Tarih ve Toplum Yeni Yaklaşımlar’ın yeni sayısıyla karşınızdayız. Dergimizin Türkiye tarihi çalışmalarının ötesinde bir içeriğe sahip olduğunu duyurmaya çalışmamızın ve bu amaçla bir yayın çizgisi takip etme çabamızın, uzun bir aradan sonra yeniden okurlarla buluştuğumuz ilk devam sayımızdan itibaren semeresini aldığımızı hissetmek bizi ziyadesiyle mutlu ediyor. Her sayımızda yer alan “başka diyarlar” yazıları Güz 2024 sayımızda bir dosya olarak arzu ettiğimiz kapsamda bir örnek oluşturuyor.
6-7 Ekim 2023 tarihlerinde Türkiye’de Cumhuriyet’in ilanının 100. yılını vesile bilen Tarih Vakfı ve IFEA (Institut Français d’Études Anatoliennes-Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü) ortak bir uluslararası konferans düzenlediler. Türkiye ve cumhuriyeti merkezine alan bir etkinlikten ziyade “Batı” olarak adlandırılan ülkelerin dışındaki devrimci mücadeleler ve fikir akımlarına odaklanmak isteyen konferans, alanının önde gelen birçok ismini bir araya getirirken, “Türkiye tarihinde devrim”in niteliğini tartışan sosyal bilimcileri de bir yuvarlak masa etrafında buluşturdu. Y. Doğan Çetinkaya, Şeyma Afacan, Philippe Bourmaud ve İsmet Akça’nın düzenleme komitesinde yer aldıkları “Batı”nın Ötesinde Devrimler: Tarihsel Bağlantılar ve Karşılaştırmalı Perspektifler başlıklı konferans, toplumsal hareketler literatürünün önde gelen isimlerinden James M. Jasper’ın Açılış Konuşması’yla açılırken, Ertan Erol, Alex Callinicos, Phillippe Bourmaud kolonyal iktidarlar ve anti-kolonyal hareketler üzerine konuştular. Houri Berberian, Ronald Grigory Suny, Şeyma Afacan, Janet Afary, Hale Eroğlu Sağer ve Vincent Benedetto iki ayrı oturumda Osmanlı’dan Rusya’ya, İran’dan Çin’e eski imparatorluklarda devrimci hareketlerin farklı veçheleri ve temaları üzerine sunumlar yaptılar. Konferans Erik J. Zürcher’in yaptığı ikinci bir Açılış Konuşması’yla devam etti ve Sevgi Adak, Serpil Çakır, Y. Doğan Çetinkaya, Emre Erol, Aykut Kansu, Ahmet Kuyaş ve Alexandre Toumarkine’nin katıldıkları yuvarlak masa tartışması ile sona erdi. Zürcher’in sunumu ile başlayan konferansın son oturumu 1908- 1923’e Türkiye’de bir devrim olup olmadığı konusunu tartışmaya çalıştı.
Tarih ve Toplum Yeni Yaklaşımlar’ın Güz 2024 sayısında bu konferanstan üç önemli katkı yer alıyor. 24. sayımızın dosyasını Houri Berberian, Hale Eroğlu Sağer ve Janet Afary ile Kamran Afary’nin birlikte yazdıkları yazılar oluşturuyor. Houri Berberian 19. yüzyılın sonlarından itibaren İran, Osmanlı ve Çarlık Rusyası arasında imparatorluklararası bağlarla şekillenen Ermeni kadınlarının devrimci ve sosyal örgütlenmelerini ele alıyor. Roving Revolutionaries: Armenians and the Connected Revolutions in the Russian, Iranian, and Ottoman Worlds, (University of California Press, 2019, 301 s.) başlıklı kitabıyla literatürde önemli bir yer edinen Berberian bu sayıdaki makalesinde İstanbul, Tiflis ve Tebriz gibi kültürel merkezlerde kurulan Ermeni kadın örgütlerini, Matinyan gibi kadınların eğitim ve sosyal dayanışmayı yaygınlaştırmak için gerçekleştirdikleri faaliyetleri ve özellikle kız çocuklarının eğitimi konusundaki etkinliklerine odaklanıyor. Yazar, kadın hakları hareketlerinde öncülük eden devrimci fikirlerin ve işbirliğinin yayılmasını sağlayan kadınları tanıtıyor. Berberian milliyetçi tarihyazımının görmezden geldiği kadınların
mücadelesini ve oynadıkları rolleri gün yüzüne çıkarıyor.
Janet Afary ve Kamran Afary ise öncü bir Azerbaycanlı gazeteci ve yazar olan, uzun yıllar Molla Nasreddin adlı hiciv dergisini çıkaran JalilMammadguluzadeh’in (Mirza Jalil) yaşamı ve entelektüel katkılarını inceliyorlar. 1906’da Tiflis’te kurduğu dergi Kafkasya’nın farklı bölgelerinde mizah ve hiciv aracılığıyla sosyal değişimi teşvik ederek otoriterliğe meydan okumuş ve Transkafkasya, İran ve Osmanlı İmparatorluğu genelinde sömürgecilik, dinî ikiyüzlülük, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve baskıcı kültürel uygulamalar gibi konuları ele alan çığır açıcı bir platform haline gelmişti. Janet Afary ve Kamran Afary’nin makalesi 20. yüzyıl başında Kafkasya’da bir aydın ve onun yayın faaliyeti üzerinden siyasi mücadelelerin bağlamı hakkında bir analiz yapıyor.
Hale Eroğlu ise makalesinde Çin’de Qing (Çing) Hanedanı’na son vererek cumhuriyet rejimini tesis eden 1911 Devrimi’ni ve onun içindeki farklı aktörleri ele alıyor. Eroğlu yazısında 1900’lerde yeni Qing reformları sırasında kurulan eyalet meclisleri, Yeni Ordu ve ticaret odaları gibi kurumların katılımı olmadan devrimin mümkün olamayacağını ileri sürüyor. Özellikle de Qing İmparatorluğu’nu anayasal bir monarşiye dönüştürerek korumayı hedefleyen reformist elitlerin kritik rolüne işaret ediyor. Çin tarihinde üzerine çokça çalışma ve vurgu yapılmış merkeziyetçi ve merkezkaç güçler arasındaki çatışmanın devrimin doruk noktasını oluşturduğunu yazan Eroğlu devrimin ideolojik mobilizasyon ve Çin’de çok yerde patlak veren köylü isyanlarının hazırladığı şartlar altında mümkün olduğunu gösteriyor.
Bu üç yazının ardından Ümit Kurt 20. yüzyıl başında gerçekleşen etnik çatışmalardaki şiddeti ön plana çıkaran çalışmaların hakim olduğu literatüre, şiddetin engellenmeye çalışıldığı bir örnek olayın incelenmesiyle katkıda bulunuyor. Kendi ifadesiyle “şiddetin yokluğuna dair bir inceleme sunuyor.” Başka bir ortamda bir isyan ya da katliama yol verebilecek bir fuhuş
hikâyesinin 1911’de Adapazarı’nda nasıl bir arada yaşama yönündeki bir iradeyle nşiddete evrilmesinin önlendiğini analiz ediyor. Kurt’un makalesi şiddet üzerine çalışmalara yeni bir pencere açmayı hedefliyor.
Sayımız Alper Kaya’nın Ankara’nın Müslüman/Türk burjuvazisinin soyağacının izini sürdüğü makalesi ile sona eriyor. Bu yazı Tarih ve Toplum Yeni Yaklaşımlar’ın Bahar 2023 sayısında yer alan “Türkiye Kurulurken Sermaye” adlı dosyanın da bir devamı niteliğinde. Kaya genel kanının aksine, Ankara’nın Müslüman-Türk burjuvazisinin köklerini Osmanlı dönemine kadar götürerek sınıfsal dinamiklerine odaklanıyor. Cumhuriyet’in ilk on yılında Ankara’nın önde gelen birçok siyasi ve ekonomik figürünün aile kökenlerini, ticari bağlarını, yerel meclislerdeki rollerini ve sınıfsal reflekslerini inceleyen Kaya, bu sınıfın temellerinin milli iktisat politikalarının uygulanmaya başlanmasından çok önce atıldığını gösteriyor.
Tarih ve Toplum Yeni Yaklaşımlar’ın 24. sayısına katkıda bulunan yazarlarımıza, anonim hakemlerimize teşekkür eder, tarih dostlarına güzel bir kış mevsimi dileriz. 2025 Bahar’ında görüşmek dileğiyle...
Sunuş
Sunuş