Özetler

18. yüzyıl başlarında Florina’da köylü kaçgunları ve çiftlikleşmeye dair bazı gözlemler
MEHMET ALİ ÇELİK
Bu makale 1710 tarihli Florina mufassal avarız defterinden yola çıkarak, Osmanlı Makedonyasında köylü kaçgunları, nüfus hareketleri ve çiftlikleşmeye dair kimi gözlemlerde bulunmayı ve erken modern çiftlik literatürüne sınırlı bir katkı yapmayı amaçlamaktadır. Bahsi geçen tahrir 18.yüzyıl başlarında Florina kazasında demografik kriz yüzünden küçülen ve küçülürken de çiftlikleşen bir taşra ekonomisinin resmini sunmaktadır. Bu defter yaklaşık 20 yıla yakın bir süreye yayılan köylü kaçgunları, iç göç ve nüfus değişimlerinin sonucunda ortaya çıkmıştır. Ahaliden, eşraftan ve askeriden bir takım kimseler köylülerden boşalan yerleri çiftlikleri haline getirmiştir. Taşradaki bu değişimler çiftlik sahipleriyle köylüler arasında vergi ve toprak üzerinde kimi toplumsal çatışmaları ortaya çıkarmıştır. Sonuç, 1710 tarihli tahrir defterine yansıyan mülksüzleşen ve yerinden olmuş köylülerin, değişim sürecinin içerisindeki askeriden, ayandan ve eşraftan kimselerin kolektif faaliyetleriyle ortaya çıkmaya başlayan farklı bir taşra düzenidir.
Anahtar kelimeler: Demografik değişim, köylü kaçgunları, çiftlikleşme

Selanik kırsalında bir irtikâp vakası: Mucîbe Hanım’ın çiftlikleri ve yerel güç odakları
BEDİRHAN LAÇİN
Bu çalışma, 18. yüzyılın sonlarında Selanik kırsalında vefat eden ve dönemi için dikkate değer büyüklükte bir servet bırakan Mucibe Hanım’ın zenginliğini mümkün kılan politik ve ekonomik süreçleri ele almaktadır. Bir zamanlar bölgenin güçlü ailelerinden birine mensup olan eşinin hanedanı ile rakip aileler arasındaki çatışmaların bu servetin oluşumundaki payı, mal varlığının tespiti sırası ve sonrasının, elitler arası rekabet sahnesinin farklı perdelerini nasıl teşkil ettiğini ve çiftliklerinin bu çatışmanın tam da merkezinde nasıl yer aldığını mikro ölçekte analiz edecektir. Bölgeye özgü ayrıntılara inilmesi, yalnızca tekil bir vakayı aydınlatmakla kalmayacak, aynı zamanda benzer dinamiklerin imparatorluğun farklı bölgelerinde de gözlemlendiğine işaret edecektir. Tek farkla ki, Mucîbe Hanım bu anlatının merkezine, hayatta iken değil, vefatından sonra oturacaktır.
Anahtar kelimeler: İrtikâp, rüşvet, elit, çiftlik, tereke

19. Yüzyılda temettuat verileri ışığında İştip Kazasında toprak sahipliği, çiftlikler ve emek ilişkileri
EZGİ BURCU IŞIL-SEVGENER
Bu çalışma, 19. yüzyılın ortalarında Osmanlı Balkanlarındaki tarımsal yapı ve mülkiyet sistemini anlamayı amaçlamaktadır ve bu bağlamda, İştip kırsalını kapsamlı biçimde incelemektedir. Araştırma, özel mülkiyet temeline dayalı ve farklı emek örgütlenme biçimleri çerçevesinde tarımsal üretim yapan çiftliklerin, toprak mülkiyeti ile üretim arasındaki yapısal ayrışmayı yansıtan ekonomik ve toplumsal niteliklerini çözümlemeyi hedeflemektedir. Çalışmada yalnızca çiftlikler değil, çiftliklerle köylerin oluşturduğu genel tarımsal yapı da ele alınmakta; böylece analiz, çiftliklerin ötesine geçerek, kaza düzeyinde bütüncül bir değerlendirme sunmaktadır. Temettuat defterlerinden elde edilen veriler doğrultusunda İştip’te çiftlik sahipliği, emek ilişkileri ve tarımsal üreticilerin sosyoekonomik özellikleri incelenmektedir. Bu çerçevede, bölgenin tarımsal yapısı ile sınıfsal kompozisyonu ortaya konmakta ve analiz, ek belgelerden sağlanan verilerle desteklenmektedir.
Anahtar kelimeler: Çiftlik, temettuat defterleri, emek, İştip, Nazırzade

Osmanlı çiftliğinin arşiv topografyası ve analitik katmanları
FATMA ÖNCEL
Bu çalışma, çiftlikleri 18. yüzyıl sonundan 19. yüzyıl sonuna kadar incelerken, hukuki statü ve mülkiyet pratiklerindeki dönüşümü yalnızca içerik üzerinden değil, arşiv ve bürokratik yeniden yapılanma süreçleriyle birlikte analiz eder. Provenans esaslı arşiv düzeni iki yöntemsel yaklaşımı gerekli kılar: eşzamanlı (synchronic) yöntem, belirli bir tarihsel kesitte farklı kurumsal ve tematik katmanları karşılaştırmalı biçimde incelemeyi; artzamanlı (diachronic) yöntem ise arşiv tasniflerinin ve idari kurumların zaman içindeki değişimini takip ederek çiftliklerin dönüşümünü makro siyaset ve mikro iktisat bağlamına yerleştirmeyi sağlar. Böylece çiftlik, uzun vadeli hukuki, toplumsal ve ekonomik süreçlerin kesişiminde, ekonomi-politik bir çerçevede anlamlandırılır. Çalışma, çiftliği dört katmanlı bir tarihsel olgu olarak tanımlar: (1) mali yükümlülüklerin belirlendiği bir vergi birimi, (2) merkezî ve yerel seçkinler arası nüfuz rekabetinin sahnesi, (3) köylü haneleri, gündelik işçiler ve konar-göçer toplulukları içeren karma emek ilişkileri zemini ve (4) idari denetime tabi, belge üretimiyle izlenebilir bir tarımsal işletme modeli. Bu yaklaşım, arşiv-odaklı, eşzamanlı ve artzamanlı yöntemleri birleştiren bütüncül bir çerçeve sunar. Araştırmanın mekânsal odağı Tesalya ve komşu Epir bölgesidir. Bölgenin farklı mülkiyet rejimlerine ev sahipliği yapması, imparatorluk ekonomisindeki stratejik konumu ve coğrafi çeşitliliği, çiftlik araştırmaları için temsil gücü yüksek bir örnek oluşturur.
Anahtar kelimeler: Çiftlik, mülkiyet, arşiv topografyası, eşzamanlı yöntem, artzamanlı yöntem

Batı Anadolu’da büyük toprak mülkiyetinin gelişimi (1914-1945)
MUSTAFA YAŞAR ÖZOYLUMLU
Bu araştırma, 1914-1945 yılları arasında Batı Anadolu’da toprak mülkiyetinin dönüşümünü özellikle Rum çiftliklerinin Müslüman-Türk unsur lehine gerçekleştirilenel değiştirme süreçlerini; mülkiyet yoğunlaşmasının tarihsel bağlamını ve siyasal sonuçlarını analiz ederek incelemektedir. 1914 Rum Göçü ile başlayan, 1923 Türk-Yunan Mübadelesi ve sonrasında emvâl-i metrûkenin tasfiyesiyle devam eden süreçte, toprakların mübadillere tahsis edilmek yerine yerel eşrafın kontrolünde temerküz etmesi, yalnızca kırsal sınıf ilişkilerinin belirleyici bir dinamiğini oluşturmamış; aynı zamanda 1923 sonrasının siyasal iktisadında toprak mülkiyetinin merkezi bir tartışma alanı hâline gelmesine de yol açmıştır. Çalışma, arşiv belgeleri, istatistikî veriler ve resmî raporlar ışığında, geniş ölçekli mülk sahipliğinin Cumhuriyet dönemi toprak reformu girişimlerinin akamete uğramasındaki rolünü tartışırken, küçük köylü işletmelerinin kırılganlığını da tarihsel bağlam içinde yeniden değerlendirmektedir.
Anahtar kelimeler: Batı Anadolu, emvâl-i metrûke, toprak reformu, büyük toprak mülkiyeti, mübadil

Evlilik için mahalleden izin almak: 18. yüzyılın ilk yarısında İstanbul’da imam nikâhında değişim
MADOKA MORİTA
Bu makale, 1710 yılında İstanbul’da uygulanmaya çalışılan ve bugüne kadar bilinmeyen yeni bir nikâh akdi prosedürüne ışık tutarak, bu prosedürün mahalle örgütlenmesi üzerinde kalıcı toplumsal etkiler yarattığını öne sürmektedir. 18. yüzyıl başlarında Osmanlı yetkilileri, şehirde gayri meşru birlikteliklerin arttığı kanaatiyle toplumsal cinsiyet ilişkilerini ve cinsel ahlâkı daha sıkı denetim altına almaya yönelmiştir. Bu çerçevede çıkarılan 1710 tarihli sadrazam buyruldusu, mahkeme izni (izinname) olmadan evlilik yapılmasını yasaklamış; ayrıca gelin adaylarının evlenmeye engel bir durumlarının bulunmadığına dair mahalle sakinlerince mahkemede verilen şehadetin mahkeme siciline geçirilmesini izinname için zorunlu hâle getirmiştir. Bu düzenlemenin ardından mahkeme, bu tür şehadet kayıtlarını tutmaya başlamış ve günümüze beş bini aşkın kayıt ulaşmıştır. Sayıca çok fazla olmasına rağmen bugüne kadar büyük ölçüde gözden kaçmış bu ve diğer arşiv kaynaklarına dayanan bu makale, evlilik sürecine eklenen bu küçük bürokratik adımın etkisini ve tarihsel önemini ele almaktadır. Bu adımla, imamların kendi mahalle sakinlerinin nikâhını kıyma konusundaki yetkisi belirginleşirken, her mahalle de sakinlerinin medeni durumundan kamusal olarak sorumlu hâle gelmiştir. Böylece bir mahallede ikamet etme, nikâhların imam tarafından gözetimi ve bireylerin –özellikle de kadınların– nikâha uygunluğunun topluca doğrulanması arasında daha sıkı bir bağ kurulmuştur. Nihayetinde, bu yeni düzenleme, imam-topluluk ilişkisine dayanan mahallelerin, şehrin fiziksel olarak sınırları tanımlanmış bir alanında daha güçlü ve sıkı bir şekilde yerleşik hâle gelmesinde önemli bir rol oynamıştır.
Anahtar kelimeler: Gayrimüslim, imam, İstanbul, izinname, mahalle, nikâh akdi, şeriyye sicilleri, tanıklık

II. Meşrutiyet döneminde Osmanlı İmparatorluğu’nda Enver Paşa kültü ve portreleri
FUNDA BERKSOY
Bu makalenin amacı, II. Meşrutiyet döneminde (1908-1918), İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin önde gelen üyelerinden biri olan Enver Bey’in (1881-1922; 1914 itibariyle Enver Paşa) bir “kült lider” olarak kurgulanarak yüceltilme sürecini “modern şahsiyet kültleri” kapsamında değerlendirmek ve söz konusu kurgunun resim, heykel sanatı ile madalya tasarımlarına yansımasını ele almaktır. “Modern şahsiyet kültleri”, tarihçi Jan Plamper’e göre, seçimli siyasi sistemlere sahip olan, kitle siyasetinin yürütüldüğü, sekülerleşen patriyarkal ve “kapalı/otoriter toplumlar”da bir siyasi lidere ilahi nitelikler atfedilmesiyle ve bu kişinin kitle iletişim teknikleri/araçları yoluyla yüceltilmesiyle kurgulanır. 19.yüzyılın ortasından itibaren Avrupa’da ortaya çıkan söz konusu kültlerin bir benzerini, II. Meşrutiyet döneminde, Osmanlı İmparatorluğu’nda da bulmak mümkündür. Zira, Osmanlı İmparatorluğu’nda 1908-18 arası dönem, kapitalist ilişkiler ağının genişleyip parlamenter sistemin kurulduğu, sekülerleşme sürecinin devam ettiği, Alman İmparatorluğu’ndan Osmanlı’ya politika transferlerinin yapıldığı ve Avrupa’da belirginleşen bazı proto-faşizan bileşenlerin Osmanlı İmparatorluğu’nda da gözlemlenebilir hale geldiği bir dönemdir. Makalede öne sürülen argümana göre bu süreç aynı zamanda, siyasi alanın en önemli figürlerinden birisi olan Enver Paşa etrafında, Plamper’in tanımıyla, bir “modern şahsiyet kültünün” kurgulandığı bir süreçtir ve bu kültün kurgulanmasında, yerli/ yabancı basının, İttihat ve Terakkî Cemiyeti/Fırkası’nın, Alman İmparatorluğu’nun ve Enver Paşa’nın kendisinin yürüttüğü propagandanın önemli rolü olmuştur. Söz konusu kült, posta kartı, fotoğraf gibi kitle iletişim araçlarının yanı sıra Osman Hamdi, Fausto Zonaro, Arthur Fischer ve Viktor Krausz gibi sanatçıların yaptığı portrelerde, Eugen Boermel’in hazırladığı heykelde, Çanakkale Zaferi Hatıra Madalyası’nda, Alman İmparatorluğu ve Avusturya’da üretilen ve bu ülkeler ile kurulan yakın iş birliğine işaret eden birçok hatıra madalyasında da görselleşmiştir. Kültün öncelikle “kahramanlık”, “fedakârlık”, “kutsallık” temalı ve ileriki yıllarda Nazi ideolojisinin önemli bir parçası haline gelecek olan Führerprinzip’e içkin olan “karar verici/kararlı/aksiyoner” gibi nitelikler atfeden söylemsel bileşenler üzerinden kurgulandığı, bunlara daha sonra “harp kahramanı” nitelemesinin de eklendiği görülür.
Anahtar kelimeler: Osmanlı İmparatorluğu, Enver Paşa, modern şahsiyet kültü, proto-faşizm, porte sanatı