Yeni Çıkan Kitaplar

Lojman

“Karnımızdan, gövdemizden aşıp hayata bulaşan bir şey var! Renkli, parlak, akışkan, her yere girebilen bir şey. Kulaklarımızı çınlatan dedikodular yok, sürüp giden uğultular var. Fırtınaların biriktirdiği kum tepeleri, çöl çiçekleri ve satranç... Bunlar yok. Tuvaletler var, sidikler, cam güzelleri, kemirgenler, kazıcılar, didikleyenler, salınanlar, cıva var. Kalbim yok, gırtlağım var. Fizik yok, alegori var. Ritim yok, atış var. Hap var, satanik bir kavga var. Silahlı kumpas var. Patlayan tabanlar, düğünler ve elektro bağlama var. Biz yokuz, tolerans var, mezarlıklar var. Sayfalar, ulu camiler, gözeler yok. Cyberpunk var, pornpolitik var, hicret var. Sıcak su kabarcıkları, volkanik, tektonik kayaçlar yok. Düğümlenmeler, acılı serumlar, metan gazı ve sitrik asit yok. İslimler ve kükürt var. Kayısı kasaları, yarılmış yanaklar, soğuk iklim, miraç ve torso var. Alışmak, tutmak, yapışmak var. Emmek var. Fibula var, tibia yok, skapula yok! Una batırılmış incirler, sütü yara yapan bitkiler, kaşınan cilt, kokulu mendiller, tuvalet küfürleri, unutmak var.”

Zaman Kaybından Ölen Kadının Hikâyesi

Zaman Kaybından Ölen Kadının Hikâyesi’nde Ali İpek, çocukluğunda başına gelen trajik bir olayın travmasını ömür boyu yaşayan, gerçek ile sanrı arasındaki sınırda kaybolan, üzerindeki baskılardan ve yakasını bırakmayan yalnızlığından usanıp kendine hayalî bir eş yaratan Saniye Hanım’ın gizemle örülü hüzünlü hikâyesini anlatıyor. Baykuşlar gerçekten uğursuzluk getirirler mi?

Sus

Hande Ortaç, Sus’ta dijital zorbalığın karanlık ve hınç dolu odalarından kadınların görünmez kılınan hayatlarına sarsıcı bir köprü kurarken, günümüz Türkiyesi’nin nefes alış verişini, klavye tıkırtılarını her satırda hissettiriyor.

Yabancılaşma
Toplumsal-Felsefi Bir Sorunun Güncelliği Üzerine

Rahel Jaeggi bu kitapta, “modası geçmiş” muamelesi gören yabancılaşma kavramını yenileyerek canlandırmaya çalışıyor. Bunun için Heidegger’in ve Marx’ın düşünce çizgisinde yabancılaşma teorisinin izini sürüyor. Devamında, çağdaş sosyal teorinin, yabancılaşma teorisini mayalamaya elveren bulgularını kolaçan ediyor. İnsanın yapıp ettiklerini sahiplenmesi, kendini sahiplenmesi, dünyayı sahiplenmesi, anlamlı bir yaşamın anahtarı değil midir? Yabancılaşma, o kayıp anahtarı bulma yolunda bir felsefi düşünme çabası...

En Uzun Yolculuk

E.M. Forster, erken dönem eserlerinden En Uzun Yolculuk’ta bireyin tercihleriyle toplumsal beklentiler arasındaki çatışmayı ele alıyor.

Ripley ve Peşindeki Çocuk

Tom Ripley, geçmişini ustalıkla silmiş, yeni ve sakin bir hayat kurmuşken, esrarengiz bir delikanlının kendisini izlediğini fark eder. Kısa sürede onun, zengin ailesinden kaçmış Amerikalı bir genç olduğunu anlar. İçine kapanık biri gibi görünen bu genç aslında onun kimliğine, cesaretine ve karanlık özgürlüğüne tutunmaya çalışan saplantılı birdir. Ve Ripley bu sefer avcı değil, vicdan ile hayatta kalma içgüdüsü arasında sıkışmış bir rehber olacaktır.

Amerikan İç Savaşı'nın Kısa Tarihi

Christopher Anderson, Amerikan İç Savaşı’nın Kısa Tarihi’nde bizi İç Savaş’ın tozlu yollarında huzursuz edici bir yolculuğa çıkarıyor. Amerikan Devrimi’nin “evlatlarını” birbirine düşüren sebepleri Güney’den bir bakışla yorumlarken, bizi ABD siyasetine ve toplumuna dair bugün bildiklerimizi yeniden gözden geçirmeye davet ediyor.

Demokrasi, Sınıf, Halkçılık, Sosyalizm (1933-1951)

Demokrasi, Sınıf, Halkçılık, Sosyalizm (1933-1951), Türkiye’de sosyalist akımın özgün öncülerinden Esat Âdil’in 1933’ten 1951’e uzanan düşünsel üretiminden bir seçkidir. Esat Âdil’in özgünlüğü, öncelikle, sosyalist harekette ilk kez Türkiye Komünist Partisi (TKP) geleneği dışında bir yol açmasında yatar. 1946 yılında kurduğu Türkiye Sosyalist Partisi’yle (TSP) bu yolu açmaya çalışmıştı. Yerel eşraftan gelen, iyi eğitim görmüş bir “güzide” olarak, “halkın en aşağı ve en yukarı tabakaları arasında başka hiçbir memlekette olmadığı kadar feci ve bariz bir duyuş ve yaşayış farkı” bulunmasından mustaripti, sınıfsal eşitsizliği bir insanlık sorunu olarak yüreğinde hissediyordu. Bütün içtenliğiyle, “halkçı” idi. Bu kitap, Türkiye sosyalizminin kadri bilinmemiş bir şahsiyetine saygı duruşudur.

Geçmişle Diyaloglar
Arkeolojiyi Yeniden Düşünmek

Arkeoloji, geçmişi çoğu zaman sessiz, tamamlanmış ve nesnel bir alan olarak sunar. Oysa geçmiş, bugünün bilgi rejimleri, siyasal tercihleri ve etik sınırları içinde tekrar tekrar oluşturulur. Geçmişle Diyaloglar-Arkeolojiyi Yeniden Düşünmek’te Güneş Duru, arkeolojiyi tam da geçmişle kurulan bu karmaşık ilişkinin düşünsel ve politik bir pratiği olarak ele alıyor.

Spiritüellik

Lionel Obadia, tarihsel akışı içinde farklı toplumlarda ortaya çıkan spiritüel eğilimlerin sosyolojik ve kültürel bir panoramasını sunuyor. Yazar çözümleyici ve eleştirel bir yaklaşımla ele aldığı spiritüelliğin dinsel kökenlerine bakıyor, sonra da modern toplumlardaki yeni spiritüel eğilimleri inceliyor. André Malraux, “21. yüzyıl spiritüel bir yüzyıl olacak ya da [böyle bir yüzyıl] hiç olmayacak” demişti. Spiritüellik bu cümleden esinlenerek yazılmış, spiritüelliğin geçirdiği evrimi sorgulayan, zihin açıcı bir başucu kitabı...

Cinler

Der Spiegel dergisinin son 100 yılda Almanca yazılmış en iyi 100 roman seçkisinde yer alan Cinler özlemlerin, beklentilerin ve hayal kırıklıklarının iç içe geçtiği güçlü bir aile hikâyesi. Her biri farklı duygusal yükler omuzlamış, sırların ve sessizliğin ayırdığı altı kişilik bir aile. Emine, Hüseyin, Sevda, Hakan, Peri ve Ümit’i birleştiren tek şey, belki de birbirleri tarafından anlaşılma ihtiyacı. Aile olmak, biraz da bu demek değil mi zaten? Fatma Aydemir gerilim ile şefkati şiirsel bir üslupla buluştururken, akıllardan ve kalplerden silinmeyecek bir büyük romana imza atıyor.

Kırkikindiler Bittiğinde

Kırkikindiler Bittiğinde, sevgiye aç bir adamın umarsız yalnızlığının, hüsranla biten aşklarının, babasıyla bir ömür süren husumetinin, edebiyata olan tutkusunun, evini paylaştığı kedilerinin anlatıldığı, yükte hafif pahada ağır bir roman.

Mualla

Günay Çetao Kızılırmak, bir yasın izini sürerken hayat ile ölüm arasındaki çizginin ne kadar silik olduğunu hatırlatıyor. Kahramanımız, ölüme bir başlangıç ya da bir son anlamı yüklemeden; ablası Mualla’nın çocukluk, gençlik ve evlilik yıllarını, koşar adım intihara sürüklendiği günleri ve ardından tutulan yasın ağır zamanlarını, bir bütünün parçaları gibi görüp yan yana getiriyor. Hissetmenin de anlamak kadar önemli olduğunun her an farkında... Bir rüyanın, bir hayalin adı Mualla.

Dersim Kırımı Envanteri
Dokuz Örnek Vaka ve Mekân

Dersim’de 1937-1938’de yaşanan, resmî tarihin “isyan”, yerel hafızanın “Tertele” olarak adlandırdığı büyük toplumsal travmanın küçük bir bilançosunu ortaya seriyor Dersim Kırımı Envanteri. Yaşananları dokuz örnek vaka ve mekân üzerinden ele alan kitap, genellemeci yaklaşımların, afaki bilgilerin ve hamasi söylemlerin ötesine geçmeyi hedefleyerek Dersim ’38 çalışmalarındaki somut ve spesifik bilgilere dayalı envanter çalışmalarının eksikliğini bir nebze olsun gidermeyi amaçlıyor. Bülent Bilmez ve Cemal Taş, “mikro tarihe”, olay mahalline, mağdurlara ve saha araştırmalarına dayalı “somut olgusal bilgi”yle Dersim’de yaşananlara dair güvenilir bir zemin inşa ediyorlar.

Beyaz Toros
Faili Belli Devlet Cinayetleri

Beyaz Toros, cezasızlığın sistemleşmesini anlatan bir kitap. Yargısız infazların, işkencelerin, kaybetmelerin, kısaca bizzat devlet tarafından kanun dışına çıkılmasının kurallaştığı ve “hak etmişlerdir” kuşkusunun topluma aşılanmasıyla meşrulaştırıldığı bir sistematik, bu. Gökçer Tahincioğlu, bu uğursuz sistematiğin sicil kaydını tutuyor.

Bir Dönüm Noktası Olarak
Tutunamayanlar ve Oğuz Atay

Tutunamayanlar ve Oğuz Atay “Tutunamayanlar üzerine yeni ne söylenebilir?” sorusuna kuvvetli bir cevap verirken, bir yandan da romanın “taze” okurlarına yol gösteriyor, bu büyük romanın edebiyatımızdaki yerini ikna edici bir biçimde ortaya koyuyor.

Grev Kırıcılar

Grev, isçilerin sınıf mücadelesindeki en etkili araçlarından biri. Grev kırıcılık, sermayenin bu aracı etkisizleştirmek için başvurduğu “haince” bir yol... Aykut Günel Grev Kırıcılar’da, dünyada ve Türkiye’de grev kırıcılığının tarihini ve toplumsal gerçekliğini irdeliyor. İşçi casusluğundan, grev kırıcı özel örgütlerden, kara listelerle yaratılan tehditlere, tabii ki şiddet kullanmaktan, sarı sendikalara ve kâğıt üzerindeki “hayalet sendikalara”, çeşit çeşit yöntemlerin, taktiklerin kullanılageldiğini görüyoruz. İşçilerin grev kırıcılara karşı geliştirdiği taktikleri de görüyoruz. Kitap, 2000’lerin iki önemli deneyimi olan Türk Telekom ve Türk Hava Yolları grevleri örneğinde, grev kırıcılığı pratiğini bütün yönleriyle masaya yatırıyor.

Halk Adamı
Muharrem Düzova (Necdet) ile 1970’lerde Devrimci Mücadele

Muharrem Düzova’nın hikâyesi: Malatya’da Kürt Atma aşiretinden çıkıp, Malatya’da esnaflık ederken devrimci harekete katılan, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra kırlarda direniş örgütlemeye çalışan bir hayatın hikâyesi. Hamit Fendoğlu’nun (Hamido) katledilmesine bağlanan bir dizi provokasyonla Malatya’nın sağcılaştırılma sürecine birinci elden tanıklık ediyor Düzova... 12 Eylül sonrası kırda hayatta kalma mücadelesine ve hareketin “derlenip toparlanması” için bir işaret beklerken yaşananlara tanıklık ediyor. Bu tanıklığa, Mahmut Memduh Uyan da hatırladıkları ve yorumlarıyla eşlik ediyor. Kitabın adı, Halk Adamı. “Okumuşlardan” değil halktan bir devrimci olmanın sıfatı ve sürekli “halkı koruma” endişesi güden, halkı anlamayı ve halkla “anlaşmayı” hep çok önemseyen bir siyaset tarzının ifadesi...

Anakonda ve Diğer Öyküler

Latin Amerika edebiyatının en büyük öykücülerinden biri sayılan Horacio Quiroga, tropikal dünyanın karanlık yanlarını anlatıyor Anakonda ve Diğer Öyküler’de.

Yas Psikolojisi
Sevilen Bir Yakının Ölümüyle Baş Etmek

Psikiyatrist Alain Sauteraud psikoloji alanındaki güncel çalışmalara ve çok sayıda klinik vakaya dayanarak yas deneyimini masaya yatırıyor. Bu zor olduğu kadar kaçınılmaz da olan yaşantının kronolojik seyrini ve belirtilerini tanımlarken onu aşarak kendi hayat yoluna devam etmenin ipuçlarını veriyor.

O Sene: 1975-76
Trab­zon­spor’un İlk Şampiyonluğunun Hikâyesi

Trabzonspor, 1976-1984 arasındaki 9 yılın 6’sını şampiyon bitirdi. Bordo-mavili taraftarlar ondan sonra, uzun yıllar defalarca “o sene bu sene” diye ümitleneceklerdi. Bu kitapta Hakan Kulaçoğlu, 50. yıldönümünde, ilk şampiyonluk sezonunu anlatıyor. O Sene: 1975-76, basitçe bir futbol sezonunun hikâyesi değil. Hem tümüyle spor âlemine bir kuşbakışı... Hem de tümüyle bir yılın panoraması... Milliyetçi Cephe hükümetinden CHP ve Ecevit’in muhalefetine, öğrenci olaylarına, gündelik hayattan sinemaya, magazine bir “zamanın ruhu” anlatısı.

Uhuvvet

Bir kadın tarafından yazılmış ilk Türkçe romanlardan biri olan Uhuvvet, Selma Rıza’nın el yazısı metninden çevrilerek ilk defa orijinal haliyle okurlarla buluşuyor. Tanzimat’tan II. Abdülhamid devrine uzanan dönemde, bir Osmanlı ailesinin iç çatlaklarını, kadınların sessizleştirilen hayatlarını ve adalet arayışını büyük bir anlatı ustalığıyla gözler önüne serdiği Uhuvvet’te Selma Rıza, iktidar ve tahakküm karşısında eşitlikçi bir aile idealini savunurken; bireysel kaderlerle toplumsal dönüşümü iç içe geçirir. Aynı zamanda, Osmanlı toplumunun değişen sosyal coğrafyasını İstanbul’dan Beyrut’a, Paris’ten yeniden İstanbul’a uzanan bir hat üzerinde de resmeden roman, kadın bakışının edebiyatımıza erken ve kararlı bir müdahalesidir.

Bir İntihar Çok Ölüm

Esra Kahya, kambur bir kadının intiharı sonrasında ortaya saçılan sırlarla sarsılan “acayip” bir ailenin trajikomik hikâyesini anlatırken, kendine özgü üslubunun tüm zenginliklerini sergiliyor.

Baksan Herkes İyi

Baksan Herkes İyi’de, 1990’lı yıllarda, zamanın ağır adımlarla ilerlediği, herkesin birbirini tanıdığı ama kimsenin birbirini gerçekten görmediği bir nahiyede sessizliğin yerini gittikçe artan uğultular almaya başlıyor. Hırs, intikam, öfke, bir çember olup etrafı sarıyor ve sonunda bir okul müdürü, bir jandarma komutanı ve hırslı bir müteahhitin yolları, telafisi imkânsız bir trajedide kesişiyor. Özgür Çırak, taşranın puslu havasında yankılanan sarsıcı bir insan panoraması sunuyor.