber Çalalım Bir İstanbul Havası
Osmanlı İstanbulu'nda Kahvehanenin Müziği ve Sosyal Topoğrafyası

Hep Beraber Çalalım Bir İstanbul Havası, Osmanlı İstanbulu’ndaki kahvehanelerde sergilenen müzikal performansları ve bu mekânlara gidenlerin gerek sosyal gerek ekonomik pozisyonlarını ele alıyor.

Kartezyen Prens
Descartes ve Siyaset

Utku Özmakas Kartezyen Prens: Descartes ve Siyaset kitabında Ulus Baker’in Descartes’ta işitilemeyen bir tını, okunamayan bir nota olabileceği “şüphesinden” el alarak öfkeli bir sesin peşine düşüyor; açıkça duyulabilir bir ses olduğundan değil, ama şüphe ettiğinden… Descartes felsefesinin önemli uğraklarını katediyor, prenses Elizabeth’le mektuplaşmalarından adalet anlayışına, ahlâk kavrayışına, “mimarlığına”, matematiğine kadar uzanıyor. Okuru, Descartes’ın siyasal öğretisi ile epistemolojisi arasındaki gerilime dair fevkalade öğretici bir tartışmaya davet ediyor.

Churchill

Bir Alman’ın Hikâyesi ve Hitler Üzerine Notlar kitaplarıyla bilinen Sebastian Haffner, Churchill’de, analitik bakışını, gözlem gücünü ve yazarlık ustalığını sergiliyor.

Yüzleşme

Bir anaokulunda on dokuz çocuğu rehin alan bir adam ve  çocukları kurtarmaya çalışan bir müzakereci, Émile... Geçen zamanla beraber teknoloji, dijital dünya, sosyal medya platformları üzerine sohbetleri derinleşir. Ayrıca adam kendisinin Elon Musk olduğunu iddia etmektedir, peki sahiden iddia ettiği kişi midir? Deneyimli müzakereci Émile’i bile şüpheye düşüren bu adam kimdir ve gerçekte ne istemektedir? Taşların Anlattığı ve Juette’in Tutkusu kitaplarından tanıdığımız Clara Dupont-Monod Yüzleşme’de bizi çağımızla ve onun getirdikleriyle karşılaştırıyor...

Kara Orman

Ekolojik suçlar, yani doğaya-dünyaya karşı işlenen suçlar; bir de doğrudan fiziki saldırılara, cinayete dönüşürse... Wolfgang Schorlau’dan bir ekolojik polisiye. Kara Orman, “aile romanı” gibi başlıyor aslında. Özel dedektif Dengler, yaşlanan annesiyle ilgilenmek üzere taşraya gidiyor. Ancak annesinin arazisinde bir rüzgâr santralinin yapılması meselesiyle ve yerel halkın buna karşı direnişiyle karşılaşınca, roman ağır ağır bir polisiye çehresi kazanıyor: Bir iklim polisiyesi.

Dünyadan Son Gidişimiz

Gülhan Tuba Çelik, Dünyadan Son Gidişimiz'de bir ayağı çağımızın her yerde üstümüze boca edilen o parıltılı vitrinlerinin önünde, diğer ayağı arka sokakların tam göbeğinde duran öyküler anlatıyor. Kalabalık ve steril sitelerle, evlerin birbirinin üstüne devrildiği o tıklım tıklım mahallelerinin arasındaki birkaç adımın, basit ve fiziksel bir eylemin ötesinde taşıdığı anlamı deşiyor. Bazen sıradan bir nesnenin varlığının ya da yokluğunun, bazen bir anda kendimizi içinde bulduğumuz, önemsizmiş gibi görünen o duygunun nasıl başlı başına hayatın ta kendisi olduğunu fark ettiriyor.

Dutlar Karaydı

Mahsum Ece, tuhaf insanların yaşadığı, tarifi zor olayların yaşandığı bir köyün hikâyesini anlatıyor. Ama anlattığı bu insanlar, yaşananların kaderleri olduğunu, bir çıkış yolları bulunmadığını o kadar kabullenmişler ki, tarihin dışına itilmiş birer hayalet gibi dolaşıyorlar puslu ve karanlık yurtlarında.

Tükenmişlik
Siyasi Yenilginin Duygusal Deneyimi

Hannah Proctor, Tükenmişlik kitabında politik mücadele içerisinde sıcağı sıcağına çok kolay anlaşılamayan tükenmeye, tükenmenin duygu dünyasına bakıyor. Fransa’nın bir ceza kolonisine sürgün edilen Komün üyelerinin veya Ekim Devrimi’nden sonra soluğu sanatoryumlarda alan yorgun düşmüş Bolşeviklerin ve tarihten başka pek çok örneğin öğreticiliğinden faydalanıyor.

Zamanın Duyguları

İçinde yaşadığımız “canavarlar zamanı”nın bir korku çağı olduğunda neredeyse herkes hemfikir görünüyor. Belirsizliğin, güvensizliğin yarattığı korku. İnsan türünün belirsizlik içinde yaşadığı o uzun çağlardan sonra; her şeyi kontrol altına aldığını, en azından alabileceğini düşündüğü kısacık zamanda geliştirdiği özgüveni yerle bir eden bir korku. Ona yapışan öfke. Korkuyu korku değil de öfke olarak ifade etmeyi kolaylaştıran onca “bilgi”: İşsiz kaldık çünkü Suriyeliler geldi, güvende değiliz çünkü LGBTi’ler dünyanın çivisini çıkardı... Ve bu ikisinin ayrılmaz üçüncüsü, nefret. Bu kombonun eşlikçileri de az değil: Hınç, tiksinti, haset, kayıtsızlık...

Sıradan Bir Hikâye

İvan Gonçarov’un ilk romanı Sıradan Bir Hikâye, modernleşen bir toplumun ahlâki ve duygusal dönüşümünü bir gencin hayalleri üzerinden gözler önüne serer.

Asiler Otobüsü

Asiler Otobüsü, insanın zaaflarının ve arzularının dolambaçlı yollarında gezinen çarpıcı bir John Steinbeck romanı.

Geç Kaldığımız Her Şey Gibi

Ekin Kadir Selçuk, Geç Kaldığımız Her Şey Gibi adlı ilk romanında, geçirdiği beyin kanaması sonrası hayatı değişen, karakterinde açılan gediklerle yüzleşen, hem çalıştığı üniversitede hem özel ilişkilerinde çıkmaza giren bir akademisyenin hikâyesini anlatıyor. Selçuk, toplumdaki ve akademideki yozlaşmayı, erkeklerin ikili ahlâk anlayışını ve erkek şiddetini, hayatın her alanına sirayet eden derin mutsuzluğu ve karamsarlığı bir roman kurgusu içinde tüm çıplaklığıyla ele alıyor...

İhlâl Sanatı
F-Tipi Hapishanelerde Gündelik Hayat

İhlâl Sanatı, mutlak kontrol altında tutulmak üzere kapatılan mahpusların, kontrol edilemeyen, “kapatılamayan” yaşam pratiklerini anlatıyor. Bu sanatın bazen leğenden basketbol potası yapmak, bazen buğulanmış cama iki kelime yazı yazmak gibi çok çeşitli yöntemlerle icra edildiğini gösteren Sibel Bekiroğlu, okuma sanatı, spor ve sağlıklı yaşam sanatı, iletişim sanatı, beslenme sanatları, elişi sanatları başlıklarıyla tasnif ediyor ihlâl sanatını.

Muhacirler İmparatorluğu
Osmanlı İmparatorluğu'nun Son Döneminde Kuzey Kafkasyalı Müslümanlar

1850’ler Birinci Dünya Savaşı arasında, yaklaşık bir milyon Kuzey Kafkasyalı Müslüman Osmanlı İmparatorluğu’na sığındı. Bu Müslüman muhacirlerin iskânı, Osmanlı Devleti'ni değiştirdi, bölgesel ekonomileri canlandırdı fakat aynı zamanda toprak üzerindeki rekabeti kızıştırdı ve bazen mezhep gerilimlerine zemin hazırladı. Rus ve Osmanlı imparatorluklarının sınırlarında temel değişikliklere neden oldu. Muhacirler İmparatorluğu, geç dönem Osmanlı tarihini kitlesel yerinden edilme olgusu üzerinden yeniden kurguluyor ve modern Ortadoğu’daki muhacir iskânı uygulamalarının kökenlerini gün yüzüne çıkarıyor.

Türklerin Tarihi
Açıklamalı Bir Kronoloji

Ümit Hassan, bu kronolojisinde, eski Türk topluluklarının devletleşme sürecinin kuşbakışı bir özetini sunuyor. MÖ 800’de İskitlerle başlayan kronoloji, 1335-1336’da son İlhan Abu Said Han’ın ölümüyle ve “Beylikler dönemi ve Osmanlı Devleti’ne giden yol...” cümlesiyle bitiyor. Tarihsel seyrin duraklarının tespit ve tasnifiyle ilerleyen akış, ara ara yazarın kısa değinmeleri, yorumlarıyla renkleniyor. Ümit Hassan’ın daha önce Türkiye tarihi üzerine bir derlemenin içinde yer almış bu çalışması ilk kez bağımsız olarak yayımlanıyor.