Gün Benderli, Su Başında Durmuşuz’da anlatmaya çocukluğundan başlıyor, anne babasıyla geçen günlerini, öğrencilik yıllarını bir roman tadında yansıtırken, aynı zamanda dönem İstanbulu’na dair günümüz okurunu şaşırtacak anekdotlar da aktarıyor. Tabii, büyüdükçe mücadelesi de onunla beraber büyüyor. Kendini sol hareketin içerisinde buluyor. Hemen hemen tamamı yurtdışında geçen -geçmek zorunda kalan!- bu mücadelenin içinde Nâzım Hikmet’ten Sertellere, Zeki Baştımar’dan İsmail Bilen’e Türkiye sol tarihinin önemli isimlerine de rastlıyoruz.

“‘Ben,’ diyorum, ‘hepsinin, bütün çocukların her gününü kurtarmak istedim.’ Hafifçe gülüyor kardeşim. Ne demek istediğimi anladı.”

“Pişman mısın?”

“Sorusunda, evet demem olasılığının tedirginliğini sezinliyorum.”

“Hayır, pişman değilim. Ama herhalde bugünkü aklım ve deneyimim olsaydı bazı şeyleri başka türlü yapardım.”

Bostancı’da, Göztepe’de ve Rıza Bey Apartmanı’nda geçen çocukluk ve ilkgençlik günlerinden, Fransa’ya, Budapeşte’ye, Viyana’ya, Leipzig’e uzanan politik mücadele yılları...

Gün Benderli, Su Başında Durmuşuz’da anlatmaya çocukluğundan başlıyor, anne babasıyla geçen günlerini, öğrencilik yıllarını bir roman tadında yansıtırken, aynı zamanda dönem İstanbulu’na dair günümüz okurunu şaşırtacak anekdotlar da aktarıyor. Tabii, büyüdükçe mücadelesi de onunla beraber büyüyor. Kendini sol hareketin içerisinde buluyor. Hemen hemen tamamı yurtdışında geçen -geçmek zorunda kalan!- bu mücadelenin içinde Nâzım Hikmet’ten Sertellere, Zeki Baştımar’dan İsmail Bilen’e Türkiye sol tarihinin önemli isimlerine de rastlıyoruz.

Kimi zaman zorluklarla boğuşulan ama gelecekten asla umut kesilmemesi ve mücadeleden vazgeçilmemesi inancını yansıtan bir hikâye, kelimenin tam anlamıyla hayat...

1930 yılında İstanbul’da doğdu. 1940’lı yılların sonunda sol hareketlere, Nâzım Hikmet’in hapisten kurtarılması için yapılan gösteri ve faaliyetlere aktif olarak katıldığı için özgürlüklerin kısıtlı olduğu Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldı. Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde, İstanbul’da başladığı hukuk öğrenimine devam ederken Nâzım Hikmet’in önerisi üzerine Budapeşte Radyosu’nun yeni başlayan Türkçe yayınlarında çalışmak için 1950’li yılların başlarında Macaristan’a geldi. O zamandan beri araya giren kısa kesintilerin dışında Macaristan’da yaşıyor. Radyoda Türkçe yayınlara son verilmesinden sonra Macar yazın hayatının önemli isimlerini Türk okurlara tanıtmak üzere edebi çevirilere başladı. İlk çevirdiği eser olan Madách Imre’nin İnsanın Trajedi’sinden sonra, Esterházy Péter, Nádas Péter, Krasznahorkai László, Kertész Imre, Grecsó Krisztian, Rubin Szilárd, Spiró György, Dragomán György ve Tóth Krisztina’nın Türkiye’de tanınmasına, sevilmesine katkıda bulundu. Anılarını kaleme aldığı Su Başında Durmuşuz adlı kitabı Belge Yayınları tarafından 2003’te, Sofralar ve Anılar isimli kitabı ise Sözcükler Yayınları tarafından 2013’te yayımlandı. Ayrıca ilk kapsamlı Macarca-Türkçe ve Türkçe-Macarca sözlükleri hazırlayan dört kişilik ekipte yer aldı.

Kitabın Adı Su Başında Durmuşuz
ISBN 9789750532610
Kapak Gün Benderli Arşivi
Yayın No İletişim - 3120
Dizi Anı - 91
Alan Çağdaş Türkiye Edebiyatı
Sayfa 408 sayfa
En 130 mm
Boy 195 mm
Perakende Satış Fiyatı 70,00 TL
Baskı 1. baskı - Ocak 2022
Yazar Gün Benderli
Editör Emre Bayın
Dizi Kapak Tasarımı Utku Lomlu
Kapak Suat Aysu
Uygulama Hüsnü Abbas
Düzelti Remzi Abbas
Baskı Sena Ofset
Cilt Güven Mücellit