Temmuz 2002 Tarihinde Yeni Çıkan Kitaplar

Paylaşılamayan Kutsal Topraklar ve İsrail

Ne siyonizm hülyasının gerçekleşmesi ne de bir Yahudi devletinin kurulması, “İsrail toprağı”nın kutsallık simgelerinin dünyevileşmesine yetmedi. Yahudilerin “vaat edilmiş”, kaybolmuş, düşlenmiş ve yeniden yaratılmış topraklarla ilişkilerinin normalleşmesi için harcanan çabalar boşa gitti. Bu toprakların her santimetrekaresini mutlak bir kutsallığa dönüştüren Yahudiler, Filistinlilerin de buna tepki içinde benzer kutsallık simgelerine sarılmalarına yol açtılar.

Gökardıç

Gökardıç, tuhaf bir kuştur.... Akdeniz havzasının bu pek nadir görülen sakini, gözlerden ırak yaşamayı tercih eder. En tozlu kalpleri dahi büyüleyen dokunaklı sesi, ancak anlık bir mutluluğa karşılık gelir. Kırılgan ve narin varlığı, elinizi uzatsanız kaybolacak bir hayaletin sureti gibidir. Gökardıç teslim olmaz, kendisini ele vermez.

Kıraç Dağlar Kar Tuttu

“...Öğleden sonra kent susuyordu. Darağacında sallanan bir insan gibi kıpırtısız, ürkütücü. Yakıcı güneşin altında surların serin mırıltısı duyulur gibiydi. İkilem arasında kalan donuk yüreğim usulca çarpmaya başlıyor. Bir süredir ölümsü bir dinginlik içinde olan içsesim dallanıp budaklanıyor: Sevdaların, hüzünlerin, pişmanlıkların bahçesinde dolanıp durdum. Geçmişin izlerinden yeniden yürüdüm..."

Kör Uçuş

“1939 Nisan’ının ilk günleriydi. İki ayı aşkın bir süredir yattığım Cerrahpaşa Hastanesi’nden taburcu olmuş, annemin kolunda çıkıyordum. Ne var ki, bu çıkış hastaneye gelirken geride bıraktığım yaşantıma dönüş değildi. Allahaısmarladık bile diyemeden ayrıldığım sınıfıma, kitaplarıma, defterlerime ve de aydınlığa geri dönmüyordum.

Lizbon'un Son Kabalacısı

Genç Berekiah, dayısının yaptığı son “Hagada”daki resimlerin yardımıyla katili bulmaya çalışırken sonu Konstantiniye’de bitecek bir yola girer. Entrika ve gizemle örülü bu yolda en büyük yardımcısı, Mağripli genç bir Müslüman olan Farid’dir. Yayımlandığı yıl büyük ilgi gören Lizbon’un Son Kabalacısı, gizemli kitaplar, elyazması metinler, dinî resimler arasında iz süren, polisiye tadında bir Ortaçağ serüveni.

Ekonominin Küreselleşmesi

Dünya ekonomisini yönettiklerini söyleyebileceğimiz uluslar daha fakir ulusların hem doğal kaynaklarından hem de ucuz işgücünden faydalandılar ve buralara sahip oldukları yaşam ve tüketim alışkanlıklarını yerleştirerek kendilerine yeni pazarlar yarattılar. Dünya ekonomisinin merkez bölgeleri diye bilinen Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Japonya’ya artık “Yeni Sanayileşen Asya Ülkeleri” de katılıyor. Bunlar dışındaki ülkeler, dünya ekonomisinin yarı periferik ve periferik bölgelerini oluşturuyorlar hâlâ. Bu kitap ekonominin küreselleşmesinin yanı sıra, dünyanın her köşesinin, özellikle üçüncü dünyanın, dışa açılmaya başlayarak merkez uluslar yönetimindeki küresel ekonomiye entegre olma süreçlerini ve bundan hem ekonomik hem de toplumsal açıdan ne şekilde etkilendiklerini tarihsel boyutuyla inceliyor.