Ocak 2008 Tarihinde Tekrar Baskılar
‘Ermeni Meselesi Hallolunmuştur’
Osmanlı Belgelerine Göre Savaş Yıllarında Ermenilere Yönelik Politikalar
İttihat ve Terakki, Balkan Savaşları ertesinde içine düşülen ve adım adım bütün ülkeye yayılan köşeye sıkışmış olma duygusuna, Anadolu topraklarının, gayrimüslim unsurlardan arındırılarak Türkleştirilmesi ile cevap verdi. Sadece iktisadi hayatın değil, sosyal ilişkilerin ve giderek ülkenin etnik bileşiminin de “homojenleştirilmesi” anlayışı, sistemli bir politika olarak hayata geçirildi.
Puslu Kıtalar Atlası
Geçmiş üzerine, dünya hali üzerine, düşler ve "puslu kıtalar" üzerine bir roman...
Tehlikeli Oyunlar
Kişinin kendiyle savaşmasını ve yenmesini, kendini dönüştürmesini önemli bir sorun olarak algılamaya çağıran, çarpıcı ve sarsıcı bir roman.
Sodom ve Gomore
Mütareke döneminin İstanbul’u. Batı hayranı Türkler, düşman subaylarıyla aşk serüvenleri yaşamak için çırpınan Türk kızları, çıkarlarını emperyalist İtilaf Devletleri’nin zaferine bağlamış adamlar... Çöküşü ve kokuşmuşluğu anlatan roman, Anadolu’daki dirilişi önce sezdirir, sonra giderek artan bir şekilde duyurur.
Mağaradakiler
Aydın mı dersiniz, entelektüel mi dersiniz? İki kavrama farklı anlamlar mı yüklersiniz? Aydınlardan/ entelektüellerden çok şeyler mi beklersiniz, hiçbir şey beklemez misiniz?.. Öyle ya da böyle, kültürle derinlemesine alışveriş kaygınız varsa, zaman eksenine düşünce mesaisi düşürebiliyorsanız, bu kavramlar üzerine kafa yorarsınız, bu sorulara cevap arasınız, ufuk ararsınız.
Tante Rosa
İlk yayımlandığında "yerli" olmamakla eleştirilen Tante Rosa, Sevgi Soysal'ın, sinemaya da uyarlanan en özgün eseridir.
Biraz da Ben Konuşayım
Rıza Tevfik, yakın tarihimizin en ilginç kişiliklerinden biridir. II. Meşrutiyet devrinde sivrilmiş bir politika adamı, şair ve filozoftur. II. Meşrutiyet’in ilan edildiği günlerde İstanbul halkına günlerce hürriyet hakkında nutuklar atmış, İttihad ve Terakki Fırkası’nın Edirne mebusu olarak Meclis’e girmişti.
Tatlı Rüyalar
Türk bir anne ile Fransız bir babadan olma Hector Berlioz –kendisi Türkiye’de yaşayan bir Fransız Türk’üdür- sıradan bir pazar sabahı kahvaltı ederken bir ilan okur ve “hayatı değişir”... “Hayatımı satıyorum! 25 yaşında, iyi eğitimli, iki yabancı dil bilen sağlıklı genç, geri kalanını temin edebilmek amacıyla hayatının bir bölümünü satıyor. İlgilenenler aşağıdaki telefon numarasına başvurarak randevu alabilirler.”
Şafak
Sevgi Soysal, hayatında yol açtığı derin sarsıntılara rağmen sadece bir seyircisi olduğunu söylediği 12 Mart’ta sanık sandalyesine oturtulmuş bir tanıktı. Şafak, bu tanıklığın, gerçekçi olduğu kadar şiirsel bir hikâyesidir.
Ses Sese Karşı
Ses Sese Karşı, Cesur Yeni Dünya ile İngiliz edebiyatında distopya türünün yetkin örneklerinden birini veren edebiyatçı ve eleştirmen Aldous Huxley’nin otobiyografik boyutları ağır basan “portre romanları”ndan biri.
İmparatorluktan Cumhuriyete
Türkiye'de Etnik Çatışma
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında nüfus kompozisyonunda değişikliklere yol açan gelişmeler, 1850-1950 arasında Avrupa’da görülen genel tabloya uygun düşmektedir. Milliyetçilik bu dönem boyunca demografi mühendisliğini biçimlendiren temel faktör olmuştur. Erik Jan Zürcher’in hazırladığı bu derleme, ulus inşası sürecinde etnik politikaların mantığını ve işleyişini gösteren makalelerden oluşuyor.
Felaket Henry'nin Perili Evi
Felaket Henry bu macerasında perilerle “oynamaya” kalkıyor. “Peri mi? Ne perisi? Ben periden korkmam ki!..” Zevkle okunan, hınzır Henry perilerle başa çıkmaya çalışırken yine eğlenceli bir hikâyeyle çocukların karşısına çıkıyor.
Marx'ın Sosyolojisi
Jean-Pierre Durand bu eserde Marx’ta var olan sosyolojiyi ayrıntılı bir şekilde ele alıyor.
Osmanlı'da Ekonomik Yapı ve Dış Borçlar
Osmanlı borçlanması, dünya ekonomisiyle bütünleşme babında evrensel bir olgu; ancak tipik bir sömürgeleşme yapısı ortaya çıkarmayışıyla kendine özgülük kazanıyor. Kıray 16./17. yüzyılda Osmanlı’yı borçlanma zorunluluğuna sürükleyen gelişmeleri ve borçlanma dinamiğinin seyrini; borçlanmayla biçimlenen ekonomik yapı ve sınıf ilişkilerini; bu yapı ve ilişkilerin nasıl borçların ödenemeyişine yol açtığını ve bunalımı kronikleştirdiğini ortaya koyuyor.
Benim Adım Kırmızı
Orhan Pamuk’un “en renkli ve en iyimser romanım”, dediği Benim Adım Kırmızı, 1591 yılında İstanbul’da karlı dokuz kış gününde geçiyor. İki küçük oğlu birbirleriyle sürekli çatışan güzel Şeküre, dört yıldır savaştan dönmeyen kocasının yerine kendine yeni bir koca, sevgili aramaya başlayınca, o sırada babasının tek tek eve çağırdığı saray nakkaşlarını saklandığı yerden seyreder.
Felaket Henry Çabuk Zengin Olma Peşinde
Bir çocuk düşünün; hayatının en korkunç dönemi olarak gördüğü çocukluğunu yaptığı yaramazlıklarla süsleyen, bu yaramazlıklarla “Felaket” lakabını sonuna kadar hak eden bir çocuk. Felaket Henry, kardeşi Mükemmel Peter ve arkadaşlarıyla her kitabında yaramazlık ve muziplikle dolu dört macera yaşıyor.
Felaket Henry ve Zalim Zaman Makinesi
Haylaz mı haylaz... Yaramaz mı yaramaz... İşte Felaket Henry... Ugg ugg. Adım Zog, 23. yüzyıldan geliyorum.
Kanserde Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp (Bilimsel Yaklaşım)
Bilimsel tıpta gerçekleşen gelişmeler sonucunda, 1900’lü yılların başlarında ortalama 48 yıl olan insan ömrü günümüzde neredeyse iki katına yaklaştı. Özellikle son yıllarda, bilimsel tıbbın dışında kalan yaklaşımların popülaritesinde de gözle görülen bir artış fark edilmektedir.
Lizbon´un Son Kabalacısı
Genç Berekiah, dayısının yaptığı son “Hagada”daki resimlerin yardımıyla katili bulmaya çalışırken sonu Konstantiniye’de bitecek bir yola girer. Entrika ve gizemle örülü bu yolda en büyük yardımcısı, Mağripli genç bir Müslüman olan Farid’dir. Yayımlandığı yıl büyük ilgi gören Lizbon’un Son Kabalacısı, gizemli kitaplar, elyazması metinler, dinî resimler arasında iz süren, polisiye tadında bir Ortaçağ serüveni.
Edebiyat Tarihimizden
T.C. tarihinin en ünlü Millî Eğitim Bakanlarından ve aynı zamanda önemli edebiyatçılarımızdan Yücel’in, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nu merkeze alarak 20. yüzyıl Türk edebiyatı üstüne yaptığı bu karşılaştırmalı inceleme, çağdaş bir klasik niteliğindedir.