Çağdaş Türkiye Edebiyatı - 15. sayfa

Issızlığın Ortası

Arada kalan, kaybolan, kayıplarını arayan, savaşı sorgulayan, nefes almaya çalışan ve ölümün eşiğinde yaşayan bir kahraman... Bir 68’ romanı... Tempolu, nefes nefese, Türkçe edebiyatta eşine az rastlanır bir kurgu... Issızlığın Ortası, usta yazar Mehmet Eroğlu’nun yayımlanan ilk romanı. Şaşırtan, edebiyata tazelik getiren, sakıncalı bulunan, bol ödüllü...

Bitirgen

Bitirgen bir büyüme hikâyesi. Küçük bir kız çocuğu, ergenlik arifesinde neler yaşadığını anlatıyor. Nasıl aklettiğini, nasıl dayak yediğini, nasıl direndiğini, küfrettiğini, kabullenmediğini, anlamaya çalıştığını mırıldanıyor.

Tuhaf Günler Peşimizde

J. E. Bellocq, New Orleans genelevlerine fahişelerin fotoğraflarını çekmek için giden ve onlara sadece poz vermeleri için para ödeyen bir fotoğraf sanatçısı. Halil Turhanlı, Çanakkale’den ve “Çanakkaleli Melahat’i kızkardeş kabul ediyorum” diyen Ece Ayhan’dan selam götürüyor ona. Daha kimlere kimlere selam taşıyor, daha nerelere nerelere uğruyor Halil Turhanlı...

Olaylar Boksörün Pazı Sarmasını Yemesiyle Başladı

Yirmili yaşlarda bir boksör, hafif aksak, hafif flaneur. Kirli, gürültülü şehir, yorgun ve tekdüze... Gardını düşürmeyeceksin şu hayatta... Salatanın üzerinde bolca zeytinyağı gezdirmeli, altı bire kapı almalı... Çift forvetle maça çıkmalı, Maltepe’den Güvenpark’a yürümeli... Müziksiz olmuyor, bir şeyler çalmalı, Led Zeppelin filan... Sol direk, sağ kroşe.

Kürar

Melike Uzun, iyilikle kötülüğün, vefa ile nankörlüğün, hoşgörü ile horgörünün hikâyelerini anlatıyor. İç içe geçen ve kalp kanatan hayatlar. Kürar, kederli bir kelebek gibi geziniyor koyu karanlığın içinde

Deliduman

Tek başıma da kalsam, dünyanın bütün hükümetleri ve onlara oy verenler bana karşı da olsa, dünyanın bütün hükümetlerine karşı ayaklananlar ve onlara destek verenler bana karşı da olsa; bütün dünya, yedi milyar küsur insan tek tek bana karşı da olsa... Deliduman, dermansız ve güdük bir ilçeden haykırmaya başlıyor, İstanbul’a uzanıyor. Çocukluğumuzun, hatıralarımızın ve bütün sokaklarımızın üzerinden dangır dungur geçen imar ve para iştahına lanet!

Hayal Et Hikâyeleri

Murat Başekim, karanlık, cayırtılı, cin böğürten ve güldüren hikâyeler yazıyor. Şîr’in pençesini vurduğu Şark gotiğini resmediyor. Hayal Et Hikâyeleri, esrarlı, dumanlı, zifirî yerleri, çok uzakları ve çok yakını anlatıyor

Ruhisar
Denize Dair Hikâyat

Vecdi Çıracıoğlu, “Denize Dair Hikâyat” üçlemesinin ikinci kitabında Ruhisar’ı anlatıyor. Ateşböcekleri par par uçuşuyorlar. Küpeşte, borda, karina... Ruhisar, kıyıda denizcisini bekliyor. Alesta! Ruhisar, deniz kokuyor.

Zamanın Manzarası

Büyük aşklar ya ölümle bitermiş ya yasaklarla örülürmüş... Hayatın rüyası kısaymış... Kim görmüş? Kim görüp de fark etmiş. Mehmet Eroğlu, büyük bir aşkı ve bir dönemi, derinlikli ve ustaca anlatıyor.

Türkiye'nin Kalbi, Kabul Günleri
Gazete Yazıları

Türkiye’nin Kalbi, Kabul Günleri 12 Mart 1971 askerî müdahalesini izleyen günlerde, Sevgi Soysal’ın farklı gazetelerde yayımladığı köşe yazılarını bir araya getiriyor. Bu yazılar 12 Mart’ı yoğun kişisel tecrübelerle yaşayan yazarın döneme dair ilk izlenimleri olarak görülebilir.

Bozkırda Altmışaltı

Mustafa Çiftci, şeker gibi iyimser hikâyeler anlatıyor taşradan, kıtlıktan... Kara sakız, kendir, kına, kaya tuzu, iğde... “Vatandaş, ne isterse vereceksin, yok demeyeceksin.” Bozkırda Altmışaltı, gülerek memlekete bakıyor...

Doğa Tarihi

Hakan Bıçakcı, metropol tekinsizliğine bu defa bir kadının gözünden bakıyor. Rekabetin, teşhirin, güzel ve mutlu görünmenin dayanılmaz baskısını Doğa’yla resmediyor. Doğa Tarihi, plaza-site-alışveriş merkezi üçgeninde sıkışmış hayatları anlatan, günümüzde geçen bir distopya.

Şehrazat

Yeşilçam’ın kayıp filmlerinden biri Şehrazat. Asaf Onur’un sonu gelmez isteklerinin en paha biçilmezi Şehrazat. “Orhancığım, bu filmi getir, sonra dile benden ne dilersen”. Ömer Ayhan, esrarengiz bir hikâye, postmodern bir Yeşilçam hicranı, bir İstanbul entrikası anlatıyor.

Emanet Şehir

Emanet Şehir, bir Ankara hikâyesi, bir yalancının, başarısız bir yazarın, Şekip’in grafik romanı. Levent Cantek’in senaryosu ve Berat Pekmezci’nin çizgileriyle.

Pala Hayriye

Genç bir kadın evden kaçıyor, kalın fitilli kadifesi kirden üzerine yapışmış, kaşı-bıyığı gür Pala Hayriye bu... Figen Şakacı, doksanlı yıllarda üniversiteye başlayan Hayriye’nin kırklı yaşlara kadar yaşadıklarını anlatıyor.Pala Hayriye, neşeli, meydan okuyan, direnen bir kadının hikâyesi... Figen Şakacı, Bitirgen’le başladığı büyüme hikâyesine Pala Hayriye’yle devam ediyor.

Hayalname

Her gün pek çok şey bekliyordum; gelmek bilmeyen otobüsler, randevusuna geciken sorumsuz arkadaşlar, bir türlü demlenmeyen çay, zamanın yavaşladığı sıkıcı dersin bitimi... Fakat daha önce annem hariç herhangi bir kadını özlemle beklemişliğim yoktu.

Düş Kırgınları

Mehmet Eroğlu, ’74 affıyla ülkeye dönmüş, partiden atılmış bir devrimcinin hiç beklemediği bir anda tutulduğu aşkı ve sevmeye kalkışmasını anlatıyor. İnsanlar ikiye ayrılıyor: Geçmişinden kopabilenler ve bunu asla başaramayanlar…

Qurzeli Usiv'in 70 Yılı

Bingöl’ün Kiğı ilçesine bağlı Hop köyünün Qurze mezrasında başlayan, küçük yaşlardan itibaren Dersim’in (Tunceli) Kızılkilise’sinde (Nazımiye) devam eden uzun ve acılı bir hayatın hikâyesi…

Yürek Sürgünü

Mehmet Eroğlu, Yürek Sürgünü’nde, ilk romanlarını nihayetlendiren bir dönem panoraması çizerek, 1989 sonrasını anlatıyor. Siyasetin sonraki yıllarda nasıl biçimleneceğine dair erken tarihli öngörülerde bulunuyor. “Bir çağ ölürken yenisinin henüz doğmadığı bir zamanda yaşıyoruz.”

Kül Aşklar

“Hayat, mutsuz, mağlup insanları çoğaltarak, geride bıraktığı heba olmuş ömürleri hiç umursamadan acıların, yılların üzerinden akıp gidiyordu.Yıllar geçince daha iyi anladım ki, aşkın kavgasını veremeyenler, hiçbir şeyin kavgasını veremezler; aşkın özgürlüğünü yaşamayan ve yaşatmayanlar ise hiçbir özgürlüğü hak edemezler.”

Son Yarış
Spor Öyküleri

Son Yarış’ta, kâh son maçına çıkan bir boksörün çaresizliğine, kâh centilmenliği yüzünden spor kariyerine devam edemeyen bir futbolcunun hazin öyküsüne, kâh tesadüfen yolu bir futbol maçına düşen kahramanın şahit olduğu beklenmedik seyirci profillerine tanık olacaksınız.

Çöl Kimseyi Sevmiyordu

Bir yeni dinin doğuşu. Tayrzar Kabilesi’nden Ammar’ın oğlu Nevres anlatıyor. Istıraplar, kalbi aysız gece kadar karanlık adamlar, Kureyş kervanları, Mekke’nin zenginleri, köleler, ömre bedel aşklar, kafileler, cenk hançerleri, han gürültüsü, çöl uğultusu, esirgeyen ve bağışlayan Allah... Medine, Taif, Hicaz... Kızıldeniz’in birbirine benzeyen sahilleri, Ali ile çatışan Muaviye... Sami Özbil, Çöl Devrimi’nde sadece Nevres’in değil Asr-ı Saadet’in hikâyesini anlatıyor. Gürül gürül akan bir nehir gibi çağlayarak farklı bir dönemi başka türlü resmediyor.

Haw

Onun adı Mikasa. Melsa’nın âşığı, uzun ince gövdesi, siyah benekleri var, güzel de bir burnu. Makam Dağı’nın, Papaz Gölü’nün adını biliyor. Güneylilerle Kuzeyliler savaşıyorlar, onu da duyuyor. Zamanı söyleyen hikâyeler, kaderi temize çeken melekler, ölmüşlere dualar ve sokakların tarihi...

Galîz Kahraman

Bütün zamanların kahramanı olan bir insanın hikâyesidir bu. O hem herkes hem de hiç kimsedir. Dünyadan alacağını tahsil etmeye gelmiştir. Çünkü, Tanrı dahil herkesin ona borcu vardır.