Yeni Çıkan Kitaplar

Katalonya'ya Bin Selam

Katalonya’ya Bin Selam, George Orwell’in sonraki büyük eserlerinde daha da keskinleşecek olan hakikat, iktidar, propaganda ve özgürlük meselelerinin ilk büyük sahnesidir.

“Öfkeli Genç Türkler”
Türkiye'de Seküler Milliyetçilik

“Öfkeli Genç Türkler”, yeni milliyetçiliğin İYİ Parti, Zafer Partisi ve başka kurumsal mecralarla etkileşimine de göz atıyor. Ayrıca, göçmen karşıtı kampanyalardan Saraçhane direnişine, bu akımın eylemlilik içinde kendini nasıl ifade ettiğine bakıyor.

Türkiye'de Felaketlerin Politikası
Enformel Toplumsal Sözleşmeler ve Popülizm

Erhan Özşeker ve Toygar Sinan Baykan, Türkiye’de Felaketlerin Politikası’nda, yüzlerce cana mal olan faciaları masaya yatırıyorlar: Şubat 2023 depreminin genel felaket tablosu ve tek tek skandal vakalar, Marmara ve Karadeniz sel baskınları, Aladağ öğrenci yurdu, Beşiktaş gece kulübü ve Kartalkaya otel yangınları, Pamukova ve Çorlu tren “kazaları”, iş cinayetleri, iş katliamları, Soma maden faciası...

Liberal Faşizmler

Slavoj Žižek Liberal Faşizmler’de Trump’ın ikinci başkanlık dönemini yalnızca otoriterliğin ya da bildiğimiz anlamda faşizmin geri dönüşü olarak görmenin yetersiz olduğunu savunuyor. Ona göre karşımızda daha tuhaf bir bileşim var: Devletin denetim ve baskı araçlarını genişletirken piyasayı, şirketleri ve yeni dijital oligarkları her türlü sınırlamadan kurtarmayı vaat eden bir “liberal faşizm”. Bu çelişkinin izini Trump’ın ABD’sinden Putin’in Rusyası’na, Modi’nin Hindistanı’ndan Avrupa’ya, Çin’e ve Ortadoğu’ya kadar süren Žižek, Gazze’deki yıkımdan yapay zekâya, “de-kolonizasyon” tartışmalarından yeni sağ popülizme, Peter Thiel ve Palantir’in temsil ettiği tekno-feodal dünyadan solun kendi açmazlarına uzanan geniş bir siyasi manzara sunuyor.

İkinci Yeni'den Sonra
Kanon Mücadelesi

Kanon Mücadelesi, 1960’tan 1990’lara uzanan nispeten kısa bir döneme odaklansa da ayrıntıları öne çıkararak Melih Cevdet Anday, Halkın Dostları, Cahit Zarifoğlu ve Turgut Uyar’a açılan hayli uzun bir yolun menzillerinde tek tek duruyor. Yöntemi, odaklandığı dönemin tarihsel etkilerini sunması, ayrıntıları ele alış biçimiyle görünenin ardındaki niyetlere ve endişelere işaret ederek farklı bir edebiyat tarihi anlatıyor.

Kıyısında

Gülhan Davarcı, Kıyısında'da ufak bir çocuğu aradıkları gibi, kendilerini, varoluş sebeplerini, geçmişlerini ve bugünlerini, keskin çizgilerle kurdukları dünyalarındaki amaçlarını da arayan insanların hikâyesini anlatırken, duyguların zamanla, zamanın hayatla yarıştığı unutulmaz üç gün resmediyor.

Lagom

Gül Gölge, dışarıdan bakıldığında imrenilecek derecede sorunsuz hayatlar yaşıyorlarmış gibi görünen iki eski sevgilinin yıllar sonra beklenmedik bir iş görüşmesinde karşılaşmalarıyla başlayan uyanışlarını ve kendilerini özgürleştirme çabalarını anlatıyor. Bir yanda Deha, Itır; bir yanda onların birbirlerinden uzak kaldığı zamanlarında hayatlarına kattıkları Demir, Nevra ve diğerleri... Vazgeçişler, var sanılanın yok olduğunu hissedişler, boşluğa düşüşler, hüzünler...

Derbederin El Kitabı

Emrah Serbes’in Derbeder’i ezeli ve ebedi soruların peşinde dolanıyor… Verdiği cevaplarla soruları çoğaltıyor...

Aleviliğin Son Yüzyılı

Yalçın Çakmak’ın derlediği Aleviliğin Son Yüzyılı bu kapsamdaki soruların peşine düşerek Alevilik açısından güncelliğini koruyan konulara, sorulara dair tartışmalara farklı yönleriyle cevaplar ve yorumlar geliştiriyor.

Erken Modern Osmanlılarda İnançsızlığın Tarih Öncesi
Kutsala Sövgü, İlhâd ve Tanrıbilmezler

Erkin Özdemir, Erken Modern Osmanlılarda İnançsızlığın Tarih Öncesi: Kutsala Sövgü, İlhåd ve Tanrıbilmezler kitabında ağırlıkla 16.-17. yüzyıllara denk düşen mühimme defterleri ve kadı sicilleri gibi arşiv belgelerine ve farklı "metinlere" dayanarak Osmanlılarda mülhidlik olgusunu incelemeye koyuluyor.

Devrimin Çelişkileri
Aykut Kansu’ya Armağan

Devrimin Çelişkileri’ndeki yazılar, 1908 ve 1923’ü değişik cepheleriyle ele alıyor. 1908 Devrimi’nin, Osmanlı ülkesinin farklı coğrafyalarında ve farklı sınıfsal-toplumsal tabanlarında nasıl yaşandığını gözlüyor. 1908’den 1923 sonrasına, kırdaki sınıf mücadelelerinin seyrine göz atıyor. 1923’ün anayasal değişim ve demokrasi sorununu tekrar düşünüyor. Milliyetçi, liberal, sosyalist, Kemalist, devletçi, korporatist yönelimleri ve bunların farklı yorumlarını gözden geçiriyor.

Partiler ve Patronlar
Esenyurt'ta Siyaset

Popülizm ve klientalizm üzerinden siyasal parti evreninin gerçekliğine etnografik bir hassasiyetle ışık tutan Partiler ve Patronlar, Esenyurt vakasıyla Türkiye’nin dününü, bugününü ve yarınını daha derinlikli görebilmemize de yardımcı oluyor ve dünyadan örneklerle paralellikler de kuruyor.

Deneyim Toplumunda Hayatta Kalmak
Öznelliğin Ötesinde Yaşam

Özgün üslubuyla dünya çapında geniş okur kitlesine kavuşan felsefeci ve psikolog Svend Brinkmann, bu kısa ama etkili kitabında her şeyi kişisel deneyime endeksleyen bakış açısının etik ve psikolojik sonuçlarını araştırıyor. Hayatı psikolojikleştirmenin tehlikelerine dikkat çeken yazar, bireylerle dünyanın arasına deneyim katmanları koymanın nasıl ahlâki fakirleşme ve dünyaya yabancılaşma riskine kapı araladığını gösteriyor.

Dünden Bugüne
Fatsa Fikri

Bir yanda 12 Eylül faşizmine karşı alınan ağır yenilginin getirdiği zorluklar, diğer yanda dünya sosyalist sisteminde yaşanan çözülmenin yarattığı boşluk, siyasal mücadelede yaşanan ideolojik kriz ve yol ayrılıkları, el yordamıyla oluşturulan siyasal girişimlerin başarıları ve zaafları... Naci Sönmez, inatla sürdürülen sosyalizm mücadelesi içinde kendi yaşadıklarını, gördüklerini ve duyduklarını da aktarıyor. Bu kitap, Fatsa’nın sol geçmişini anlatan gerçek bir fikri takip öyküsüdür.

Mimarlık Yazıları

Mimarlık Yazıları’nın ilk makalesi olan “Mimarlığı Okumak”ta Ali Artun mimarlık ve dil ilişkilerinin tarihini ele alıyor. İlk mimarlık anıtı olduğu kabul edilen Göbeklitepe’yle ilgili sonraki yazı, mimarlığın kozmik kökeni, cevheri üzerine.

Bizum Rize

Karadeniz’in doğu ucunda, yüzölçümü ve nüfusu küçük fakat memleketteki etkisi büyük bir diyar: Rize. Bizum Rize’de, Rizeliler, Rize’nin değişik yüzlerini anlatıyor. Rize ve Rizeliler hakkındaki klişelerin de ötesine geçerek...

Notre-Dame'ın Kamburu

Notre-Dame’ın Kamburu aşkı, tutkuyu ve toplumsal adaletsizliği 15. yüzyıl Parisi’nin görkemli ve karanlık atmosferi içinde anlatan bir Victor Hugo klasiği. Güzelliğiyle kalabalıkları büyüleyen Esmeralda, toplumun dışına itilmiş kambur zangoç Quasimodo, arzularıyla inançları arasında sıkışan Claude Frollo ve bütün bu hayatları kuşatan Notre-Dame Katedrali ile Victor Hugo, 15. yüzyıl Parisi’ni insan ruhunun karanlık ve kırılgan yanlarının sahnesi olarak kullanır. Romanın merkezinde neredeyse yaşayan bir varlığa dönüşen Notre- Dame Katedrali, Paris’in hafızasına, korkuları ve arzularına sessizce eşlik eden büyük bir tanık haline gelir. Güzellik-çirkinlik, merhamet-zulüm, aşk-saplantı arasındaki sınırları yoklayan Notre-Dame’ın Kamburu, bugün de insanın insana bakışını sorgulatan bir şaheser.

Belgrad Günlüğü

Belgrad Günlüğü’nde İvo Andriç’in insanların kaderlerine, aile düzenlerine ve tarihin görünmez basıncına benzersiz bir dikkatle eğilen hikâyeleri yer alıyor.

Önce Dağlar Kar Tutacak

Semih Öztürk, 2018 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne değer görülen kitabı Önce Dağlar Kar Tutacak’ta hastane odalarında son günlerini doldurmaya çalışanların, gecenin kör karanlığında geçmişiyle hesaplaşma derdine düşenlerin, karın ve çamurun altında ezilen isimsiz kahramanların, gürültü patırtı kopartmadan hayattan sessizce vazgeçenlerin hikâyelerini anlatıyor. Geçip giden günlerin kıyısında köşesinde kalmış insanların iç dünyalarını tüm çıplaklığıyla görebileceğimiz gerçekçi pencereler açan öyküler, geçmek bilmeyen zamanın etrafında süzülerek gözden kayboluyor.

Cumhuriyet'i Fotoğraflamak
Erken Cumhuriyet Dönemi Fotoğraf Sanatı

“Cumhuriyet kendini nasıl görünür kıldı?” sorusunun peşine düşen İsmet Meltem Çetinkök Afşar, Cumhuriyet’i Fotoğraflamak’ta yeni bir devletin kuruluş sürecinde, Cumhuriyet ideallerinin ve anlatısının oluşturulmasında fotoğrafın üstlendiği rolü ele alıyor. Bunu yaparken fotoğrafın nasıl araçsallaştırıldığı konusuna geniş bir perspektiften bakarak bellek ve ideoloji kavramlarını kültür, sanat ve kitle iletişimiyle ilişkileri çerçevesinde değerlendiriyor.

Osmanlı Düzeninin Dönüşümü
17. Yüzyılda Buhran ve Değişim

Ali Fuat Bilkan, Osmanlı Düzeninin Dönüşümü: 17. Yüzyılda Buhran ve Değişim kitabında bunalım dönemi “literatürüne” odaklanıyor ve sarayın nimetlerinden kovulmuş, merkeze hem fiziken hem de zihnen uzak kalmış sanatçıların eleştirilerini düzenden duyulan rahatsızlığın ve toplum kanaatinin ipuçları olarak ele alıyor.

Mehmet Mithat Bey'in Münasebetsiz Tarihi

Arda Ekşigil, Mehmet Mithat Bey’in Münasebetsiz Tarihi’nde, sıradan, ama o kadar da sıradan olmayan bir hayatı, şahsiyetin her katmanını soyarak anlatıyor. Bu hayatın fonunda, Milli Mücadele’nin belirsizlikleri ve kararsız dengeleri var, erken Cumhuriyet’in serencamı var; kurucu elitin iç âlemi ve dönemin ekonomi politik manzarası var. Roman lezzeti veren bir mikro-tarih çalışması...

Çocuk Neden Mısır Unu Lapasında Pişer

Çocuk Neden Mısır Unu Lapasında Pişer, alışılmadık, zımba gibi, yumruk gibi bir anlatı... Paramparça bir göçmen hayatı ve bir aile karambolü...

Seni Görmem İmkânsız

Ayşe Burçak, yıllara yayılan yarım kalmış bir aşkın izini sürerken, 1990’larda doğmuş bir kadın ve bir erkeğin büyüme hikâyesini anlatıyor. Seni Görmem İmkânsız, modern zamanın ruhunu yakalayan bir roman... Gençlik aptallıkları,kalp kırıklıkları, özgüvensizlikler yüzünden örülen duvarlar ve kaçırılan fırsatlar...

Daha İyi misin?

Daha İyi misin?, bir savaştan kaçanların, yalnız kalmış ve tüm zamanını sıkıntıyla geçirenlerin, gidenlerin ardından çaresizce bakanların, mücadeleye omuz verenlerin, plazalarının tekdüzeliği içinde kendini var etmeye çalışanların derdine ortak olan öykülere ev sahipliği yapıyor…

Cihan Harbi'ni Yaşamak ve Hatırlamak
Osmanlı Askerlerinin Cephe Hatıraları ve Türkiye'de Birinci Dünya Savaşı Hafızası

Mehmet Beşikçi, Cihan Harbi’ni Yaşamak ve Hatırlamak’ta Birinci Dünya Savaşı tecrübesini askerlere ait otobiyografik kaynaklar üzerinden inceliyor. Cihan Harbi tecrübesi ve askerlerin bu tecrübeyi hatırlama biçimiyle, Türkiye’deki sorunlu resmî ve kolektif Birinci Dünya Savaşı hafızası arasında organik bir ilişki olduğu tespitini yapan kitap, bu ilişkinin analizi için askerî tarihle hafıza çalışmaları alanlarını harmanlayan bir perspektif sunuyor.

Moskova-Ankara-Londra Üçgeninde
İştirakiyuncular, Komünistler ve Paşa Hazretleri

Topu topu bir yıllık bir zaman dilimi: 1920 ilkbaharından, 1921 ilkbaharına kadar... Bu kısa sürede, bu dar zamanda, “Yeni Türkiye”nin iç politik sahnesi, Londra’nın ve Moskova’nın etkileri altında nasıl biçimlendi? Emel Akal’ın kılı kırk yaran araştırması bu soruya ışık tutuyor.

Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i

Bir buçuk yüzyıldan fazla zaman önce yayımlanmış bu eserde Marx, 19. yüzyıl ortası Fransası’ndaki sınıf mücadelelerini ve bu politik mücadelelerin bir hükümet darbesiyle sonuçlanışını tahlil eder. Bir toplumu vesayet altına alırken, vasat bir adamın “imparator” pelerini kuşanmasını sağlayan bir darbedir bu.

1 Mayıs Mahallesi
1980 Öncesi Toplumsal Mücadeleler ve Kent

Toplumsal hafızada “12 Eylül 1980 öncesi”nin simgelerinden biridir 1 Mayıs Mahallesi. O yılları devlet otoritesinin acze düştüğü bir terör ve kaos dönemi olarak görenler için, bu olumsuzluğun simgesi. 1960-1980 döneminin siyasal ve toplumsal hareketliliğinde devrimci bir durumun alâmetlerini görenler için ise, bu umudun simgelerinden biri.

Türkiye'de Yahudi Olmak
Bir Deneyim Sözlüğü

Türkiye’de Yahudi Olmak: Bir Deneyim Sözlüğü Türkiye’de Yahudi olmanın yerleşik ve egemen anlamlarını sorgularken bir yandan da kelimeler, kavramlar, anlar, anılar ve anekdotlarla bu hali anlamlandırmayı amaçlıyor.

Yeni Türkiye’nin Ruhu
Hınç, Tahakküm, Muhtaçlaştırma

Yeni Türkiye’nin Ruhu, tam da bu ihtiyacı tespit eden, “hınç, tahakküm, muhtaçlaştırma” stratejilerinin nasıl işlediğini titizlikle ele alan, Yeni Türkiye’de “yeni” olanı kavramaya aday, kıymetli ve eşsiz bir inceleme.

Osmanlı İmparatorluğu'nun Son Döneminde Lazlar (1877-1923)

İrfan Çağatay Aleksiva, Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Lazlar 1877-1923 başlıklı çalışmasıyla, Osmanlı İmparatorluğu’nu konu edinen tarihyazımında oldukça eksik bırakılmış bir alan olan Lazlar ve Lazistan üzerine detaylı bir inceleme sunuyor. Dönemin gazete ve arşivlerinden yararlanan Çağatay Aleksiva, Lazistan’ın 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda bölünmesinin canlandırdığı Laz hareketinin evrimini, Laz aydınlarının ortaya çıkışı, cemiyet ve derneklerinin kuruluşu üzerinden takip ediyor.

Fötr Şapkalı Şıh
Cumhuriyet Sekülerleşmesi ve Taşra

Fötr Şapkalı Şıh, devlet-toplum ilişkilerine taşradan bakmanın analitik olanaklarını ortaya koyması bakımından da önemli. Taşrayı tamamen tabî konumda, taşradaki aktörleri tamamen pasif ve güçsüz olarak tasavvur etmenin yanlışlığını gösteriyor. Keza, sekülerleşme bağlamının dışında, genel olarak, popüler gündelik direniş stratejilerine dair değerli bir malzeme sunuyor.

Yüzbaşının Kızı

Yüzbaşının Kızı, modern Rus edebiyatının kurucu figürlerinden Puşkin’in belgesel gerçekçilik konusundaki mahareti ile kişisel öykülere açılan hayal gücü zenginliğini benzersiz bir şekilde birleştiren, eşine az rastlanır bir tarihsel roman.

İnci

İnci bir yandan yalınlığıyla, diğer yandan ahlâki meseleleri cesurca irdelemesiyle John Steinbeck külliyatının en özgün parçalarından biri.

Mehmet Mithat Bey'in Münasebetsiz Tarihi

Arda Ekşigil, Mehmet Mithat Bey’in Münasebetsiz Tarihi’nde, sıradan, ama o kadar da sıradan olmayan bir hayatı, şahsiyetin her katmanını soyarak anlatıyor. Bu hayatın fonunda, Milli Mücadele’nin belirsizlikleri ve kararsız dengeleri var, erken Cumhuriyet’in serencamı var; kurucu elitin iç âlemi ve dönemin ekonomi politik manzarası var. Roman lezzeti veren bir mikro-tarih çalışması...

Bir “Hürriyet” Hikâyesi
Çok-Partili Dönemde Özgürlükçü Bir Siyaset Girişimi (1955-1958)

Ertuğrul Günay, Bir “Hürriyet” Hikâyesi’nde Hürriyet Partisi etrafında uzun soluklu olamayan bu “hürriyetçi” çıkışın nedenlerini ve sonuçlarını irdeleyip Türkiye’nin demokrasi yolculuğundaki aksaklıklara ve hâlâ çözüm bekleyen temel problemlerine bakarken, aynı zamanda 50’li yıllara panoramik bir bakış sunuyor. Hürriyet meşalesinin neden süreklilik taşıyamadığına dair titiz bir inceleme yapıyor.

Âdâb-ı Taâm
Osmanlıca Âdâb-ı Muâşeret Kitaplarında Sofra ve Yemek

Âdâb-ı Taâm, 1890-1927 yılları arasında yayımlanmış, belirlenebilen bütün Osmanlıca görgü kuralları kitaplarından yeme, içme ve sofra adabına ilişkin metinlerin yer aldığı kapsamlı bir seçki: Eş dost yemeğe nasıl davet edilir; masada kim, kimin yanına oturur; yemek nasıl dağıtılır; ziyafet düzenlemenin incelikleri nelerdir; aile arasındaki yemeklerde, kahvaltılarda nasıl hareket etmek gerekir; Avrupaî usulde yemek nasıl yenir; yemek davetleri için nasıl giyinmek gerekir…

Yoldan Çıkmış Simalar

Yoldan Çıkmış Simalar okuru kenarda köşede kalmış gözüken ama özellikle bir döneme, birçok insanın hayatına damga vurmuş, müzik zevki aşılamış, toplumun kendilerine biçtiği rolü kabul etmeyen, “nevi şahsına münhasır” bu insanların arasında dolaştırıyor. Öte yandan alttan alta da memleket müzik tarihinin, bilhassa rock ve türlerinin seyrine de ışık tutuyor.

İstanbul İstanbul

Burhan Sönmez, acının ve her şeye rağmen umudun yörüngesinde dönen bir kenti, büyük bir romanla yeniden yaratıyor.

Bu Hikâye Senden Uzun Osman

Aylin Balboa’nın kendine has kaleminden, bir kadının kendi kendini tamir etmesinin hikâyesi.

Prens ile Dilenci

Mark Twain, Tom Canty ile Edward Tudor’un bir anda birbiriyle kesişen ve karmaşıklaşan serüvenlerini anlatıyor ünlü romanı Prens ile Dilenci’de.

Mualla

Günay Çetao Kızılırmak, bir yasın izini sürerken hayat ile ölüm arasındaki çizginin ne kadar silik olduğunu hatırlatıyor. Kahramanımız, ölüme bir başlangıç ya da bir son anlamı yüklemeden; ablası Mualla’nın çocukluk, gençlik ve evlilik yıllarını, koşar adım intihara sürüklendiği günleri ve ardından tutulan yasın ağır zamanlarını, bir bütünün parçaları gibi görüp yan yana getiriyor. Hissetmenin de anlamak kadar önemli olduğunun her an farkında... Bir rüyanın, bir hayalin adı Mualla.

Apartman Boşluğu

Huzursuz biri var karşımızda… Orta sınıftan, eğitimli, eski reklamcı, uzayıp kısalmayan bir cover grupta şarkılar söyleyen Arif… Beste yapmak için daha sessiz bulduğu yeni evine kapandığında kendini sıfırlamaya karar veriyor… Başka bir hayatı olsun istiyor, anlamlı ve yaratıcı olduğu yeni bir şeyler yaşamayı aklına koyuyor.

Annem Belkıs
Gözden Geçirilmiş ve Genişletilmiş Baskı

Gündüz Vassaf’ın kalemiyle annesinin hikâyesi. Öksüz bir Rumeli kızının Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarında başlayan hayatı bize gündelik yaşantının unutulmuş pek çok ayrıntısını tanıtarak bilinmeyen evlere misafir ediyor.

Herkesi Memnun Etme Çabası
Uyum Tuzağından Kurtulma ve Vicdan Azabını Geride Bırakma Kılavuzu

Psikolog Ulrike Bossmann Herkesi Memnun Etme Çabası’nda, hayatın her alanında ve sürekli olarak başkalarının ihtiyaçlarını önceleyerek yaşamayı şiar edinmiş kişileri inceliyor. Kendi ihtiyaçlarını dile getirmenin bencillik değil sağlıklı ilişkilerin olmazsa olmazı olduğunu vurgulayan yazar, okura farkındalığın ve özşefkatin değerini hatırlatıyor.

Türkiye, İslam ve Sekülarizm

Dinin toplumsal hayatta oynadığı rol, dinî kurumların Cumhuriyet döneminin modernleşme perspektifiyle yaşadığı gerilimli ilişki, toplumbilimleri açısından çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Şerif Mardin’in bu kitapta bir araya getirilen makaleleri, 19. yüzyıldaki siyasal tartışmalardan AKP’ye uzanan gerilim hatlarının siyasal düşüncede ve siyaset sahnesinde nasıl bir rol oynadığını inceliyor.

Mutsuz Olmak
Bir Yüreklendirme

Kitapları dünya çapında on beş dile çevrilen felsefeci ve “mutluluk araştırmacısı” Wilhelm Schmid, Mutsuz Olmak’ta okurları iniş ve çıkışlarıyla hayatı bir bütün olarak kabul etmeye yüreklendirirken, karşılığında doyurucu ve anlamlı bir yaşam vaat ediyor.

Daha İyi misin?

Daha İyi misin?, bir savaştan kaçanların, yalnız kalmış ve tüm zamanını sıkıntıyla geçirenlerin, gidenlerin ardından çaresizce bakanların, mücadeleye omuz verenlerin, plazalarının tekdüzeliği içinde kendini var etmeye çalışanların derdine ortak olan öykülere ev sahipliği yapıyor…

Cihan Harbi'ni Yaşamak ve Hatırlamak
Osmanlı Askerlerinin Cephe Hatıraları ve Türkiye'de Birinci Dünya Savaşı Hafızası

Mehmet Beşikçi, Cihan Harbi’ni Yaşamak ve Hatırlamak’ta Birinci Dünya Savaşı tecrübesini askerlere ait otobiyografik kaynaklar üzerinden inceliyor. Cihan Harbi tecrübesi ve askerlerin bu tecrübeyi hatırlama biçimiyle, Türkiye’deki sorunlu resmî ve kolektif Birinci Dünya Savaşı hafızası arasında organik bir ilişki olduğu tespitini yapan kitap, bu ilişkinin analizi için askerî tarihle hafıza çalışmaları alanlarını harmanlayan bir perspektif sunuyor.

Moskova-Ankara-Londra Üçgeninde
İştirakiyuncular, Komünistler ve Paşa Hazretleri

Topu topu bir yıllık bir zaman dilimi: 1920 ilkbaharından, 1921 ilkbaharına kadar... Bu kısa sürede, bu dar zamanda, “Yeni Türkiye”nin iç politik sahnesi, Londra’nın ve Moskova’nın etkileri altında nasıl biçimlendi? Emel Akal’ın kılı kırk yaran araştırması bu soruya ışık tutuyor.

Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i

Bir buçuk yüzyıldan fazla zaman önce yayımlanmış bu eserde Marx, 19. yüzyıl ortası Fransası’ndaki sınıf mücadelelerini ve bu politik mücadelelerin bir hükümet darbesiyle sonuçlanışını tahlil eder. Bir toplumu vesayet altına alırken, vasat bir adamın “imparator” pelerini kuşanmasını sağlayan bir darbedir bu.

1 Mayıs Mahallesi
1980 Öncesi Toplumsal Mücadeleler ve Kent

Toplumsal hafızada “12 Eylül 1980 öncesi”nin simgelerinden biridir 1 Mayıs Mahallesi. O yılları devlet otoritesinin acze düştüğü bir terör ve kaos dönemi olarak görenler için, bu olumsuzluğun simgesi. 1960-1980 döneminin siyasal ve toplumsal hareketliliğinde devrimci bir durumun alâmetlerini görenler için ise, bu umudun simgelerinden biri.

Türkiye'de Yahudi Olmak
Bir Deneyim Sözlüğü

Türkiye’de Yahudi Olmak: Bir Deneyim Sözlüğü Türkiye’de Yahudi olmanın yerleşik ve egemen anlamlarını sorgularken bir yandan da kelimeler, kavramlar, anlar, anılar ve anekdotlarla bu hali anlamlandırmayı amaçlıyor.

Yeni Türkiye’nin Ruhu
Hınç, Tahakküm, Muhtaçlaştırma

Yeni Türkiye’nin Ruhu, tam da bu ihtiyacı tespit eden, “hınç, tahakküm, muhtaçlaştırma” stratejilerinin nasıl işlediğini titizlikle ele alan, Yeni Türkiye’de “yeni” olanı kavramaya aday, kıymetli ve eşsiz bir inceleme.

Osmanlı İmparatorluğu'nun Son Döneminde Lazlar (1877-1923)

İrfan Çağatay Aleksiva, Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Lazlar 1877-1923 başlıklı çalışmasıyla, Osmanlı İmparatorluğu’nu konu edinen tarihyazımında oldukça eksik bırakılmış bir alan olan Lazlar ve Lazistan üzerine detaylı bir inceleme sunuyor. Dönemin gazete ve arşivlerinden yararlanan Çağatay Aleksiva, Lazistan’ın 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda bölünmesinin canlandırdığı Laz hareketinin evrimini, Laz aydınlarının ortaya çıkışı, cemiyet ve derneklerinin kuruluşu üzerinden takip ediyor.

Fötr Şapkalı Şıh
Cumhuriyet Sekülerleşmesi ve Taşra

Fötr Şapkalı Şıh, devlet-toplum ilişkilerine taşradan bakmanın analitik olanaklarını ortaya koyması bakımından da önemli. Taşrayı tamamen tabî konumda, taşradaki aktörleri tamamen pasif ve güçsüz olarak tasavvur etmenin yanlışlığını gösteriyor. Keza, sekülerleşme bağlamının dışında, genel olarak, popüler gündelik direniş stratejilerine dair değerli bir malzeme sunuyor.

Yüzbaşının Kızı

Yüzbaşının Kızı, modern Rus edebiyatının kurucu figürlerinden Puşkin’in belgesel gerçekçilik konusundaki mahareti ile kişisel öykülere açılan hayal gücü zenginliğini benzersiz bir şekilde birleştiren, eşine az rastlanır bir tarihsel roman.

İnci

İnci bir yandan yalınlığıyla, diğer yandan ahlâki meseleleri cesurca irdelemesiyle John Steinbeck külliyatının en özgün parçalarından biri.

Mehmet Mithat Bey'in Münasebetsiz Tarihi

Arda Ekşigil, Mehmet Mithat Bey’in Münasebetsiz Tarihi’nde, sıradan, ama o kadar da sıradan olmayan bir hayatı, şahsiyetin her katmanını soyarak anlatıyor. Bu hayatın fonunda, Milli Mücadele’nin belirsizlikleri ve kararsız dengeleri var, erken Cumhuriyet’in serencamı var; kurucu elitin iç âlemi ve dönemin ekonomi politik manzarası var. Roman lezzeti veren bir mikro-tarih çalışması...

Bir “Hürriyet” Hikâyesi
Çok-Partili Dönemde Özgürlükçü Bir Siyaset Girişimi (1955-1958)

Ertuğrul Günay, Bir “Hürriyet” Hikâyesi’nde Hürriyet Partisi etrafında uzun soluklu olamayan bu “hürriyetçi” çıkışın nedenlerini ve sonuçlarını irdeleyip Türkiye’nin demokrasi yolculuğundaki aksaklıklara ve hâlâ çözüm bekleyen temel problemlerine bakarken, aynı zamanda 50’li yıllara panoramik bir bakış sunuyor. Hürriyet meşalesinin neden süreklilik taşıyamadığına dair titiz bir inceleme yapıyor.

Âdâb-ı Taâm
Osmanlıca Âdâb-ı Muâşeret Kitaplarında Sofra ve Yemek

Âdâb-ı Taâm, 1890-1927 yılları arasında yayımlanmış, belirlenebilen bütün Osmanlıca görgü kuralları kitaplarından yeme, içme ve sofra adabına ilişkin metinlerin yer aldığı kapsamlı bir seçki: Eş dost yemeğe nasıl davet edilir; masada kim, kimin yanına oturur; yemek nasıl dağıtılır; ziyafet düzenlemenin incelikleri nelerdir; aile arasındaki yemeklerde, kahvaltılarda nasıl hareket etmek gerekir; Avrupaî usulde yemek nasıl yenir; yemek davetleri için nasıl giyinmek gerekir…

Yoldan Çıkmış Simalar

Yoldan Çıkmış Simalar okuru kenarda köşede kalmış gözüken ama özellikle bir döneme, birçok insanın hayatına damga vurmuş, müzik zevki aşılamış, toplumun kendilerine biçtiği rolü kabul etmeyen, “nevi şahsına münhasır” bu insanların arasında dolaştırıyor. Öte yandan alttan alta da memleket müzik tarihinin, bilhassa rock ve türlerinin seyrine de ışık tutuyor.

İstanbul İstanbul

Burhan Sönmez, acının ve her şeye rağmen umudun yörüngesinde dönen bir kenti, büyük bir romanla yeniden yaratıyor.

Bu Hikâye Senden Uzun Osman

Aylin Balboa’nın kendine has kaleminden, bir kadının kendi kendini tamir etmesinin hikâyesi.

Prens ile Dilenci

Mark Twain, Tom Canty ile Edward Tudor’un bir anda birbiriyle kesişen ve karmaşıklaşan serüvenlerini anlatıyor ünlü romanı Prens ile Dilenci’de.

Mualla

Günay Çetao Kızılırmak, bir yasın izini sürerken hayat ile ölüm arasındaki çizginin ne kadar silik olduğunu hatırlatıyor. Kahramanımız, ölüme bir başlangıç ya da bir son anlamı yüklemeden; ablası Mualla’nın çocukluk, gençlik ve evlilik yıllarını, koşar adım intihara sürüklendiği günleri ve ardından tutulan yasın ağır zamanlarını, bir bütünün parçaları gibi görüp yan yana getiriyor. Hissetmenin de anlamak kadar önemli olduğunun her an farkında... Bir rüyanın, bir hayalin adı Mualla.

Apartman Boşluğu

Huzursuz biri var karşımızda… Orta sınıftan, eğitimli, eski reklamcı, uzayıp kısalmayan bir cover grupta şarkılar söyleyen Arif… Beste yapmak için daha sessiz bulduğu yeni evine kapandığında kendini sıfırlamaya karar veriyor… Başka bir hayatı olsun istiyor, anlamlı ve yaratıcı olduğu yeni bir şeyler yaşamayı aklına koyuyor.

Annem Belkıs
Gözden Geçirilmiş ve Genişletilmiş Baskı

Gündüz Vassaf’ın kalemiyle annesinin hikâyesi. Öksüz bir Rumeli kızının Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarında başlayan hayatı bize gündelik yaşantının unutulmuş pek çok ayrıntısını tanıtarak bilinmeyen evlere misafir ediyor.

Herkesi Memnun Etme Çabası
Uyum Tuzağından Kurtulma ve Vicdan Azabını Geride Bırakma Kılavuzu

Psikolog Ulrike Bossmann Herkesi Memnun Etme Çabası’nda, hayatın her alanında ve sürekli olarak başkalarının ihtiyaçlarını önceleyerek yaşamayı şiar edinmiş kişileri inceliyor. Kendi ihtiyaçlarını dile getirmenin bencillik değil sağlıklı ilişkilerin olmazsa olmazı olduğunu vurgulayan yazar, okura farkındalığın ve özşefkatin değerini hatırlatıyor.

Türkiye, İslam ve Sekülarizm

Dinin toplumsal hayatta oynadığı rol, dinî kurumların Cumhuriyet döneminin modernleşme perspektifiyle yaşadığı gerilimli ilişki, toplumbilimleri açısından çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Şerif Mardin’in bu kitapta bir araya getirilen makaleleri, 19. yüzyıldaki siyasal tartışmalardan AKP’ye uzanan gerilim hatlarının siyasal düşüncede ve siyaset sahnesinde nasıl bir rol oynadığını inceliyor.

Mutsuz Olmak
Bir Yüreklendirme

Kitapları dünya çapında on beş dile çevrilen felsefeci ve “mutluluk araştırmacısı” Wilhelm Schmid, Mutsuz Olmak’ta okurları iniş ve çıkışlarıyla hayatı bir bütün olarak kabul etmeye yüreklendirirken, karşılığında doyurucu ve anlamlı bir yaşam vaat ediyor.

Daha İyi misin?

Daha İyi misin?, bir savaştan kaçanların, yalnız kalmış ve tüm zamanını sıkıntıyla geçirenlerin, gidenlerin ardından çaresizce bakanların, mücadeleye omuz verenlerin, plazalarının tekdüzeliği içinde kendini var etmeye çalışanların derdine ortak olan öykülere ev sahipliği yapıyor…

Cihan Harbi'ni Yaşamak ve Hatırlamak
Osmanlı Askerlerinin Cephe Hatıraları ve Türkiye'de Birinci Dünya Savaşı Hafızası

Mehmet Beşikçi, Cihan Harbi’ni Yaşamak ve Hatırlamak’ta Birinci Dünya Savaşı tecrübesini askerlere ait otobiyografik kaynaklar üzerinden inceliyor. Cihan Harbi tecrübesi ve askerlerin bu tecrübeyi hatırlama biçimiyle, Türkiye’deki sorunlu resmî ve kolektif Birinci Dünya Savaşı hafızası arasında organik bir ilişki olduğu tespitini yapan kitap, bu ilişkinin analizi için askerî tarihle hafıza çalışmaları alanlarını harmanlayan bir perspektif sunuyor.

Moskova-Ankara-Londra Üçgeninde
İştirakiyuncular, Komünistler ve Paşa Hazretleri

Topu topu bir yıllık bir zaman dilimi: 1920 ilkbaharından, 1921 ilkbaharına kadar... Bu kısa sürede, bu dar zamanda, “Yeni Türkiye”nin iç politik sahnesi, Londra’nın ve Moskova’nın etkileri altında nasıl biçimlendi? Emel Akal’ın kılı kırk yaran araştırması bu soruya ışık tutuyor.

Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i

Bir buçuk yüzyıldan fazla zaman önce yayımlanmış bu eserde Marx, 19. yüzyıl ortası Fransası’ndaki sınıf mücadelelerini ve bu politik mücadelelerin bir hükümet darbesiyle sonuçlanışını tahlil eder. Bir toplumu vesayet altına alırken, vasat bir adamın “imparator” pelerini kuşanmasını sağlayan bir darbedir bu.

1 Mayıs Mahallesi
1980 Öncesi Toplumsal Mücadeleler ve Kent

Toplumsal hafızada “12 Eylül 1980 öncesi”nin simgelerinden biridir 1 Mayıs Mahallesi. O yılları devlet otoritesinin acze düştüğü bir terör ve kaos dönemi olarak görenler için, bu olumsuzluğun simgesi. 1960-1980 döneminin siyasal ve toplumsal hareketliliğinde devrimci bir durumun alâmetlerini görenler için ise, bu umudun simgelerinden biri.

Türkiye'de Yahudi Olmak
Bir Deneyim Sözlüğü

Türkiye’de Yahudi Olmak: Bir Deneyim Sözlüğü Türkiye’de Yahudi olmanın yerleşik ve egemen anlamlarını sorgularken bir yandan da kelimeler, kavramlar, anlar, anılar ve anekdotlarla bu hali anlamlandırmayı amaçlıyor.

Yeni Türkiye’nin Ruhu
Hınç, Tahakküm, Muhtaçlaştırma

Yeni Türkiye’nin Ruhu, tam da bu ihtiyacı tespit eden, “hınç, tahakküm, muhtaçlaştırma” stratejilerinin nasıl işlediğini titizlikle ele alan, Yeni Türkiye’de “yeni” olanı kavramaya aday, kıymetli ve eşsiz bir inceleme.

Osmanlı İmparatorluğu'nun Son Döneminde Lazlar (1877-1923)

İrfan Çağatay Aleksiva, Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Döneminde Lazlar 1877-1923 başlıklı çalışmasıyla, Osmanlı İmparatorluğu’nu konu edinen tarihyazımında oldukça eksik bırakılmış bir alan olan Lazlar ve Lazistan üzerine detaylı bir inceleme sunuyor. Dönemin gazete ve arşivlerinden yararlanan Çağatay Aleksiva, Lazistan’ın 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda bölünmesinin canlandırdığı Laz hareketinin evrimini, Laz aydınlarının ortaya çıkışı, cemiyet ve derneklerinin kuruluşu üzerinden takip ediyor.

Fötr Şapkalı Şıh
Cumhuriyet Sekülerleşmesi ve Taşra

Fötr Şapkalı Şıh, devlet-toplum ilişkilerine taşradan bakmanın analitik olanaklarını ortaya koyması bakımından da önemli. Taşrayı tamamen tabî konumda, taşradaki aktörleri tamamen pasif ve güçsüz olarak tasavvur etmenin yanlışlığını gösteriyor. Keza, sekülerleşme bağlamının dışında, genel olarak, popüler gündelik direniş stratejilerine dair değerli bir malzeme sunuyor.

Yüzbaşının Kızı

Yüzbaşının Kızı, modern Rus edebiyatının kurucu figürlerinden Puşkin’in belgesel gerçekçilik konusundaki mahareti ile kişisel öykülere açılan hayal gücü zenginliğini benzersiz bir şekilde birleştiren, eşine az rastlanır bir tarihsel roman.

İnci

İnci bir yandan yalınlığıyla, diğer yandan ahlâki meseleleri cesurca irdelemesiyle John Steinbeck külliyatının en özgün parçalarından biri.

Mehmet Mithat Bey'in Münasebetsiz Tarihi

Arda Ekşigil, Mehmet Mithat Bey’in Münasebetsiz Tarihi’nde, sıradan, ama o kadar da sıradan olmayan bir hayatı, şahsiyetin her katmanını soyarak anlatıyor. Bu hayatın fonunda, Milli Mücadele’nin belirsizlikleri ve kararsız dengeleri var, erken Cumhuriyet’in serencamı var; kurucu elitin iç âlemi ve dönemin ekonomi politik manzarası var. Roman lezzeti veren bir mikro-tarih çalışması...

Bir “Hürriyet” Hikâyesi
Çok-Partili Dönemde Özgürlükçü Bir Siyaset Girişimi (1955-1958)

Ertuğrul Günay, Bir “Hürriyet” Hikâyesi’nde Hürriyet Partisi etrafında uzun soluklu olamayan bu “hürriyetçi” çıkışın nedenlerini ve sonuçlarını irdeleyip Türkiye’nin demokrasi yolculuğundaki aksaklıklara ve hâlâ çözüm bekleyen temel problemlerine bakarken, aynı zamanda 50’li yıllara panoramik bir bakış sunuyor. Hürriyet meşalesinin neden süreklilik taşıyamadığına dair titiz bir inceleme yapıyor.

Âdâb-ı Taâm
Osmanlıca Âdâb-ı Muâşeret Kitaplarında Sofra ve Yemek

Âdâb-ı Taâm, 1890-1927 yılları arasında yayımlanmış, belirlenebilen bütün Osmanlıca görgü kuralları kitaplarından yeme, içme ve sofra adabına ilişkin metinlerin yer aldığı kapsamlı bir seçki: Eş dost yemeğe nasıl davet edilir; masada kim, kimin yanına oturur; yemek nasıl dağıtılır; ziyafet düzenlemenin incelikleri nelerdir; aile arasındaki yemeklerde, kahvaltılarda nasıl hareket etmek gerekir; Avrupaî usulde yemek nasıl yenir; yemek davetleri için nasıl giyinmek gerekir…

Yoldan Çıkmış Simalar

Yoldan Çıkmış Simalar okuru kenarda köşede kalmış gözüken ama özellikle bir döneme, birçok insanın hayatına damga vurmuş, müzik zevki aşılamış, toplumun kendilerine biçtiği rolü kabul etmeyen, “nevi şahsına münhasır” bu insanların arasında dolaştırıyor. Öte yandan alttan alta da memleket müzik tarihinin, bilhassa rock ve türlerinin seyrine de ışık tutuyor.

İstanbul İstanbul

Burhan Sönmez, acının ve her şeye rağmen umudun yörüngesinde dönen bir kenti, büyük bir romanla yeniden yaratıyor.

Bu Hikâye Senden Uzun Osman

Aylin Balboa’nın kendine has kaleminden, bir kadının kendi kendini tamir etmesinin hikâyesi.

Prens ile Dilenci

Mark Twain, Tom Canty ile Edward Tudor’un bir anda birbiriyle kesişen ve karmaşıklaşan serüvenlerini anlatıyor ünlü romanı Prens ile Dilenci’de.

Mualla

Günay Çetao Kızılırmak, bir yasın izini sürerken hayat ile ölüm arasındaki çizginin ne kadar silik olduğunu hatırlatıyor. Kahramanımız, ölüme bir başlangıç ya da bir son anlamı yüklemeden; ablası Mualla’nın çocukluk, gençlik ve evlilik yıllarını, koşar adım intihara sürüklendiği günleri ve ardından tutulan yasın ağır zamanlarını, bir bütünün parçaları gibi görüp yan yana getiriyor. Hissetmenin de anlamak kadar önemli olduğunun her an farkında... Bir rüyanın, bir hayalin adı Mualla.

Apartman Boşluğu

Huzursuz biri var karşımızda… Orta sınıftan, eğitimli, eski reklamcı, uzayıp kısalmayan bir cover grupta şarkılar söyleyen Arif… Beste yapmak için daha sessiz bulduğu yeni evine kapandığında kendini sıfırlamaya karar veriyor… Başka bir hayatı olsun istiyor, anlamlı ve yaratıcı olduğu yeni bir şeyler yaşamayı aklına koyuyor.

Annem Belkıs
Gözden Geçirilmiş ve Genişletilmiş Baskı

Gündüz Vassaf’ın kalemiyle annesinin hikâyesi. Öksüz bir Rumeli kızının Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarında başlayan hayatı bize gündelik yaşantının unutulmuş pek çok ayrıntısını tanıtarak bilinmeyen evlere misafir ediyor.

Herkesi Memnun Etme Çabası
Uyum Tuzağından Kurtulma ve Vicdan Azabını Geride Bırakma Kılavuzu

Psikolog Ulrike Bossmann Herkesi Memnun Etme Çabası’nda, hayatın her alanında ve sürekli olarak başkalarının ihtiyaçlarını önceleyerek yaşamayı şiar edinmiş kişileri inceliyor. Kendi ihtiyaçlarını dile getirmenin bencillik değil sağlıklı ilişkilerin olmazsa olmazı olduğunu vurgulayan yazar, okura farkındalığın ve özşefkatin değerini hatırlatıyor.

Türkiye, İslam ve Sekülarizm

Dinin toplumsal hayatta oynadığı rol, dinî kurumların Cumhuriyet döneminin modernleşme perspektifiyle yaşadığı gerilimli ilişki, toplumbilimleri açısından çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Şerif Mardin’in bu kitapta bir araya getirilen makaleleri, 19. yüzyıldaki siyasal tartışmalardan AKP’ye uzanan gerilim hatlarının siyasal düşüncede ve siyaset sahnesinde nasıl bir rol oynadığını inceliyor.

Mutsuz Olmak
Bir Yüreklendirme

Kitapları dünya çapında on beş dile çevrilen felsefeci ve “mutluluk araştırmacısı” Wilhelm Schmid, Mutsuz Olmak’ta okurları iniş ve çıkışlarıyla hayatı bir bütün olarak kabul etmeye yüreklendirirken, karşılığında doyurucu ve anlamlı bir yaşam vaat ediyor.