Eylül 2026 Tarihinde Tekrar Baskılar

Son Ayakta Kim Geldi?
Türkiye’de At Yarışlarının Tarihi

Ozan Torun’un olağanüstü ayrıntılı çalışması Son Ayakta Kim Geldi?, çok yönlü bir kültür tarihi niteliğinde. Gündelik hayata, eğlence endüstrisine, onlarla birlikte medenileşme ve modernleşme algısının tarihsel seyrine geniş açılı bir bakış sağlıyor.

Mehmet Mithat Bey'in Münasebetsiz Tarihi

Arda Ekşigil, Mehmet Mithat Bey’in Münasebetsiz Tarihi’nde, sıradan, ama o kadar da sıradan olmayan bir hayatı, şahsiyetin her katmanını soyarak anlatıyor. Bu hayatın fonunda, Milli Mücadele’nin belirsizlikleri ve kararsız dengeleri var, erken Cumhuriyet’in serencamı var; kurucu elitin iç âlemi ve dönemin ekonomi politik manzarası var. Roman lezzeti veren bir mikro-tarih çalışması...

Vücudunuz Hayır Diyorsa
Duygusal Stresin Bedelleri

Hastalık, rahatsız edici bir durumdur. İnsanın sağlıklıyken çok da farkında olmadığı yaşamsal önemdeki fizyolojik ve psikolojik süreçlerine ciddi bir darbe vurur. Özellikle de kronik hastalığı olan biri, vücudunun sınırlarını bu hastalık yoluyla fark etmeye başlar. Eskilerin bilgeliğine dayanan sezgiler ve öğretiler, fiziksel rahatsızlıkları kişinin kişilik yapısıyla, psikolojik durumuyla, özellikle de stresle ilişkilendirir.

Şehrin Kara Çocukları
Badline

Yusuf Arslantaş, Şehrin Kara Çocukları – Badline’da bize başkentin arka sokaklarında hayatı yokluk içinde geçenlerin, kimsesizlerin, çocukların, kadınların hikâyelerini anlatıyor. Bazen Çinçin’deki, Yenidoğan’daki gecekonduların kasvet dolu karanlığına dalıyor, bazense yeraltının belalılarının cirit attığı sokaklarda tehlikeli bir gezintiye çıkıyor…

Gidelim Buralardan Muhlis

Ali İpek, hepimizin aşina olduğu kaçıp gitme isteğini, bırakıp da gidememe ikilemini, yersiz yurtsuzluk hissini otantik üslubuyla anlatıyor. Gidelim Buralardan Muhlis, taşra ruhuyla daralmış bir aşk hikâyesi, yarı masalsı, şaşırtıcı bir kara-novella.

Soğan Doğradığın Çıplak Eller

Pınar İlkiz, Soğan Doğradığın Çıplak Eller’de, hayatın farklı evrelerindeki insanların biraz tanıdık biraz tuhaf dünyalarına konuk ediyor bizi. Karşılıklı bir sohbet havasında, kimi zaman hüzünle kimi zaman da kahkahalar eşliğinde anlatıyor hikâyelerini.

Kendiyle Dost Olmak
Hayatı Nasıl Kolaylaştırır?

Kitapları dünyanın farklı ülkelerinde geniş okur kitleleriyle buluşan felsefeci ve araştırmacı Wilhelm Schmid Kendiyle Dost Olmak’ta, “Kendini sev” sloganıyla gitgide daha fazla sarmalandığımız günümüzde, kendimizle sağlıklı ve dostane bir ilişki kurmanın önemine vurgu yapıyor.

Korkuyu Beklerken

Oğuz Atay’ın hikayeleri, gündelik hayatı kavrayış derinliği, anlatım zenginliği ve okuru alıp götürmedeki enerjileri bakımından romanlarından geri kalmaz. Kitaba adını veren hikayenin korkuyu beklerken kendini evine hapseden kahramanı, Atay’ın edebiyat güzergahındaki farklılığının en büyük kanıtlarından.

Radikalleşen Türkiye (1960–1980)

Radikalleşen Türkiye (1960-1980), Türkiye siyasetinin dinamiklerinin öncelikle devletin yapısal mantığının bir sonucu olduğu tespitinden hareketle, 1960-1980 aralığında radikal solun gelişimini ve Kürt hareketini devletin çeşitli dışlama stratejilerine verilmiş yanıtlar olduğunu göstererek, hem o döneme hem 1980 sonrasına keskin bir ışık tutuyor.

Fareler ve İnsanlar

Fareler ve İnsanlar, Büyük Bunalım döneminin binbir zorluğuyla mücadele eden tarım işçilerine doğrultulan bir dürbün, uzakları göz önüne getiren çarpıcı bir novella.

Taşların Anlattığı

Taşların Anlattığı, bir ailenin Fransa’nın ücra bir köyündeki sessiz sakin hayatının ansızın nasıl dönüştüğünü anlatan dokunaklı bir kitap.

Roko ile Konuşmalar

Sekiz yaşındaki Nisa ile bir gün pencerede beliriveren sıra dışı arkadaşı Roko’dan kâh peynir simit kâh reçelli ekmek eşliğinde samimi ve eğlenceli sohbetler.

Uçmak İsteyen Kedi

Hayalperest bir kediyle hayallerin değerini bilen yaşlı bir kadının dostluklarını anlatan sımsıcak bir hikâye.

Türkiye'de Toplum ve Siyaset

Mardin’in yerli ve yabancı dergilerde yayımlanmış makaleleri ve yazarla yapılmış söyleşilerin sistematik derlemesinin ilk cildi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan başlayarak sivil toplum, siyasal kültür ve sosyal yapıyı çeşitli altbaşlıklar halinde kapsamlı bir biçimde ele alıyor.

İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon
Narsist Bir Partnerle Yüzleşmek

Basit küçük manipülasyonlar çiftlerin gündelik hayatlarının bir parçası olsa da, “narsistik sapkınlık” biçimini aldığında önemli bir soruna dönüşür. Narsist partner kendi iktidarını yerleştirmek ve eşini kendi istediği kişiliğe büründürmek için baştan çıkartıcı, kurnazca yollara başvurur. Avının kanını sonuna kadar emerek kendisinde eksik olanı çekip alır ve böylece kendisini tamamlar. Günümüzde gitgide daha sık rastlanan bir ilişki modeli haline gelen narsistik manipülasyon ilişkileri bu kitabın konusunu oluşturuyor.

Benim Rüyalarım Hep Çıkar

Umay’dan nefes isteyenler, büyü yazılı bez bebekler, musibetlere karşı yakılan tütsüler, gerçeğe karışan rüyalar, dünyayı daha güzel bir yere dönüştüren kehribarlar, adaklar, muskalar, dualar, beddualar… Benim Rüyalarım Hep Çıkar, kendinden efsunlu öykülerin kitabı.

Lucky

Sezgin Kaymaz’ın, kendi okurunu edinmesini sağlayan ve yeni kuşak yazarlarda fazla rastlanmayan hasletleri var. İnsanları, özellikle kaderin sillesini yemiş olanları, aşağıdakileri, kaybedenleri iyi tanıyor. Mistik olmayan, bir bakıma o “insan iyiliğini” cisimleştiren bir gerçeküstü fanteziye dayanıyor çoğunlukla romanlarının kurgusu. Lucky, Sezgin Kaymaz romanının bütün bu hasletlerinin hakkını veriyor. Yine çok iyi işlenmiş insan manzaraları sunuyor. Pek de “muteber” sayılmayan insanların iç dünyasını ve ilişkilerini gerçekçi ve eğlenceli bir muhabbetle aktarıyor. Yardımcı rollerde: Cinayet kariyerli bir özel şoför, kaknem kayınvalide, sinek kadar mide bulandırıcı bir kayınço...

Ortadan Üçe

Pınar İlkiz, Ortadan Üçe’de, anneler ve kızları arasındaki tatlı didişmeleri, babalarının âşık olup da kavuşamadığı kadınların adlarını alan kız çocuklarını, hayallerinin çok uzağına düşen gençleri, acıyı ustura yapıp dünya ile bağını kesen delileri, evlilik hayatından bunalmış eşleri ve soğan kokan mutfaklarından dedikodular taşan haneleri anlatıyor.

Sevinç Kuşları-1
Deccal'in Hatırı

Sezgin Kaymaz, hem tiryakilerine alıştıkları lezzeti hep yeniden sunan, hem de hep yeni sulara açılan bir yazar. Tekinsizliğin, şiddetin, “kötülüğün”, olağanüstünün ve gündeliğin içinden hep sevinç kuşlarını havalandıran bir yazar, aynı zamanda… Deccal’in Hatırı’nda sevinç kuşları, koma halinin, manyak doktorların, mafyacıların, polisçilik oynayan polislerin, lubunyaların, haris rantiyelerin ve tabii her zaman olduğu gibi, garibanların arasından havalanıyor.

Seni Görmem İmkânsız

Ayşe Burçak, yıllara yayılan yarım kalmış bir aşkın izini sürerken, 1990’larda doğmuş bir kadın ve bir erkeğin büyüme hikâyesini anlatıyor. Seni Görmem İmkânsız, modern zamanın ruhunu yakalayan bir roman... Gençlik aptallıkları,kalp kırıklıkları, özgüvensizlikler yüzünden örülen duvarlar ve kaçırılan fırsatlar...

Daha İyi misin?

Daha İyi misin?, bir savaştan kaçanların, yalnız kalmış ve tüm zamanını sıkıntıyla geçirenlerin, gidenlerin ardından çaresizce bakanların, mücadeleye omuz verenlerin, plazalarının tekdüzeliği içinde kendini var etmeye çalışanların derdine ortak olan öykülere ev sahipliği yapıyor…

Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i

Bir buçuk yüzyıldan fazla zaman önce yayımlanmış bu eserde Marx, 19. yüzyıl ortası Fransası’ndaki sınıf mücadelelerini ve bu politik mücadelelerin bir hükümet darbesiyle sonuçlanışını tahlil eder. Bir toplumu vesayet altına alırken, vasat bir adamın “imparator” pelerini kuşanmasını sağlayan bir darbedir bu.

1 Mayıs Mahallesi
1980 Öncesi Toplumsal Mücadeleler ve Kent

Toplumsal hafızada “12 Eylül 1980 öncesi”nin simgelerinden biridir 1 Mayıs Mahallesi. O yılları devlet otoritesinin acze düştüğü bir terör ve kaos dönemi olarak görenler için, bu olumsuzluğun simgesi. 1960-1980 döneminin siyasal ve toplumsal hareketliliğinde devrimci bir durumun alâmetlerini görenler için ise, bu umudun simgelerinden biri.

Yeni Türkiye’nin Ruhu
Hınç, Tahakküm, Muhtaçlaştırma

Yeni Türkiye’nin Ruhu, tam da bu ihtiyacı tespit eden, “hınç, tahakküm, muhtaçlaştırma” stratejilerinin nasıl işlediğini titizlikle ele alan, Yeni Türkiye’de “yeni” olanı kavramaya aday, kıymetli ve eşsiz bir inceleme.