Özetler
Tahrir’den Kadastro’ya: 1874 İstanbul Emlak Tahriri ve Vergisi: “Kadastro tabir olunur tahrir-i emlak”
ALP YÜCEL KAYA – YÜCEL TERZİBAŞOĞLU
Bu makalede, Osmanlı vergi sisteminde 19. yüzyılın ikinci yarısında uygulamaya konulan yeniliklerden biri olan emlak tahriri ve vergisi incelenmektedir. Bu vergi ve kayıt sistemi belli ölçülerde İzmir, Bursa, Yanya, Beyrut ve İstanbul’da uygulanmıştır. Özellikle 1874 Dersaadet ve Bilad-i Selase Tahrir-i Emlak’ı hem Osmanlı vergi sistemi hem vergi tabanı hem de yazım ve sayım uygulamaları açılarından bazı yenilikler içermektedir. Söz konusu yeniliklerin niteliğini anlayabilmek için Osmanlı’nın ilk tahrir uygulaması olan tapu tahrir kayıtları ve bunların varsaydığı vergi rejimine bakılıp 1840’larda başlayan temettuat sayımları ve varsaydığı vergi düzeniyle tapu tahrirlerinin farkları üzerinde durulmaktadır. Değişimin niteliğini anlayabilmek için yeni vergi uygulamalarının içeriği, kapsamı ve niyeti gibi konular tartışılmaktadır. Bu kapsamda özellikle 1874 İstanbul emlak tahririni incelediğimiz bu ön çalışmada bu arkaplan üzerinde tahrir belgelerinin sunduğu tarihsel malzemenin bize vergi düzeni, mülkiyet ilişkileri, kent mekânının biçimlendirilmesi gibi konularda ne gibi bilgiler sunduğu ve hem Osmanlı vergi tarihi hem de kent tarihi çerçevesinde ne gibi yeni sorular ve imkanlar sağladığı tartışılmaktadır.
Anahtar sözcükler: Osmanlı vergi sistemi, emlak tahriri ve vergisi, İstanbul, mülkiyet ilişkileri
 
* * *
 
“Anadolu ıslahatı”, “Ermeni sorunu” ve vergi tahsildarlığı, 1895-1908
NADİR ÖZBEK
Bu yazıda 1894 Sason olayları sonrasında Vilayat-ı Sitte olarak isimlendirilen Erzurum, Van, Bitlis, Mamuretülaziz, Sivas ve Diyarbekir vilayetlerinde uygulanmak üzere gündeme gelen vergi tahsildarlığı teşkilatının hayata geçirilmesi süreci ve bu süreçte yaşanan toplumsal ve siyasal sorunlar incelenecektir. Jandarma reformu ve vergi tahsildarlığı 1878 sonrasında gündeme oturan Anadolu Islahatı sürecinin en önemli başlıkları arasında yer almaktaydı. Vergi tahsilatının önceki dönemlerde zabtiye ve jandarma aracılığıyla gerçekleştiriliyor olması nedeniyle bu iki madde birbiriyle doğrudan ilişkiliydi. Anadolu Islahatı paketinin tamamı ve özellikle de jandarma ve vergi tahsildarlığı maddeleri Doğu vilayetlerinde toplumsal güven ortamının sağlanması, adaletin tesis edilmesi, Ermeni halkın baskılardan, özellikle Kürt aşiretlerin, Çerkez muhacirlerin ve jandarma ve tahsildar gibi devlet memurlarının baskılarından korunması, yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve siyasal temsillerinin artırılması konularıyla doğrudan ilişkiliydi. Kuşkusuz vergi tahsil teknolojilerinin sivilleştirilmesi yönündeki bu niyet veya iradeyi basitçe Osmanlı yöneticilerinin jandarma ve vergi tahsildarlarının zulmünden bunalan ahaliye karşı besledikleri merhamet duygusuyla açıklamak doğru olmayacaktır. Osmanlı bürokratlarının önemli bir kesimi, çıplak zor yerine modern idari teknolojilerin ve kurumsal pratiklerin, güçlü ve meşru bir yönetimin gereği olduğunun farkındaydı. Ancak vergi tespit, tevzii ve tahsili işlemlerinin bireyle devlet arasında yüz yüze bir ilişkiye dönüştürülemediği koşullarda bu ihtiyaç geniş kitleler üzerinde merkezî devlet kurumlarının ve yerel güç odaklarının baskısının artmasına yol açmıştır. Ermeni nüfusun belli bir ağırlığa sahip olduğu Doğu vilayetlerinde vergi tahsilatı ve vergi tahsildarlığı konularının incelenmesi, Ermeni Sorunu olarak isimlendirilen meselenin tarihsel arka planının anlaşılması bakımından son derece önemli ipuçları sunmaktadır.
Anahtar sözcükler: Vergi Tahsildarlığı, Ermeni Sorunu, Anadolu Islahatı, İkinci Abdülhamid, İdari Reform.
 
* * *
 
“Heretik“ aşiretler ve II. Abdülhamid rejimi: Zorunlu askerlik meselesi ve ihtida siyaseti odağında Yezidiler ve Osmanlı idaresi
EDİP GÖLBAŞI
Bu yazı, II. Abdülhamid idaresinin, senkritik bir karaktere sahip dinî inançları nedeniyle Osmanlı otoriteleri ve uleması tarafından “heretik“ (sapkın) olarak görülen Yezidi aşiretlerine yönelik zorunlu askerlik ve ihtida siyasetini ve bunun iki taraf arasında meydana getirdiği çatışmayı inceliyor. Kökleri Abdülhamid Dönemi öncesine uzanan zorunlu askerlik meselesi, Yezidilerin dinî inançlarını gerekçe göstererek askerlik hizmetini şiddetle reddetmeleriyle karakterize olurken, Abdülhamid İdaresi’nin tebaasını modern bir iktidar rejiminin öngördüğü siyasete uygun bir şekilde disipline etmek istemesi
meseleyi derinleştirmiştir. Bir şekilde farklı dönemlerde elde ettikleri muafiyetleri, Hamidiye rejimi tarafından son bulması gereken bir istisna olarak görülen Yezidiler, türlü yöntemlerle orduya yazılmaya direnecek; imparatorluğu yeni idare teknolojilerine göre yönetmeye teşebbüs eden Abdülhamid
idaresi ise buna aynı kararlılıkta cevap verecekti. Tüm detaylarıyla bu meseleyi inceleyen bu çalışma, Yezidiler’in askerlik hizmetine gösterdiği direnişi yalnızca dinî nedenlerle değil, aynı zamanda ağır talim ve disiplin, emre itaat, ölüm veya yaralanma riski, kötü muamele ve hastalık gibi modern zorunlu askerlik pratiklerinin askere alınanlar üzerindeki olası olumsuz etkileriyle açıklamaya çalışıyor. 19. yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı idaresi ile Yezidiler arasındaki ilişkiyi şekillendiren bir diğer mesele, Hamidiye rejiminin Yezidilerin İslam’a geçmesi için harcadığı çabaydı. Bu yazıda, İslam’dan saparak şeytana tapmaya başladığına inanılan bu topluluğun ihtida etmesi için, “nasihat”ten baskı ve şiddete, cami ve mektep kurmaktan Yezidi liderleri taltif etmeye kadar Osmanlı otoritelerinin ortaya koyduğu çeşitli yöntemler ve Yezidilerin bunlara verdikleri cevap tüm boyutlarıyla sunuluyor. İhtida siyasetini, Yıldız Sarayı’nın sadık, disipline edilmiş ve “medeni” bir emperyal tebaa yaratma arzusuna bağlayan makale, aynı zamanda Doğu Vilayetleri’nin özgün politik ve sosyal ortamının da meseleyi yakından etkilediğini iddia ediyor. Nihayet, bu iki mesele bağlamında devlet söylemi ve siyasetinin, Yezidi topluluğunu ciddi derecede etkilediği, ancak Hamidiye rejiminin arzu ettiği neticelere ulaşamadığı gösterilmeye çalışılıyor. Bir başka ifadeyle, tüm çabalara ve şiddetli çatışmalara rağmen, Yezidilerin ne düzenli olarak askere alınabildiği ne de Müslüman olmayı kabul ettiği ortaya konuluyor.
Anahtar sözcükler: Yezidiler, II. Abdülhamid dönemi, zorunlu askerlik, ihtida siyaseti