Mart 2026 Tarihinde Yeni Çıkan Kitaplar

Lojman

“Karnımızdan, gövdemizden aşıp hayata bulaşan bir şey var! Renkli, parlak, akışkan, her yere girebilen bir şey. Kulaklarımızı çınlatan dedikodular yok, sürüp giden uğultular var. Fırtınaların biriktirdiği kum tepeleri, çöl çiçekleri ve satranç... Bunlar yok. Tuvaletler var, sidikler, cam güzelleri, kemirgenler, kazıcılar, didikleyenler, salınanlar, cıva var. Kalbim yok, gırtlağım var. Fizik yok, alegori var. Ritim yok, atış var. Hap var, satanik bir kavga var. Silahlı kumpas var. Patlayan tabanlar, düğünler ve elektro bağlama var. Biz yokuz, tolerans var, mezarlıklar var. Sayfalar, ulu camiler, gözeler yok. Cyberpunk var, pornpolitik var, hicret var. Sıcak su kabarcıkları, volkanik, tektonik kayaçlar yok. Düğümlenmeler, acılı serumlar, metan gazı ve sitrik asit yok. İslimler ve kükürt var. Kayısı kasaları, yarılmış yanaklar, soğuk iklim, miraç ve torso var. Alışmak, tutmak, yapışmak var. Emmek var. Fibula var, tibia yok, skapula yok! Una batırılmış incirler, sütü yara yapan bitkiler, kaşınan cilt, kokulu mendiller, tuvalet küfürleri, unutmak var.”

Zaman Kaybından Ölen Kadının Hikâyesi

Zaman Kaybından Ölen Kadının Hikâyesi’nde Ali İpek, çocukluğunda başına gelen trajik bir olayın travmasını ömür boyu yaşayan, gerçek ile sanrı arasındaki sınırda kaybolan, üzerindeki baskılardan ve yakasını bırakmayan yalnızlığından usanıp kendine hayalî bir eş yaratan Saniye Hanım’ın gizemle örülü hüzünlü hikâyesini anlatıyor. Baykuşlar gerçekten uğursuzluk getirirler mi?

Sus

Hande Ortaç, Sus’ta dijital zorbalığın karanlık ve hınç dolu odalarından kadınların görünmez kılınan hayatlarına sarsıcı bir köprü kurarken, günümüz Türkiyesi’nin nefes alış verişini, klavye tıkırtılarını her satırda hissettiriyor.

Yabancılaşma
Toplumsal-Felsefi Bir Sorunun Güncelliği Üzerine

Rahel Jaeggi bu kitapta, “modası geçmiş” muamelesi gören yabancılaşma kavramını yenileyerek canlandırmaya çalışıyor. Bunun için Heidegger’in ve Marx’ın düşünce çizgisinde yabancılaşma teorisinin izini sürüyor. Devamında, çağdaş sosyal teorinin, yabancılaşma teorisini mayalamaya elveren bulgularını kolaçan ediyor. İnsanın yapıp ettiklerini sahiplenmesi, kendini sahiplenmesi, dünyayı sahiplenmesi, anlamlı bir yaşamın anahtarı değil midir? Yabancılaşma, o kayıp anahtarı bulma yolunda bir felsefi düşünme çabası...

En Uzun Yolculuk

E.M. Forster, erken dönem eserlerinden En Uzun Yolculuk’ta bireyin tercihleriyle toplumsal beklentiler arasındaki çatışmayı ele alıyor.

Ripley ve Peşindeki Çocuk

Tom Ripley, geçmişini ustalıkla silmiş, yeni ve sakin bir hayat kurmuşken, esrarengiz bir delikanlının kendisini izlediğini fark eder. Kısa sürede onun, zengin ailesinden kaçmış Amerikalı bir genç olduğunu anlar. İçine kapanık biri gibi görünen bu genç aslında onun kimliğine, cesaretine ve karanlık özgürlüğüne tutunmaya çalışan saplantılı birdir. Ve Ripley bu sefer avcı değil, vicdan ile hayatta kalma içgüdüsü arasında sıkışmış bir rehber olacaktır.

Amerikan İç Savaşı'nın Kısa Tarihi

Christopher Anderson, Amerikan İç Savaşı’nın Kısa Tarihi’nde bizi İç Savaş’ın tozlu yollarında huzursuz edici bir yolculuğa çıkarıyor. Amerikan Devrimi’nin “evlatlarını” birbirine düşüren sebepleri Güney’den bir bakışla yorumlarken, bizi ABD siyasetine ve toplumuna dair bugün bildiklerimizi yeniden gözden geçirmeye davet ediyor.

Demokrasi, Sınıf, Halkçılık, Sosyalizm (1933-1951)

Demokrasi, Sınıf, Halkçılık, Sosyalizm (1933-1951), Türkiye’de sosyalist akımın özgün öncülerinden Esat Âdil’in 1933’ten 1951’e uzanan düşünsel üretiminden bir seçkidir. Esat Âdil’in özgünlüğü, öncelikle, sosyalist harekette ilk kez Türkiye Komünist Partisi (TKP) geleneği dışında bir yol açmasında yatar. 1946 yılında kurduğu Türkiye Sosyalist Partisi’yle (TSP) bu yolu açmaya çalışmıştı. Yerel eşraftan gelen, iyi eğitim görmüş bir “güzide” olarak, “halkın en aşağı ve en yukarı tabakaları arasında başka hiçbir memlekette olmadığı kadar feci ve bariz bir duyuş ve yaşayış farkı” bulunmasından mustaripti, sınıfsal eşitsizliği bir insanlık sorunu olarak yüreğinde hissediyordu. Bütün içtenliğiyle, “halkçı” idi. Bu kitap, Türkiye sosyalizminin kadri bilinmemiş bir şahsiyetine saygı duruşudur.

Geçmişle Diyaloglar
Arkeolojiyi Yeniden Düşünmek

Arkeoloji, geçmişi çoğu zaman sessiz, tamamlanmış ve nesnel bir alan olarak sunar. Oysa geçmiş, bugünün bilgi rejimleri, siyasal tercihleri ve etik sınırları içinde tekrar tekrar oluşturulur. Geçmişle Diyaloglar-Arkeolojiyi Yeniden Düşünmek’te Güneş Duru, arkeolojiyi tam da geçmişle kurulan bu karmaşık ilişkinin düşünsel ve politik bir pratiği olarak ele alıyor.

Spiritüellik

Lionel Obadia, tarihsel akışı içinde farklı toplumlarda ortaya çıkan spiritüel eğilimlerin sosyolojik ve kültürel bir panoramasını sunuyor. Yazar çözümleyici ve eleştirel bir yaklaşımla ele aldığı spiritüelliğin dinsel kökenlerine bakıyor, sonra da modern toplumlardaki yeni spiritüel eğilimleri inceliyor. André Malraux, “21. yüzyıl spiritüel bir yüzyıl olacak ya da [böyle bir yüzyıl] hiç olmayacak” demişti. Spiritüellik bu cümleden esinlenerek yazılmış, spiritüelliğin geçirdiği evrimi sorgulayan, zihin açıcı bir başucu kitabı...