Özetler

Çin’de 1911 Devrimi ve yerel elitlerin rolü
HALE EROĞLU

Bu makale, Qing Hanedanı’nı devirip bir cumhuriyet kuran 1911 Devrimi’nin temel aktörlerini incelemektedir. Ana akım tarih yazımı, devrimin gerçekleşmesinde anti-Mançu devrimcilerin rolünü ön planda tutsa da, bu makale, 1900’lerde yeni Qing reformları sırasında kurulan eyalet meclisleri, Yeni Ordu ve Ticaret Odaları gibi kurumların katılımı olmadan devrimin mümkün olamayacağını savunmaktadır. Makale, başlangıçta Qing İmparatorluğu’nu anayasal bir monarşiye dönüştürerek korumayı hedefleyen reformist elitlerin kritik rolüne dikkat çekmektedir. Ancak reformistler ile devrimciler arasındaki mesafe, “demiryolu haklarını geri kazanımı hareketi” sırasında daralmıştır. İmparatorluk sarayının demiryollarını millileştirme ve merkeziyetçi gücünü artırma kararı, reformist yerel elitlerin yerel çıkarlarıyla çelişmiş ve gerilimi derinleştirmiştir.Sonuç olarak, devrim, Çin tarihinde merkeziyetçi ve yerelleşmeci güçler arasındaki çatışmanın doruk noktası olarak ortaya çıkmış, devrimcilerin ideolojik mobilizasyonu ve Çin’de çok yerde patlak veren köylü isyanlarının hazırladığı şartlar altında mümkün olmuştur. Ancak Cumhuriyetçi Devrim hedeflerini gerçekleştirememiş ve Çin kısa süre sonra bir parçalanma dönemine girmiştir. 1949’daki Komünist Devrim ile Çin yeniden birleşmiş ve merkezi bir rejim kurulabilmiştir.

Anahtar kelimeler: Çin, devrim, Sun Yatsen, reformcu elitler, anti-Manchu devrimciler, demiryolu haklarının geri kazanımı hareketi

*

Ermeni kadınlarının imparatorluklararası bağlantıları ve İran’da devrimci eylemlilik
HOURI BERBERIAN

Makalede, 19. yüzyılın sonlarından itibaren İran, Osmanlı ve Çarlık Rusyası arasında imparatorluklararası bağlarla şekillenen Ermeni kadınlarının devrimci ve sosyal örgütlenmeleri ele alınmaktadır. Satenik Matinyan gibi figürler, devrimci fikirleri ve kadın eylemliliğini bu sınırlar arasında taşıyarak Tebriz’deki Ermeni Kadınları Hayır Cemiyeti’nin kuruluşunda önemli roller oynamıştır. İstanbul, Tiflis ve Tebriz gibi kültürel merkezlerde kurulan Ermeni kadın örgütleri, eğitim ve sosyal dayanışmayı yaygınlaştırmak için faaliyet göstermiş, özellikle kız çocuklarınıneğitimini desteklemiştir. Bu örgütler, kadın hakları hareketlerinde öncülük ederek devrimci fikirlerin ve işbirliğinin yayılmasını sağlamış, kadınların eğitim ve toplumsal farkındalık alanında ilerlemesine katkıda bulunmuştur. Ancak, bu süreçler milliyetçi tarih yazımıyla gölgelenmiş ve kadınların bu hareketlerdeki rolleri tarihsel olarak yeterince takdir edilmemiştir.

Anahtar kelimler: Ermeni kadın hareketi, kadın örgütleri, Kafkasya’da devrimci hareket, kadın hakları ve eğitim

*

Öncü Bir Azerbaycanlı Gazeteci: Celil Mamedkuluzade
JANET AFARY - KAMRAN AFARY

Bu makale, öncü bir Azerbaycanlı gazeteci, yazar ve Molla Nasreddin adlı hiciv dergisinin kurucusu Celil Mammadguluzade’nin (Mirza Celil) yaşamını ve katkılarını incelemektedir. 1906 yılında Tiflis’te kurulan dergi, Transkafkasya, İran ve Osmanlı İmparatorluğu genelinde sömürgecilik, dinî ikiyüzlülük, toplumsalcinsiyet eşitsizliği ve baskıcı kültürel uygulamalar gibi konuları ele alan çığır açıcı bir platform olmuştur. Farklı dinî ve toplumsal geçmişlere sahip yazarlar, sanatçılar ve editörlerden oluşan kapsayıcı ve işbirlikçi bir ekiple çalışan Molla Nasreddin, mizah ve hiciv aracılığıyla sosyal değişimi teşvik etmiş ve otoriterliğe meydan okumuştur. Sansür, baskı ve siyasi tehditlerle karşı karşıya kalmasına rağmen, Mammadguluzade ve ekibi eşitlik, eğitim ve sömürgeci ile ataerkil yapılara direniş fikirlerini ileriye taşımıştır. Onun eserleri ve derginin mirası, bölgede ilerici düşünce ve kültürel reformun sembolü olmaya devam etmektedir.

Anahtar kelimeler: Mirza Celil, Kafkasya’da mizah ve gazetecilik, Molla Nasreddin, kültür reformu

*

Kaymakam Sırrı Bey’in tuhaf hikâyesi ve erken 20. yüzyıl Osmanlı toplumunda şiddetin dizginlenmesi: “Adapazarı Adana olmasın!”
ÜMİT KURT


Son on yılda, tarihyazımı geç 19. ve erken dönem 20. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu’ndaki şiddet olaylarını mebzul miktarda belgelemiştir. Gerçekten de, şiddetin yokluğunun daha az hesaba katıldığı bir noktaya ulaştık. Bu makale şiddetin yokluğuna dair bir inceleme sunuyor. İncelememize konu olan hadise 1911 yılında Adapazarı’nda bir hamamda yaşanan fuhuş hikâyesiyle başlıyor. Makale, dönemin başka bağlamlarında kolayca isyanlara ve katliamlara dönüşebilecek bir olaya odaklanıyor. Bir Osmanlı devlet adamının amansız çabalarına ve müdahalelerine rağmen, Kuzeybatı Anadolu’da bir hamamda yaşanan bu olaya dayanarak, bir arada yaşama yönündeki toplumsal iradenin nasıl üstün geldiğini gösteriyor. Bu makale, geç Osmanlı İmparatorluğu ve modern Orta Doğu’daki toplumsal ilişkilerin analizine önemli bir katkı sağlamayı hedefliyor. Ayrıca, bölgesel farklılıkların imparatorluğun son dönemlerinde toplumlar arası şiddeti dizginlemede ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.

Anahtar kelimeler: şiddet, şiddetin dizginlenmesi, Adapazarı, İttihat ve Terakki, Sırrı Bey, fuhuş, İslâm, meşrutiyet, Anayasa, Müslim ve Hıristiyan ahali

*

Hayalet bir sınıfın peşine düşmek: Geç Osmanlı’dan erken Cumhuriyet’e Ankara’nın Müslüman-Türk burjuvazisi
ALPER KAYA

Bu makale, Tanzimat döneminden Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarına kadar Ankara’nın Müslüman-Türk burjuvazisinin gelişimini ve devletle ilişkisini incelemektedir. Osmanlı ve Türk tarihyazımının yerleşik anlatısı, Müslüman-Türk burjuva sınıfının Avrupa’dakine kıyasla oldukça geç geliştiğini ve hatta ortaya çıkmak için devlet müdahalesini beklediğini iddia etmektedir. Bu makale, genel kanının aksine, Ankara’nın Müslüman-Türk burjuvazisinin köklerini Osmanlı dönemine kadar götürerek sınıfsal dinamiklerine odaklanmaktadır. Belirli ailelere odaklanan bu çalışma, Tanzimat döneminden Cumhuriyet’e uzanan bir sürekliliğe işaret etmektedir. Özellikle Cumhuriyet’in ilk on yılında Ankara’nın önde gelen birçok siyasi ve ekonomik figürünün aile kökenlerini, ticari bağlarını, yerel meclislerdeki rollerini ve sınıfsal reflekslerini inceleyen bu araştırma, bu sınıfın temellerinin milli iktisat politikalarının uygulanmaya başlanmasından çok önce atıldığını göstermektedir. İkinci Meşrutiyet, Milli Mücadele ve
Cumhuriyet dönemlerini kapsayan çalışma, bu sınıfın her yeni döneme ve koşula başarıyla uyum sağladığını ve sınıfsal çıkarlarını her zaman ön planda tuttuğunu savunmaktadır.

Anahtar Kelimeler: burjuvazi, milli burjuvazi, tüccar, Ankara, Müslüman-Türk, Türkiye Cumhuriyeti’nin iktisadi tarihi