Osmanlı Bürokrasisi ve Modernleşme
Osmanlı Devleti’nin klasik bürokratik yapısı, modernleşme sürecinin etkisiyle 19. yüzyılda köklü bir değişim geçirmişti. Daha önce yayınladığımız Para Pul Oldu: Osmanlı’da Kâğıt Para, Maliye ve Toplum adlı kitabıyla bankacılık ve finans tarihi yarışmasında birincilik ödülü kazanan Ali Akyıldız, Osmanlı Bürokrasisi ve Modernleşme’de derlenen yazılarında 19. yüzyıl boyunca Osmanlı bürokrasisinde yaşanan merkezîleşme, genişleme ve reform sürecini ayrıntılarıyla ele alıyor.
Modern Türkiye’nin Şifresiİttihat Ve Terakki’nin Etnisite Mühendisliği (1913-1918)
Yirminci yüzyılın başı, Osmanlı İmparatorluğu’nun etnik haritasının çizildiği, tebaanın etnik kökenlerine göre hesaplandığı, yerleşim alanlarının nasıl yeniden biçimlendirileceğinin sorgulandığı bir dönemeçtir. İttihat ve Terakki, Osmanlı Devleti’nin dinsel cemaatlere yönelik olarak kullandığı takibat metotlarını geliştirip “modernleştirerek” etnik kimlik temelli araştırmalar haline getirdi.
Bir Dava HikâyesiOsman Kavala'nın Yedi Yılı
Bu kitap, siyasi görüşleri ve toplum anlayışları farklı olan pek çok insana, davanın bir aşamasında, “Burada tuhaf bir şey, kabul edilmesi zor bir şey oluyor” dedirten, bazen “Kafkaesk” diye tarif edilen bir dava sürecinin hikâyesi. Aynı zamanda, suç işlediğine dair kanıt olmadan tutuklanmış, hüküm giymiş ve kesintisiz yedi sene boyunca cezaevinde yaşamış bir insanın hayatının yedi senesinin hikâyesi.
Hepsi DiyarbakırHerkesin Bildiği Kimsenin Bilmediği
Mehmet Atlı, kozmopolit bir geleneksel şehirden bir Cumhuriyet taşrasına dönüşerek yıldızı sönen, son dönemde ise metropolleşen ve yeni kimlikler edinerek yıldızı yeniden parlayan Diyarbakır’ın çehrelerini anlatıyor.
Berber
Berber, bir katilin hikâyesi, uzun bir kıyametin, karanlık bir kuytunun... Tayfun Pirselimoğlu’ndan ustaca yazılmış bir muamma, bir kara roman.
Geleneksel Alevilikİnanç, İbadet, Kurumlar, Toplumsal Yapı, Kolektif Bellek
Aleviliğin, gitgide kaybolmakta olan bir katmanını ele alıyor bu kitap: Rıza Yıldırım’a göre, günümüz Aleviliğinin en alt katmanını oluşturan geleneksel Aleviliği. “Yalıtılmış, sıkdokulu, kırsal” ilişkilere dayanan, “mistik ve mitik nitelikli dogmalar”la kendini sözlü iletişimle yeniden üreten bir kültür olarak tasvir edilen geleneksel Alevilik, aktarım kanalları hayli tıkanmış olduğundan, bir tür “gizli kaynak” havası taşıyor.
İş Hayatında Hikâyeleştirmeİletişimde Yeni Bir Perspektif
İş Hayatında Hikâyeleştirme, profesyonel yaşamda iletişim, liderlik, pazarlama gibi alanlarda anlatımını dikkat çekici hale getirmek isteyen herkesin elinin altında bulunması gereken bir rehber.
Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’i
Bir buçuk yüzyıldan fazla zaman önce yayımlanmış bu eserde Marx, 19. yüzyıl ortası Fransası’ndaki sınıf mücadelelerini ve bu politik mücadelelerin bir hükümet darbesiyle sonuçlanışını tahlil eder. Bir toplumu vesayet altına alırken, vasat bir adamın “imparator” pelerini kuşanmasını sağlayan bir darbedir bu.
Bir “Hürriyet” HikâyesiÇok-Partili Dönemde Özgürlükçü Bir Siyaset Girişimi (1955-1958)
Ertuğrul Günay, Bir “Hürriyet” Hikâyesi’nde Hürriyet Partisi etrafında uzun soluklu olamayan bu “hürriyetçi” çıkışın nedenlerini ve sonuçlarını irdeleyip Türkiye’nin demokrasi yolculuğundaki aksaklıklara ve hâlâ çözüm bekleyen temel problemlerine bakarken, aynı zamanda 50’li yıllara panoramik bir bakış sunuyor. Hürriyet meşalesinin neden süreklilik taşıyamadığına dair titiz bir inceleme yapıyor.
Şehir, Orta Sınıf ve Kürtlerİnkar’dan “Tanıyarak Dışlama”ya
Göç yüzünden sokağa çıkamaz olduk. Bizim gençliğimizde Doğulu hissederdim ben kendimi, Orta Anadolulu olmama rağmen. O zaman Doğu insanı mertti, dürüsttü. İşte işçi olmaya gelirlerdi buralarda fabrikalarda. Ekmeklerini taştan çıkarıyorlardı.
Ne Mutlu Türküm DiyebileneTürk Ulusal Kimliğinin Etno-Seküler Sınırları (1919-1938)
Türk ulusal kimliğine ilişkin hala süregiden tartışmaların kutuplarında iki tasavvur duruyor: Vatandaşlık esasına dayalı anlayış ve etnik-kültürel kimlik esasına dayalı anlayış. Ahmet Yıldız`ın incelemesi, Türkiye`de milli kimliğin inşa sürecinde etnik-kültürel kimlik vurgusunun ve tazyikinin en güçlü olduğu evreyi ele alıyor: 1919-1939 Dönemi.
GırgırBir Mizah Dergisinde Gündelik Hayatın Dönüşümü (1972-1989)
Gökhan Demirkol, Gırgır'ı bir dergi, bir fenomen ve gündelik hayatla doğrudan ilişkili bir yayın mecrası olarak inceliyor. Başta yayın yönetmeni Oğuz Aral olmak üzere üreticilerini, aktüel siyaset ve magazinle ilişkisini, derginin yıllar içindeki dönüşümünü irdeliyor.
Bauhaus: Modernleşmenin TasarımıTürkiye’de Mimarlık, Sanat, Tasarım Eğitimi Ve Bauhaus
Bauhaus düşüncesi, bir stilin, bir eğitim hareketinin ötesinde, 1850’lerden beri Avrupa’da yürürlükte olan kültürel, ekonomik ve toplumsal bir modernleşme programını ifade eder. “Yeni” bir hayatın tasarlanabileceği inancını temsil eder.
Cumhuriyet Dönemi Azınlık Politikaları ve Stratejileri Bağlamında6-7 Eylül Olayları
Çok uluslu Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasının ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin, homojen bir ulus-devlet olma politikası çerçevesinde "vatan topraklarını Türkleştirmek" adına yürüttüğü faaliyetler, gayrimüslim azınlıkların aleyhine işleyen bir süreci de beraberinde getirmiştir.
Kün
Kün, yani ‘Ol’... Neleri neleri olduran bir roman, Kün. Ölülerin daha da ölebildiği -ya da tam ölemediği-, cami imamıyla ateistin birbirini ‘aydınlatabildiği’, köpeklerin (hem de Konya ağzıyla!) konuşabildiği, el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor.
Suç ve Ceza
Dostoyevski’nin en çok okunan romanı olan Suç ve Ceza, yayımlandığı günden bu yana insan ideallerini ahlâki ve felsefi sorularla sınamaya devam ediyor.
Yüz: 1981
12 Eylül’ün ruhunu, solun sahici yenilgisini, yerine ikame edilen yeni değerleri ve vicdansızlığı anlatıyor Mehmet Eroğlu.
"Aslında..."
“Sinemanın atına binmiş, edebiyatı kırbaç yapmış” bir yazarla söyleşiler… Hekim sıfatıyla hastalarının, yazarlığıyla Anadolu’nun sır kâtibi olan Ercan Kesal, edebiyatla ilgili, eserleriyle ilgili, memleketle ilgili, hal-i pürmelâlimizle ilgili, taşrayla ilgili, insan halleriyle ilgili, umut ve direnişle ilgili, ahlâkla ve vicdanla ilgili, sinemayla ilgili sohbet ediyor bizimle.
Gordiyon Fiyongu
Yaşayan en önemli polisiye yazarlarından Bernhard Schlink, Gordiyon Fiyongu’nda entrika, gerilim ve tutku dolu bir hikâye anlatıyor.
Kimsenin Ölmediği Bir Cinayet Öyküsü
Ali İpek, Kimsenin Ölmediği Bir Cinayet Öyküsü’nde gerçeği herkesin bilmesine rağmen susmayı tercih ettiği bir hikâye anlatıyor. Ama gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu olduğunu hatırlatarak...
Geber Anne!..
Mutlu bir aile, İsmailoğlu ailesi: Otoriter anne Melek Hanım, baba Şükran Bey, oğulları Tufan ve Tayfun, köpekleri Sarı... “Annesinin sarı prensi” Tayfun, on yedisine basacağı gün eve biraz erken döner. Fakat bu sesler, annesinin yatak odasından gelen bu sesler... Kapı aralığından görünen yabancı erkek bacağı... Yoksa?... Tanrım! Tayfun’un doğumgünü, Melek Hanım’ın intihar günü olur... Aradan yıllar geçer, yetiştirme yurdu müdürü İhsan Beyit, meslektaşı ve “abisi” Hasan Çokar’a bir çocuk gönderir. Mecburiyet olmasa, kimsenin yanından ayırmak istemeyeceği bir çocuktur bu. O sarı saçlar, o yüz, o konuşma, o karizma... Bir sicil vardır çocukta, “Tövbe estağfurullah, Mevlût gibi!” Sonra? Sonrası karmaşık, komik, heyecanlı; hem “kelalaka” hem fazlasıyla alakalı... Üstelik, uyarı levhası hediyeli: “Zaman”la fazla oynama!... Sezgin Kaymaz “fantastik eğlence”yi Geber Anne!...’de başarıyla sürdürüyor.
"Yaram Derine Düştü"Veliköylü Devrimci Öğretmen Cengiz Aksakal
“Yaram Derine Düştü”, devrimci öğretmen Cengiz Aksakal’ın hikâyesinin etrafında halka halka yayılarak “bir zamanlar Şavşat”ı anlatıyor. Artvin-Şavşat, 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde, Türkiye’de “devrimci durum”un belki en canlı hissedildiği coğrafyaydı. Sezai Sarıoğlu, “rüya zamanlar” diye hatırlanan bu deneyimi, yaşayanların dilinden göz önüne seriyor.
Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti
Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti, Balzac’ın 1838’de yazmaya başlayıp 1847’de bitirdiği dört kitabın toplamından oluşur. “Paris Hayatından Sahneler”in tanıdık karakterlerini bir araya toplayan roman, karmaşık aşk hikâyeleri üstünden ilerlerken hırsızlık, cinayet gibi suçlar üstünden de dönemin yer altı dünyasına ışık tutar. Cemil Meriç'in çevirisiyle...
Frankenstein
Sinemadan tiyatroya, popüler diziden karikatüre birçok modern sanat dalında bir arketip haline gelen Frankenstein 1818 tarihli ilk basımıyla Türkçede.
