Eylül 2003 Tarihinde Tekrar Baskılar
Türkiye ve Balkan Yahudileri Tarihi
14.-20. yüzyıllar
Elinizdeki kitap, bir Yahudi cemaatinin tarihini hikâye ediyor. Esther Benbassa ve Aron Rodrigue, Ortaçağ’ın sonunda İspanya’dan sürüldükten sonra Balkanlar, Anadolu ve Yakındoğu’da yerleşip bu topraklar üzerinde yeni bir Yahudi İspanyol kültür alanı oluşturan Sefaradların, Nazi Soykırımı dahil, bugüne kadar geçen beş asırlık zaman dilimindeki tarihlerini inceliyorlar.
Marx'ın Felsefesi
Etienne Balibar, bu kitapta ikili bir bahis deniyor: Marx tarafından incelenen veya onun eserinden hareketle ortaya atılabilen tamamen felsefi sorun ve temaları anlaşılır kılmak ve -“Marksist felsefe”nin alan ve bedel olduğu yüzelli yıllık hırslı tartışmaların- bilanço ve geleceğine dair öngörü ögelerini sunmak. Günümüzde tam bir yeniden inşa halinde olan Marksizm, en geniş eleştirel bir düşünüşün bileşeni olma yolunda değil midir?
Kar
On iki yıldır Almanya’da sürgün olan şair Ka Türkiye’ye dönüşünden dört gün sonra, bir röportaj için Kars şehrinde bulur kendini. Ağır ağır ve hiç durmadan yağan karın altında sokak sokak, dükkân dükkân bu hüzünlü ve güzel şehri ve insanlarını tanımaya çalışır.
Cevdet Bey ve Oğulları
Nişantaşlı bir ailenin 20. yüzyılın başından itibaren üç kuşak boyunca serüvenlerini anlatan bu kitap ev içlerinin renklerini, zamanın akışını, günlük sıradan konuşmaları akılda yer eden kahramanlar aracılığıyla saptarken, okura geleneksel romandan alınacak hazları bütünüyle veriyor.
Benim Adım Kırmızı
Orhan Pamuk’un “en renkli ve en iyimser romanım”, dediği Benim Adım Kırmızı, 1591 yılında İstanbul’da karlı dokuz kış gününde geçiyor. İki küçük oğlu birbirleriyle sürekli çatışan güzel Şeküre, dört yıldır savaştan dönmeyen kocasının yerine kendine yeni bir koca, sevgili aramaya başlayınca, o sırada babasının tek tek eve çağırdığı saray nakkaşlarını saklandığı yerden seyreder.
İktisat Üzerine Yazılar I
Küresel Düzen: Birikim, Devlet ve Sınıflar
Korkut Boratav'a Armağan
Küresel Düzen: Birikim, Devlet ve Sınıflar başlığı altında toplanan makaleler, Türkiye kapitalizminin globalleşme sürecine bağlı dinamiklerinin çözümlenmesine yoğunlaşıyor. Süreç, kredi piyasası, mali birikim - reel birikim ilişkisi, büyüme, gelir dağılımı, işgücü piyasası, sendikalar vb. birçok özgül alandaki boyutlarıyla ele alınıyor.
Yine mi Yazılı Var?
Dikkat yazılı var/ 2
Dikkat Yazılı Var! kitapçıların raflarında yerini aldığında, büyük bir ilgi görmüştü. Kitabı okuyan herkes önce kahkahayı patlatmış, ardından “mesele” üzerinde -derin derin olmasa da- düşünmüştü: “Mesele”, Türkiye’deki eğitimin acıklı haliydi... Bu küçük kitap, “büyüklerimize” rağmen bunu becermişti.
Babam Cemil Meriç
Bu kitapta, düşünen ve yazan Cemil Meriç’ten çok, yaşayan Cemil Meriç var karşınızda. Bazen samimi bir dost, bazen asabî bir hoca. Bazen müşfik bir baba, bazen münzevî bir aydın. Ömrünün otuz karanlık yılını ışık dolu harflerle eserlerine işleyerek körlüğün narını ilmin nuruna çeviren bu “fikir işçisi”nin mahremiyetine giren her insana söylediği bir sözü tekrarlayarak sunuyoruz: “Oku evladım!”
Şizofreni En Uzak Ülke
Şizofreni, insanı bilincin köşesine sıkıştırıp, bilinçdışına sığınmak zorunda bırakan bir ruhsal bozukluk. Alışılagelmiş algılama ve yorumlama biçimlerine yabancılaşan kişi, içinde yaşadığı toplumdan kopuyor ve kendi iç dünyasının derinliklerinde sürüklenmeye başlıyor.
Kompile Hikayeler
Nihat Genç’in “Leman yazıları”ndan “kompile çekim” değilse de genişçe bir derleme. Öyküler mi? Aslında hem öykü hem deneme. Türkiye topraklarında gezinen, öykülerini bu topraklarda yaşayan insanlara ve “kök”ünden ucuna bu ülkeye dair, yer yer ateşli denemeler.
İngiliz Gülleri
İngiliz Gülleri, aynı okula giden on bir yaşındaki beş kız çocuğunun öyküsü. Nicole, Grace, Amy ve Charlotte, yapışık kardeşler gibi bütün vakitlerini bir arada geçirirken, sınıf arkadaşları Binah’ı aralarına almak istemezler. Bunun tek nedeni, herkesi kendine hayran bırakan Binah’ın güzelliğini kıskanmalarıdır.
Sigaranın Saltanatı
Sigaranın tıp tarihinde pek iç açıcı sayılmayacak bir yeri olabilir ama uygarlık tarihinde de bir yeri yok mu? Sigara, tiryakiler için hala bir keyif olma özelliğini korurken, hayatı dumanlı çizgilerle ikiye bölen bir gerilim malzemesine de dönüşüyor; belki biraz da haksızlığa uğruyor.