Klasik Türkiye Edebiyatı
Araba Sevdası
Eleştirel Basım
Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası, kendi çağına tanıklık eden bir yazarın, roman aracılığıyla toplumsal bir eleştiriyi dile getirdiği en özgün örneklerden birisidir.
Ahmet Haşim
Yakup Kadri, Ahmet Haşim adlı monografisiyle şiiri kadar latif, fakat doğrudan doğruya yakalanması güç bir "insan"ı bize sunuyor.
Bir Serencam
Kadın, namus, din, cehalet; savaşın Anadolu’da bıraktığı izler; aşk, toplum parazitleri, ruh sapıklıkları, umutsuzluk ve görev duygularını konu edinen kitapta Yakup Kadri’nin biçim, içerik ve teknik yönünden başarılı hikayeleri yer alıyor.
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
Sadeleştirilmiş Basım
Edebiyatımızın sürekli ilgiyle okunan başyapıtlarından Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, eğlencenin, mizahın ve heyecanın bir an bile eksilmediği bir dünyayı anlatıyor.
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
Eleştirel Basım
Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç’ta İstanbul’un sokakları, mahalleleri, dükkânları ve insanlarıyla çok renkli ve canlı bir tablosunu sunuyor.
Araba Sevdası
Sadeleştirilmiş Basım
Sultan Abdülaziz döneminde yaşanan trajikomik bir aşk hikâyesini, abartılı bir “alafranga züppe” karakterinin etrafında anlatan Araba Sevdası, Türkçe edebiyatın en özgün örneklerinden biridir. Daha sonra pek çok romanda benzer örnekleri yaratılacak, aşırı Batılılaşmış, özenti karakterlerin dramı, en yoğun olarak Araba Sevdası’nın kahramanı Bihruz Bey’in şahsında ete kemiğe bürünür ve bir klasik haline gelir.
Ergenekon
Milli Mücadele Yazıları
"Bu yazıları, o devrin mânevî manzaralarını, ateşten bir çizgi halinde aksettiren birer küçük aynaya benzetebiliriz."
Mai ve Siyah
Eleştirel Basım
Halit Ziya Uşaklıgil’in Mai ve Siyah’ı bireyin iç dünyasının kapılarını ardına kadar açan ve o dünya üzerine düşünen, düşündüren ilk romanlarımızdandır.
Alp Dağları'ndan ve Miss Chalfrin’in Albümünden
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Batı ve Batılılaşmaya dair yazılarından oluşan eserde, “şarklı gözüyle” Avrupa’nın, “garplı gözüyle” şarkın resmini görebiliyoruz.
Sayyadane Bir Cevelan
Tanzimat sonrası Türk yayın hayatının “hâce-i evvel”i (ilk öğretmeni) Ahmed Mithat’ın bu küçük, ama sevimli kitabı gezi edebiyatının ilk örneğidir. Üstat Orhan Şaik Gökyay’ın dediği gibi kitap, “... yalnız eğlenceli bir gezinin hikâyesi olarak kalmamış, türlü yönlerden okur için yararlı olmuştur. (...) bu türden başka kitapların yazılmasına da yol açmıştır".
Yaşadığım Boğaziçi
İffet Evin, bütün ömrünü Boğaziçi’nde geçirmiş eski bir İstanbul hanımefendisi. Çocukluğundan başlayarak “sevgili Boğaziçi”ne dair hatırladığı, yaşadığı her şeyi, kimilerini öyküleştirerek o güzel üslubuyla kağıda kaleme döküyor. Bu kitap ne anı ne de bir öykü kitabı.