Cinler
Der Spiegel dergisinin son 100 yılda Almanca yazılmış en iyi 100 roman seçkisinde yer alan Cinler özlemlerin, beklentilerin ve hayal kırıklıklarının iç içe geçtiği güçlü bir aile hikâyesi.
Her biri farklı duygusal yükler omuzlamış, sırların ve sessizliğin ayırdığı altı kişilik bir aile. Emine, Hüseyin, Sevda, Hakan, Peri ve Ümit’i birleştiren tek şey, belki de birbirleri tarafından anlaşılma ihtiyacı. Aile olmak, biraz da bu demek değil mi zaten? Fatma Aydemir gerilim ile şefkati şiirsel bir üslupla buluştururken, akıllardan ve kalplerden silinmeyecek bir büyük romana imza atıyor.
Kırkikindiler Bittiğinde
Kırkikindiler Bittiğinde, sevgiye aç bir adamın umarsız yalnızlığının, hüsranla biten aşklarının, babasıyla bir ömür süren husumetinin, edebiyata olan tutkusunun, evini paylaştığı kedilerinin anlatıldığı, yükte hafif pahada ağır bir roman.
Mualla
Günay Çetao Kızılırmak, bir yasın izini sürerken hayat ile ölüm arasındaki çizginin ne kadar silik olduğunu hatırlatıyor. Kahramanımız, ölüme bir başlangıç ya da bir son anlamı yüklemeden; ablası Mualla’nın çocukluk, gençlik ve evlilik yıllarını, koşar adım intihara sürüklendiği günleri ve ardından tutulan yasın ağır zamanlarını, bir bütünün parçaları gibi görüp yan yana getiriyor. Hissetmenin de anlamak kadar önemli olduğunun her an farkında... Bir rüyanın, bir hayalin adı Mualla.
Dersim Kırımı EnvanteriDokuz Örnek Vaka ve Mekân
Dersim’de 1937-1938’de yaşanan, resmî tarihin “isyan”, yerel hafızanın “Tertele” olarak adlandırdığı büyük toplumsal travmanın küçük bir bilançosunu ortaya seriyor Dersim Kırımı Envanteri. Yaşananları dokuz örnek vaka ve mekân üzerinden ele alan kitap, genellemeci yaklaşımların, afaki bilgilerin ve hamasi söylemlerin ötesine geçmeyi hedefleyerek Dersim ’38 çalışmalarındaki somut ve spesifik bilgilere dayalı envanter çalışmalarının eksikliğini bir nebze olsun gidermeyi amaçlıyor.
Bülent Bilmez ve Cemal Taş, “mikro tarihe”, olay mahalline, mağdurlara ve saha araştırmalarına dayalı “somut olgusal bilgi”yle Dersim’de yaşananlara dair güvenilir bir zemin inşa ediyorlar.
Beyaz TorosFaili Belli Devlet Cinayetleri
Beyaz Toros, cezasızlığın sistemleşmesini anlatan bir kitap. Yargısız infazların, işkencelerin, kaybetmelerin, kısaca bizzat devlet tarafından kanun dışına çıkılmasının kurallaştığı ve “hak etmişlerdir” kuşkusunun topluma aşılanmasıyla meşrulaştırıldığı bir sistematik, bu. Gökçer Tahincioğlu, bu uğursuz sistematiğin sicil kaydını tutuyor.
Bir Dönüm Noktası OlarakTutunamayanlar ve Oğuz Atay
Tutunamayanlar ve Oğuz Atay “Tutunamayanlar üzerine yeni ne söylenebilir?” sorusuna kuvvetli bir cevap verirken, bir yandan da romanın “taze” okurlarına yol gösteriyor, bu büyük romanın edebiyatımızdaki yerini ikna edici bir biçimde ortaya koyuyor.
Grev Kırıcılar
Grev, isçilerin sınıf mücadelesindeki en etkili araçlarından biri. Grev kırıcılık, sermayenin bu aracı etkisizleştirmek için başvurduğu “haince” bir yol... Aykut Günel Grev Kırıcılar’da, dünyada ve Türkiye’de grev kırıcılığının tarihini ve toplumsal gerçekliğini irdeliyor.
İşçi casusluğundan, grev kırıcı özel örgütlerden, kara listelerle yaratılan tehditlere, tabii ki şiddet kullanmaktan, sarı sendikalara ve kâğıt üzerindeki “hayalet sendikalara”, çeşit çeşit yöntemlerin, taktiklerin kullanılageldiğini görüyoruz. İşçilerin grev kırıcılara karşı geliştirdiği taktikleri de görüyoruz. Kitap, 2000’lerin iki önemli deneyimi olan Türk Telekom ve Türk Hava Yolları grevleri örneğinde, grev kırıcılığı pratiğini bütün yönleriyle masaya yatırıyor.
Halk AdamıMuharrem Düzova (Necdet) ile 1970’lerde Devrimci Mücadele
Muharrem Düzova’nın hikâyesi: Malatya’da Kürt Atma aşiretinden çıkıp, Malatya’da esnaflık ederken devrimci harekete katılan, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra kırlarda direniş örgütlemeye çalışan bir hayatın hikâyesi. Hamit Fendoğlu’nun (Hamido) katledilmesine bağlanan bir dizi provokasyonla Malatya’nın sağcılaştırılma sürecine birinci elden tanıklık ediyor Düzova... 12 Eylül sonrası kırda hayatta kalma mücadelesine ve hareketin “derlenip toparlanması” için bir işaret beklerken yaşananlara tanıklık ediyor. Bu tanıklığa, Mahmut Memduh Uyan da hatırladıkları ve yorumlarıyla eşlik ediyor. Kitabın adı, Halk Adamı. “Okumuşlardan” değil halktan bir devrimci olmanın sıfatı ve sürekli “halkı koruma” endişesi güden, halkı anlamayı ve halkla “anlaşmayı” hep çok önemseyen bir siyaset tarzının ifadesi...
Anakonda ve Diğer Öyküler
Latin Amerika edebiyatının en büyük öykücülerinden biri sayılan Horacio Quiroga, tropikal dünyanın karanlık yanlarını anlatıyor Anakonda ve Diğer Öyküler’de.
Yas PsikolojisiSevilen Bir Yakının Ölümüyle Baş Etmek
Psikiyatrist Alain Sauteraud psikoloji alanındaki güncel çalışmalara ve çok sayıda klinik vakaya dayanarak yas deneyimini masaya yatırıyor. Bu zor olduğu kadar kaçınılmaz da olan yaşantının kronolojik seyrini ve belirtilerini tanımlarken onu aşarak kendi hayat yoluna devam etmenin ipuçlarını veriyor.
O Sene: 1975-76Trabzonspor’un İlk Şampiyonluğunun Hikâyesi
Trabzonspor, 1976-1984 arasındaki 9 yılın 6’sını şampiyon bitirdi. Bordo-mavili taraftarlar ondan sonra, uzun yıllar defalarca “o sene bu sene” diye ümitleneceklerdi. Bu kitapta Hakan Kulaçoğlu, 50. yıldönümünde, ilk şampiyonluk sezonunu anlatıyor.
O Sene: 1975-76, basitçe bir futbol sezonunun hikâyesi değil. Hem tümüyle spor âlemine bir kuşbakışı... Hem de tümüyle bir yılın panoraması... Milliyetçi Cephe hükümetinden CHP ve Ecevit’in muhalefetine, öğrenci olaylarına, gündelik hayattan sinemaya, magazine bir “zamanın ruhu” anlatısı.
Meyhane
Meyhane, Paris’in kenar mahallelerini yoksulluk ve yaşam kavgası, alkolizm ve sefalet üzerinden mercek altına alan natüralist bir başyapıt.
