Yeni Çıkan Kitaplar

Neandros Destanı

Sevgili Gündüz Vassaf’ın şiir kitabı, adı üstünde bir destan. Biz Neandros’u, “Tavşan Adası” diye biliyoruz; Sait Faik’in balıkçıları ise “Balıkçı Adası”... “Neandros”, doğrudan bir çağrışımla “Homeros”a taşıdı beni; “Destan” da elbette bu bağlamda İlyada ve Odysseia’ya... Küçük ve ıssız bir adanın uygarca yok edilişini niçin destanlaştırıyor Gündüz? Çünkü koskoca bir yerkürenin, hırsına yenilmiş acımasızlar tarafından vandalca yok edilişini, o bir zamanlar, tavşanların arkadaşı Robenson’un dolaştığı ıssız adasında tümüyle görüyoruz da ondan! Gündüz, Ahmet Muhip Dıranas’ın o ağır ağıdına verdiği adla “Yağma”yı ve “doğa dersi”nden sınıfta kalanları anlatıyor Neandros Destanı’nda. HİLMİ YAVUZ

Hünerli Türk Kızları

Hatice Meryem, erkek dünyanın dayatmalarına, zulmüne ve sıkıcılığına benzersiz “hünerleri” ile kafa tutan kadınların hikâyelerini anlatıyor. Kendine has muzip ve ironik üslubunu bu kez masalların, tarihin ve efsanelerin tam ortasında kuruyor. Kahramanları Firdevsler, Güllüler, Fatmalar ve Şahikalar da her şeyin bize anlatıldığı gibi yaşanmamış olabileceğinin ihtimalini düşürüyorlar aklımıza. Zamanın ve hayatın ayarlarıyla oynuyorlar.

Benibeşer Seni N'eyler?

Gonca Saygın, Benibeşer Seni N’eyler?’de, insanların birbirini ne hale koyduğu, yaşamlarını nasıl etkilediği fikrinden yola çıkarak, bambaşka hayatlara sahip kişiler etrafında örülü on üç farklı öyküye yer veriyor: Bazen, hayalleri çalınmış genç bir kadının kendini yeni baştan var etme mücadelesini; bazen, yarım kalmış bir hikâyenin içine sıkışmış yorgun bir adamın ömür boyu süren aşkını; bazen, herkesten ve her şeyden bıkıp zamanın akmadığı bir dünyaya kaçmak isteyen bir çılgının serüven arayışını; bazen, idealist bir öğretmenin tüm engellere rağmen öğrencilerinin hayatını şekillendirme çabasını anlatıyor... İnsanlık halleri aslında. Çeşit çeşit. Kimi zaman gülünç, kimi zaman trajik...

Yeni Yalnızlar
Dijital Çağın Çocukları

Menekşe Tokyay, Yeni Yalnızlar - Dijital Çağın Çocukları’nda giderek büyüyen bu dijital yalnızlık salgınını hem sebepleri hem de sonuçlarıyla inceliyor. Konuya çocuğun üstün yararı perspektifinden yaklaşan Tokyay, “Ne yapabiliriz?” sorusuna Türkiye’den ve dünyadan verdiği örneklerle yanıtlar arıyor.

Tuhaf, Saçma, Neyse...
İçeriden Dışarıya Bakmak

Çiğdem Mater Nisan 2022’de, işlemediği bir suç, çekmediği bir film, katılmadığı bir toplantı gerekçe gösterilerek, Gezi Davası’nda on sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı. Hapishanenin monoton yaşamını okuyarak ve yazarak kırmaya çalışan Mater’in Tuhaf, Saçma, Neyse... İçeriden Dışarıya Bakmak’ta hapishanede yazdığı, bir kısmı yayımlanmış yazıları ve kendisiyle yapılan bir söyleşi yer alıyor.

Zifir Orman

Zifir Orman, şu anonsla başlıyor: “Epeyce kısa bir süre içinde... ya da belki iki, üç yıl sonra.” Max Annas, yakın gelecekte pekâlâ gerçekleşmesinden korkabileceğimiz bir hikâye anlatıyor.

Dersim'in Pirleri
Kutsal Bağların İzinde

Dersim’in Pirleri, Alevi tarihyazımını yeni açılımlara teşvik etmenin yanı sıra benzer dinsel grupların tarihlerini anlamak için de yol gösterici bir yöntem öneriyor.

Katalonya'ya Bin Selam

Katalonya’ya Bin Selam, George Orwell’in sonraki büyük eserlerinde daha da keskinleşecek olan hakikat, iktidar, propaganda ve özgürlük meselelerinin ilk büyük sahnesidir.

“Öfkeli Genç Türkler”
Türkiye'de Seküler Milliyetçilik

“Öfkeli Genç Türkler”, yeni milliyetçiliğin İYİ Parti, Zafer Partisi ve başka kurumsal mecralarla etkileşimine de göz atıyor. Ayrıca, göçmen karşıtı kampanyalardan Saraçhane direnişine, bu akımın eylemlilik içinde kendini nasıl ifade ettiğine bakıyor.

Türkiye'de Felaketlerin Politikası
Enformel Toplumsal Sözleşmeler ve Popülizm

Erhan Özşeker ve Toygar Sinan Baykan, Türkiye’de Felaketlerin Politikası’nda, yüzlerce cana mal olan faciaları masaya yatırıyorlar: Şubat 2023 depreminin genel felaket tablosu ve tek tek skandal vakalar, Marmara ve Karadeniz sel baskınları, Aladağ öğrenci yurdu, Beşiktaş gece kulübü ve Kartalkaya otel yangınları, Pamukova ve Çorlu tren “kazaları”, iş cinayetleri, iş katliamları, Soma maden faciası...

Liberal Faşizmler

Slavoj Žižek Liberal Faşizmler’de Trump’ın ikinci başkanlık dönemini yalnızca otoriterliğin ya da bildiğimiz anlamda faşizmin geri dönüşü olarak görmenin yetersiz olduğunu savunuyor. Ona göre karşımızda daha tuhaf bir bileşim var: Devletin denetim ve baskı araçlarını genişletirken piyasayı, şirketleri ve yeni dijital oligarkları her türlü sınırlamadan kurtarmayı vaat eden bir “liberal faşizm”. Bu çelişkinin izini Trump’ın ABD’sinden Putin’in Rusyası’na, Modi’nin Hindistanı’ndan Avrupa’ya, Çin’e ve Ortadoğu’ya kadar süren Žižek, Gazze’deki yıkımdan yapay zekâya, “de-kolonizasyon” tartışmalarından yeni sağ popülizme, Peter Thiel ve Palantir’in temsil ettiği tekno-feodal dünyadan solun kendi açmazlarına uzanan geniş bir siyasi manzara sunuyor.

İkinci Yeni'den Sonra
Kanon Mücadelesi

Kanon Mücadelesi, 1960’tan 1990’lara uzanan nispeten kısa bir döneme odaklansa da ayrıntıları öne çıkararak Melih Cevdet Anday, Halkın Dostları, Cahit Zarifoğlu ve Turgut Uyar’a açılan hayli uzun bir yolun menzillerinde tek tek duruyor. Yöntemi, odaklandığı dönemin tarihsel etkilerini sunması, ayrıntıları ele alış biçimiyle görünenin ardındaki niyetlere ve endişelere işaret ederek farklı bir edebiyat tarihi anlatıyor.

Kıyısında

Gülhan Davarcı, Kıyısında'da ufak bir çocuğu aradıkları gibi, kendilerini, varoluş sebeplerini, geçmişlerini ve bugünlerini, keskin çizgilerle kurdukları dünyalarındaki amaçlarını da arayan insanların hikâyesini anlatırken, duyguların zamanla, zamanın hayatla yarıştığı unutulmaz üç gün resmediyor.

Lagom

Gül Gölge, dışarıdan bakıldığında imrenilecek derecede sorunsuz hayatlar yaşıyorlarmış gibi görünen iki eski sevgilinin yıllar sonra beklenmedik bir iş görüşmesinde karşılaşmalarıyla başlayan uyanışlarını ve kendilerini özgürleştirme çabalarını anlatıyor. Bir yanda Deha, Itır; bir yanda onların birbirlerinden uzak kaldığı zamanlarında hayatlarına kattıkları Demir, Nevra ve diğerleri... Vazgeçişler, var sanılanın yok olduğunu hissedişler, boşluğa düşüşler, hüzünler...

Derbederin El Kitabı

Emrah Serbes’in Derbeder’i ezeli ve ebedi soruların peşinde dolanıyor… Verdiği cevaplarla soruları çoğaltıyor...

Aleviliğin Son Yüzyılı

Yalçın Çakmak’ın derlediği Aleviliğin Son Yüzyılı bu kapsamdaki soruların peşine düşerek Alevilik açısından güncelliğini koruyan konulara, sorulara dair tartışmalara farklı yönleriyle cevaplar ve yorumlar geliştiriyor.

Erken Modern Osmanlılarda İnançsızlığın Tarih Öncesi
Kutsala Sövgü, İlhâd ve Tanrıbilmezler

Erkin Özdemir, Erken Modern Osmanlılarda İnançsızlığın Tarih Öncesi: Kutsala Sövgü, İlhåd ve Tanrıbilmezler kitabında ağırlıkla 16.-17. yüzyıllara denk düşen mühimme defterleri ve kadı sicilleri gibi arşiv belgelerine ve farklı "metinlere" dayanarak Osmanlılarda mülhidlik olgusunu incelemeye koyuluyor.

Devrimin Çelişkileri
Aykut Kansu’ya Armağan

Devrimin Çelişkileri’ndeki yazılar, 1908 ve 1923’ü değişik cepheleriyle ele alıyor. 1908 Devrimi’nin, Osmanlı ülkesinin farklı coğrafyalarında ve farklı sınıfsal-toplumsal tabanlarında nasıl yaşandığını gözlüyor. 1908’den 1923 sonrasına, kırdaki sınıf mücadelelerinin seyrine göz atıyor. 1923’ün anayasal değişim ve demokrasi sorununu tekrar düşünüyor. Milliyetçi, liberal, sosyalist, Kemalist, devletçi, korporatist yönelimleri ve bunların farklı yorumlarını gözden geçiriyor.

Partiler ve Patronlar
Esenyurt'ta Siyaset

Popülizm ve klientalizm üzerinden siyasal parti evreninin gerçekliğine etnografik bir hassasiyetle ışık tutan Partiler ve Patronlar, Esenyurt vakasıyla Türkiye’nin dününü, bugününü ve yarınını daha derinlikli görebilmemize de yardımcı oluyor ve dünyadan örneklerle paralellikler de kuruyor.

Deneyim Toplumunda Hayatta Kalmak
Öznelliğin Ötesinde Yaşam

Özgün üslubuyla dünya çapında geniş okur kitlesine kavuşan felsefeci ve psikolog Svend Brinkmann, bu kısa ama etkili kitabında her şeyi kişisel deneyime endeksleyen bakış açısının etik ve psikolojik sonuçlarını araştırıyor. Hayatı psikolojikleştirmenin tehlikelerine dikkat çeken yazar, bireylerle dünyanın arasına deneyim katmanları koymanın nasıl ahlâki fakirleşme ve dünyaya yabancılaşma riskine kapı araladığını gösteriyor.

Dünden Bugüne
Fatsa Fikri

Bir yanda 12 Eylül faşizmine karşı alınan ağır yenilginin getirdiği zorluklar, diğer yanda dünya sosyalist sisteminde yaşanan çözülmenin yarattığı boşluk, siyasal mücadelede yaşanan ideolojik kriz ve yol ayrılıkları, el yordamıyla oluşturulan siyasal girişimlerin başarıları ve zaafları... Naci Sönmez, inatla sürdürülen sosyalizm mücadelesi içinde kendi yaşadıklarını, gördüklerini ve duyduklarını da aktarıyor. Bu kitap, Fatsa’nın sol geçmişini anlatan gerçek bir fikri takip öyküsüdür.

Mimarlık Yazıları

Mimarlık Yazıları’nın ilk makalesi olan “Mimarlığı Okumak”ta Ali Artun mimarlık ve dil ilişkilerinin tarihini ele alıyor. İlk mimarlık anıtı olduğu kabul edilen Göbeklitepe’yle ilgili sonraki yazı, mimarlığın kozmik kökeni, cevheri üzerine.

Bizum Rize

Karadeniz’in doğu ucunda, yüzölçümü ve nüfusu küçük fakat memleketteki etkisi büyük bir diyar: Rize. Bizum Rize’de, Rizeliler, Rize’nin değişik yüzlerini anlatıyor. Rize ve Rizeliler hakkındaki klişelerin de ötesine geçerek...

Notre-Dame'ın Kamburu

Notre-Dame’ın Kamburu aşkı, tutkuyu ve toplumsal adaletsizliği 15. yüzyıl Parisi’nin görkemli ve karanlık atmosferi içinde anlatan bir Victor Hugo klasiği. Güzelliğiyle kalabalıkları büyüleyen Esmeralda, toplumun dışına itilmiş kambur zangoç Quasimodo, arzularıyla inançları arasında sıkışan Claude Frollo ve bütün bu hayatları kuşatan Notre-Dame Katedrali ile Victor Hugo, 15. yüzyıl Parisi’ni insan ruhunun karanlık ve kırılgan yanlarının sahnesi olarak kullanır. Romanın merkezinde neredeyse yaşayan bir varlığa dönüşen Notre- Dame Katedrali, Paris’in hafızasına, korkuları ve arzularına sessizce eşlik eden büyük bir tanık haline gelir. Güzellik-çirkinlik, merhamet-zulüm, aşk-saplantı arasındaki sınırları yoklayan Notre-Dame’ın Kamburu, bugün de insanın insana bakışını sorgulatan bir şaheser.

Soğan Doğradığın Çıplak Eller

Pınar İlkiz, Soğan Doğradığın Çıplak Eller’de, hayatın farklı evrelerindeki insanların biraz tanıdık biraz tuhaf dünyalarına konuk ediyor bizi. Karşılıklı bir sohbet havasında, kimi zaman hüzünle kimi zaman da kahkahalar eşliğinde anlatıyor hikâyelerini.

Gidelim Buralardan Muhlis

Ali İpek, hepimizin aşina olduğu kaçıp gitme isteğini, bırakıp da gidememe ikilemini, yersiz yurtsuzluk hissini otantik üslubuyla anlatıyor. Gidelim Buralardan Muhlis, taşra ruhuyla daralmış bir aşk hikâyesi, yarı masalsı, şaşırtıcı bir kara-novella.

Şehrin Kara Çocukları
Badline

Yusuf Arslantaş, Şehrin Kara Çocukları – Badline’da bize başkentin arka sokaklarında hayatı yokluk içinde geçenlerin, kimsesizlerin, çocukların, kadınların hikâyelerini anlatıyor. Bazen Çinçin’deki, Yenidoğan’daki gecekonduların kasvet dolu karanlığına dalıyor, bazense yeraltının belalılarının cirit attığı sokaklarda tehlikeli bir gezintiye çıkıyor…

Korkuyu Beklerken

Oğuz Atay’ın hikayeleri, gündelik hayatı kavrayış derinliği, anlatım zenginliği ve okuru alıp götürmedeki enerjileri bakımından romanlarından geri kalmaz. Kitaba adını veren hikayenin korkuyu beklerken kendini evine hapseden kahramanı, Atay’ın edebiyat güzergahındaki farklılığının en büyük kanıtlarından.

Kendiyle Dost Olmak
Hayatı Nasıl Kolaylaştırır?

Kitapları dünyanın farklı ülkelerinde geniş okur kitleleriyle buluşan felsefeci ve araştırmacı Wilhelm Schmid Kendiyle Dost Olmak’ta, “Kendini sev” sloganıyla gitgide daha fazla sarmalandığımız günümüzde, kendimizle sağlıklı ve dostane bir ilişki kurmanın önemine vurgu yapıyor.

Radikalleşen Türkiye (1960–1980)

Radikalleşen Türkiye (1960-1980), Türkiye siyasetinin dinamiklerinin öncelikle devletin yapısal mantığının bir sonucu olduğu tespitinden hareketle, 1960-1980 aralığında radikal solun gelişimini ve Kürt hareketini devletin çeşitli dışlama stratejilerine verilmiş yanıtlar olduğunu göstererek, hem o döneme hem 1980 sonrasına keskin bir ışık tutuyor.

Fareler ve İnsanlar

Fareler ve İnsanlar, Büyük Bunalım döneminin binbir zorluğuyla mücadele eden tarım işçilerine doğrultulan bir dürbün, uzakları göz önüne getiren çarpıcı bir novella.

Uçmak İsteyen Kedi

Hayalperest bir kediyle hayallerin değerini bilen yaşlı bir kadının dostluklarını anlatan sımsıcak bir hikâye.

Taşların Anlattığı

Taşların Anlattığı, bir ailenin Fransa’nın ücra bir köyündeki sessiz sakin hayatının ansızın nasıl dönüştüğünü anlatan dokunaklı bir kitap.

Roko ile Konuşmalar

Sekiz yaşındaki Nisa ile bir gün pencerede beliriveren sıra dışı arkadaşı Roko’dan kâh peynir simit kâh reçelli ekmek eşliğinde samimi ve eğlenceli sohbetler.

Ortadan Üçe

Pınar İlkiz, Ortadan Üçe’de, anneler ve kızları arasındaki tatlı didişmeleri, babalarının âşık olup da kavuşamadığı kadınların adlarını alan kız çocuklarını, hayallerinin çok uzağına düşen gençleri, acıyı ustura yapıp dünya ile bağını kesen delileri, evlilik hayatından bunalmış eşleri ve soğan kokan mutfaklarından dedikodular taşan haneleri anlatıyor.

Lucky

Sezgin Kaymaz’ın, kendi okurunu edinmesini sağlayan ve yeni kuşak yazarlarda fazla rastlanmayan hasletleri var. İnsanları, özellikle kaderin sillesini yemiş olanları, aşağıdakileri, kaybedenleri iyi tanıyor. Mistik olmayan, bir bakıma o “insan iyiliğini” cisimleştiren bir gerçeküstü fanteziye dayanıyor çoğunlukla romanlarının kurgusu. Lucky, Sezgin Kaymaz romanının bütün bu hasletlerinin hakkını veriyor. Yine çok iyi işlenmiş insan manzaraları sunuyor. Pek de “muteber” sayılmayan insanların iç dünyasını ve ilişkilerini gerçekçi ve eğlenceli bir muhabbetle aktarıyor. Yardımcı rollerde: Cinayet kariyerli bir özel şoför, kaknem kayınvalide, sinek kadar mide bulandırıcı bir kayınço...

Türkiye'de Toplum ve Siyaset

Mardin’in yerli ve yabancı dergilerde yayımlanmış makaleleri ve yazarla yapılmış söyleşilerin sistematik derlemesinin ilk cildi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan başlayarak sivil toplum, siyasal kültür ve sosyal yapıyı çeşitli altbaşlıklar halinde kapsamlı bir biçimde ele alıyor.

Sevinç Kuşları-1
Deccal'in Hatırı

Sezgin Kaymaz, hem tiryakilerine alıştıkları lezzeti hep yeniden sunan, hem de hep yeni sulara açılan bir yazar. Tekinsizliğin, şiddetin, “kötülüğün”, olağanüstünün ve gündeliğin içinden hep sevinç kuşlarını havalandıran bir yazar, aynı zamanda… Deccal’in Hatırı’nda sevinç kuşları, koma halinin, manyak doktorların, mafyacıların, polisçilik oynayan polislerin, lubunyaların, haris rantiyelerin ve tabii her zaman olduğu gibi, garibanların arasından havalanıyor.

İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon
Narsist Bir Partnerle Yüzleşmek

Basit küçük manipülasyonlar çiftlerin gündelik hayatlarının bir parçası olsa da, “narsistik sapkınlık” biçimini aldığında önemli bir soruna dönüşür. Narsist partner kendi iktidarını yerleştirmek ve eşini kendi istediği kişiliğe büründürmek için baştan çıkartıcı, kurnazca yollara başvurur. Avının kanını sonuna kadar emerek kendisinde eksik olanı çekip alır ve böylece kendisini tamamlar. Günümüzde gitgide daha sık rastlanan bir ilişki modeli haline gelen narsistik manipülasyon ilişkileri bu kitabın konusunu oluşturuyor.

Seni Görmem İmkânsız

Ayşe Burçak, yıllara yayılan yarım kalmış bir aşkın izini sürerken, 1990’larda doğmuş bir kadın ve bir erkeğin büyüme hikâyesini anlatıyor. Seni Görmem İmkânsız, modern zamanın ruhunu yakalayan bir roman... Gençlik aptallıkları,kalp kırıklıkları, özgüvensizlikler yüzünden örülen duvarlar ve kaçırılan fırsatlar...

Benim Rüyalarım Hep Çıkar

Umay’dan nefes isteyenler, büyü yazılı bez bebekler, musibetlere karşı yakılan tütsüler, gerçeğe karışan rüyalar, dünyayı daha güzel bir yere dönüştüren kehribarlar, adaklar, muskalar, dualar, beddualar… Benim Rüyalarım Hep Çıkar, kendinden efsunlu öykülerin kitabı.

Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i

Bir buçuk yüzyıldan fazla zaman önce yayımlanmış bu eserde Marx, 19. yüzyıl ortası Fransası’ndaki sınıf mücadelelerini ve bu politik mücadelelerin bir hükümet darbesiyle sonuçlanışını tahlil eder. Bir toplumu vesayet altına alırken, vasat bir adamın “imparator” pelerini kuşanmasını sağlayan bir darbedir bu.

Moskova-Ankara-Londra Üçgeninde
İştirakiyuncular, Komünistler ve Paşa Hazretleri

Topu topu bir yıllık bir zaman dilimi: 1920 ilkbaharından, 1921 ilkbaharına kadar... Bu kısa sürede, bu dar zamanda, “Yeni Türkiye”nin iç politik sahnesi, Londra’nın ve Moskova’nın etkileri altında nasıl biçimlendi? Emel Akal’ın kılı kırk yaran araştırması bu soruya ışık tutuyor.

1 Mayıs Mahallesi
1980 Öncesi Toplumsal Mücadeleler ve Kent

Toplumsal hafızada “12 Eylül 1980 öncesi”nin simgelerinden biridir 1 Mayıs Mahallesi. O yılları devlet otoritesinin acze düştüğü bir terör ve kaos dönemi olarak görenler için, bu olumsuzluğun simgesi. 1960-1980 döneminin siyasal ve toplumsal hareketliliğinde devrimci bir durumun alâmetlerini görenler için ise, bu umudun simgelerinden biri.

Daha İyi misin?

Daha İyi misin?, bir savaştan kaçanların, yalnız kalmış ve tüm zamanını sıkıntıyla geçirenlerin, gidenlerin ardından çaresizce bakanların, mücadeleye omuz verenlerin, plazalarının tekdüzeliği içinde kendini var etmeye çalışanların derdine ortak olan öykülere ev sahipliği yapıyor…

Yeni Türkiye’nin Ruhu
Hınç, Tahakküm, Muhtaçlaştırma

Yeni Türkiye’nin Ruhu, tam da bu ihtiyacı tespit eden, “hınç, tahakküm, muhtaçlaştırma” stratejilerinin nasıl işlediğini titizlikle ele alan, Yeni Türkiye’de “yeni” olanı kavramaya aday, kıymetli ve eşsiz bir inceleme.

Cihan Harbi'ni Yaşamak ve Hatırlamak
Osmanlı Askerlerinin Cephe Hatıraları ve Türkiye'de Birinci Dünya Savaşı Hafızası

Mehmet Beşikçi, Cihan Harbi’ni Yaşamak ve Hatırlamak’ta Birinci Dünya Savaşı tecrübesini askerlere ait otobiyografik kaynaklar üzerinden inceliyor. Cihan Harbi tecrübesi ve askerlerin bu tecrübeyi hatırlama biçimiyle, Türkiye’deki sorunlu resmî ve kolektif Birinci Dünya Savaşı hafızası arasında organik bir ilişki olduğu tespitini yapan kitap, bu ilişkinin analizi için askerî tarihle hafıza çalışmaları alanlarını harmanlayan bir perspektif sunuyor.

Türkiye'de Yahudi Olmak
Bir Deneyim Sözlüğü

Türkiye’de Yahudi Olmak: Bir Deneyim Sözlüğü Türkiye’de Yahudi olmanın yerleşik ve egemen anlamlarını sorgularken bir yandan da kelimeler, kavramlar, anlar, anılar ve anekdotlarla bu hali anlamlandırmayı amaçlıyor.

Soğan Doğradığın Çıplak Eller

Pınar İlkiz, Soğan Doğradığın Çıplak Eller’de, hayatın farklı evrelerindeki insanların biraz tanıdık biraz tuhaf dünyalarına konuk ediyor bizi. Karşılıklı bir sohbet havasında, kimi zaman hüzünle kimi zaman da kahkahalar eşliğinde anlatıyor hikâyelerini.

Gidelim Buralardan Muhlis

Ali İpek, hepimizin aşina olduğu kaçıp gitme isteğini, bırakıp da gidememe ikilemini, yersiz yurtsuzluk hissini otantik üslubuyla anlatıyor. Gidelim Buralardan Muhlis, taşra ruhuyla daralmış bir aşk hikâyesi, yarı masalsı, şaşırtıcı bir kara-novella.

Şehrin Kara Çocukları
Badline

Yusuf Arslantaş, Şehrin Kara Çocukları – Badline’da bize başkentin arka sokaklarında hayatı yokluk içinde geçenlerin, kimsesizlerin, çocukların, kadınların hikâyelerini anlatıyor. Bazen Çinçin’deki, Yenidoğan’daki gecekonduların kasvet dolu karanlığına dalıyor, bazense yeraltının belalılarının cirit attığı sokaklarda tehlikeli bir gezintiye çıkıyor…

Korkuyu Beklerken

Oğuz Atay’ın hikayeleri, gündelik hayatı kavrayış derinliği, anlatım zenginliği ve okuru alıp götürmedeki enerjileri bakımından romanlarından geri kalmaz. Kitaba adını veren hikayenin korkuyu beklerken kendini evine hapseden kahramanı, Atay’ın edebiyat güzergahındaki farklılığının en büyük kanıtlarından.

Kendiyle Dost Olmak
Hayatı Nasıl Kolaylaştırır?

Kitapları dünyanın farklı ülkelerinde geniş okur kitleleriyle buluşan felsefeci ve araştırmacı Wilhelm Schmid Kendiyle Dost Olmak’ta, “Kendini sev” sloganıyla gitgide daha fazla sarmalandığımız günümüzde, kendimizle sağlıklı ve dostane bir ilişki kurmanın önemine vurgu yapıyor.

Radikalleşen Türkiye (1960–1980)

Radikalleşen Türkiye (1960-1980), Türkiye siyasetinin dinamiklerinin öncelikle devletin yapısal mantığının bir sonucu olduğu tespitinden hareketle, 1960-1980 aralığında radikal solun gelişimini ve Kürt hareketini devletin çeşitli dışlama stratejilerine verilmiş yanıtlar olduğunu göstererek, hem o döneme hem 1980 sonrasına keskin bir ışık tutuyor.

Fareler ve İnsanlar

Fareler ve İnsanlar, Büyük Bunalım döneminin binbir zorluğuyla mücadele eden tarım işçilerine doğrultulan bir dürbün, uzakları göz önüne getiren çarpıcı bir novella.

Uçmak İsteyen Kedi

Hayalperest bir kediyle hayallerin değerini bilen yaşlı bir kadının dostluklarını anlatan sımsıcak bir hikâye.

Taşların Anlattığı

Taşların Anlattığı, bir ailenin Fransa’nın ücra bir köyündeki sessiz sakin hayatının ansızın nasıl dönüştüğünü anlatan dokunaklı bir kitap.

Roko ile Konuşmalar

Sekiz yaşındaki Nisa ile bir gün pencerede beliriveren sıra dışı arkadaşı Roko’dan kâh peynir simit kâh reçelli ekmek eşliğinde samimi ve eğlenceli sohbetler.

Ortadan Üçe

Pınar İlkiz, Ortadan Üçe’de, anneler ve kızları arasındaki tatlı didişmeleri, babalarının âşık olup da kavuşamadığı kadınların adlarını alan kız çocuklarını, hayallerinin çok uzağına düşen gençleri, acıyı ustura yapıp dünya ile bağını kesen delileri, evlilik hayatından bunalmış eşleri ve soğan kokan mutfaklarından dedikodular taşan haneleri anlatıyor.

Lucky

Sezgin Kaymaz’ın, kendi okurunu edinmesini sağlayan ve yeni kuşak yazarlarda fazla rastlanmayan hasletleri var. İnsanları, özellikle kaderin sillesini yemiş olanları, aşağıdakileri, kaybedenleri iyi tanıyor. Mistik olmayan, bir bakıma o “insan iyiliğini” cisimleştiren bir gerçeküstü fanteziye dayanıyor çoğunlukla romanlarının kurgusu. Lucky, Sezgin Kaymaz romanının bütün bu hasletlerinin hakkını veriyor. Yine çok iyi işlenmiş insan manzaraları sunuyor. Pek de “muteber” sayılmayan insanların iç dünyasını ve ilişkilerini gerçekçi ve eğlenceli bir muhabbetle aktarıyor. Yardımcı rollerde: Cinayet kariyerli bir özel şoför, kaknem kayınvalide, sinek kadar mide bulandırıcı bir kayınço...

Türkiye'de Toplum ve Siyaset

Mardin’in yerli ve yabancı dergilerde yayımlanmış makaleleri ve yazarla yapılmış söyleşilerin sistematik derlemesinin ilk cildi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan başlayarak sivil toplum, siyasal kültür ve sosyal yapıyı çeşitli altbaşlıklar halinde kapsamlı bir biçimde ele alıyor.

Sevinç Kuşları-1
Deccal'in Hatırı

Sezgin Kaymaz, hem tiryakilerine alıştıkları lezzeti hep yeniden sunan, hem de hep yeni sulara açılan bir yazar. Tekinsizliğin, şiddetin, “kötülüğün”, olağanüstünün ve gündeliğin içinden hep sevinç kuşlarını havalandıran bir yazar, aynı zamanda… Deccal’in Hatırı’nda sevinç kuşları, koma halinin, manyak doktorların, mafyacıların, polisçilik oynayan polislerin, lubunyaların, haris rantiyelerin ve tabii her zaman olduğu gibi, garibanların arasından havalanıyor.

İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon
Narsist Bir Partnerle Yüzleşmek

Basit küçük manipülasyonlar çiftlerin gündelik hayatlarının bir parçası olsa da, “narsistik sapkınlık” biçimini aldığında önemli bir soruna dönüşür. Narsist partner kendi iktidarını yerleştirmek ve eşini kendi istediği kişiliğe büründürmek için baştan çıkartıcı, kurnazca yollara başvurur. Avının kanını sonuna kadar emerek kendisinde eksik olanı çekip alır ve böylece kendisini tamamlar. Günümüzde gitgide daha sık rastlanan bir ilişki modeli haline gelen narsistik manipülasyon ilişkileri bu kitabın konusunu oluşturuyor.

Seni Görmem İmkânsız

Ayşe Burçak, yıllara yayılan yarım kalmış bir aşkın izini sürerken, 1990’larda doğmuş bir kadın ve bir erkeğin büyüme hikâyesini anlatıyor. Seni Görmem İmkânsız, modern zamanın ruhunu yakalayan bir roman... Gençlik aptallıkları,kalp kırıklıkları, özgüvensizlikler yüzünden örülen duvarlar ve kaçırılan fırsatlar...

Benim Rüyalarım Hep Çıkar

Umay’dan nefes isteyenler, büyü yazılı bez bebekler, musibetlere karşı yakılan tütsüler, gerçeğe karışan rüyalar, dünyayı daha güzel bir yere dönüştüren kehribarlar, adaklar, muskalar, dualar, beddualar… Benim Rüyalarım Hep Çıkar, kendinden efsunlu öykülerin kitabı.

Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i

Bir buçuk yüzyıldan fazla zaman önce yayımlanmış bu eserde Marx, 19. yüzyıl ortası Fransası’ndaki sınıf mücadelelerini ve bu politik mücadelelerin bir hükümet darbesiyle sonuçlanışını tahlil eder. Bir toplumu vesayet altına alırken, vasat bir adamın “imparator” pelerini kuşanmasını sağlayan bir darbedir bu.

Moskova-Ankara-Londra Üçgeninde
İştirakiyuncular, Komünistler ve Paşa Hazretleri

Topu topu bir yıllık bir zaman dilimi: 1920 ilkbaharından, 1921 ilkbaharına kadar... Bu kısa sürede, bu dar zamanda, “Yeni Türkiye”nin iç politik sahnesi, Londra’nın ve Moskova’nın etkileri altında nasıl biçimlendi? Emel Akal’ın kılı kırk yaran araştırması bu soruya ışık tutuyor.

1 Mayıs Mahallesi
1980 Öncesi Toplumsal Mücadeleler ve Kent

Toplumsal hafızada “12 Eylül 1980 öncesi”nin simgelerinden biridir 1 Mayıs Mahallesi. O yılları devlet otoritesinin acze düştüğü bir terör ve kaos dönemi olarak görenler için, bu olumsuzluğun simgesi. 1960-1980 döneminin siyasal ve toplumsal hareketliliğinde devrimci bir durumun alâmetlerini görenler için ise, bu umudun simgelerinden biri.

Daha İyi misin?

Daha İyi misin?, bir savaştan kaçanların, yalnız kalmış ve tüm zamanını sıkıntıyla geçirenlerin, gidenlerin ardından çaresizce bakanların, mücadeleye omuz verenlerin, plazalarının tekdüzeliği içinde kendini var etmeye çalışanların derdine ortak olan öykülere ev sahipliği yapıyor…

Yeni Türkiye’nin Ruhu
Hınç, Tahakküm, Muhtaçlaştırma

Yeni Türkiye’nin Ruhu, tam da bu ihtiyacı tespit eden, “hınç, tahakküm, muhtaçlaştırma” stratejilerinin nasıl işlediğini titizlikle ele alan, Yeni Türkiye’de “yeni” olanı kavramaya aday, kıymetli ve eşsiz bir inceleme.

Cihan Harbi'ni Yaşamak ve Hatırlamak
Osmanlı Askerlerinin Cephe Hatıraları ve Türkiye'de Birinci Dünya Savaşı Hafızası

Mehmet Beşikçi, Cihan Harbi’ni Yaşamak ve Hatırlamak’ta Birinci Dünya Savaşı tecrübesini askerlere ait otobiyografik kaynaklar üzerinden inceliyor. Cihan Harbi tecrübesi ve askerlerin bu tecrübeyi hatırlama biçimiyle, Türkiye’deki sorunlu resmî ve kolektif Birinci Dünya Savaşı hafızası arasında organik bir ilişki olduğu tespitini yapan kitap, bu ilişkinin analizi için askerî tarihle hafıza çalışmaları alanlarını harmanlayan bir perspektif sunuyor.

Türkiye'de Yahudi Olmak
Bir Deneyim Sözlüğü

Türkiye’de Yahudi Olmak: Bir Deneyim Sözlüğü Türkiye’de Yahudi olmanın yerleşik ve egemen anlamlarını sorgularken bir yandan da kelimeler, kavramlar, anlar, anılar ve anekdotlarla bu hali anlamlandırmayı amaçlıyor.